Anayasa Referandumu halkın büyük desteğiyle kabul edildi. Evet oyları beklenenin üzerinde çıktı. % 58'lik Evet oyuna karşılık Hayır oyları % 42'de kaldı. Evet oylarının yüksek çıkması halkın yeni bir Anayasa beklentisinin canlı bir yansımasıdır. İktidar Partisi, Evet oylarını kendi başarısı olarak ortaya koyma girişiminde bulunursa, Evet yönünde çaba gösteren başta Saadet Partisi olmak üzere diğer siyasi partilere haksızlık yapılmış olacaktır. AKP'ye düşen görev, halkın ortaya koyduğu iradeyi daha da ileriye taşımak olmalıdır. O da Türkiye'nin ihtiyacı olan darbelerden arındırılmış, köklü ve sivil bir Anayasa için kolları sıvamaktır. Zaman kaybetmeden bütün siyasi görüşlerin içinde yer aldığı bir komisyon kurulmalı. Böylece bu komisyon, özlemini çektiğimiz, hak ve hukuka dayalı, adil bir yönetim anlayışını Türkiye'de yerleştirecek bir Anayasa hazırlığını ortaya koymuş olacak ve pansuman tedbirler yerine köklü değişiklikler kalıcı hale gelecek.
Referandumun en dikkat çekici yönü, Hayır kampanyası yürüten MHP'nin düştüğü durumdur. MHP'nin birinci olduğu illerde Evet oyları oldukça yüksek çıktı. Burada MHP'nin yürüttüğü Hayır kampanyasının seçmen nezdinde kabul görmediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu durum MHP'yi zor günlerin beklediğini gösteriyor. Parti içinde ciddi tartışmaların yaşanacağı açık. 12 Eylül Darbesi'nin en büyük mağduru olan bir partinin CHP'nin yanında yer alması ve Hayır kampanyası yürütmesinin tabanında öfkeyle karşılanması doğaldır. MHP tabanı da Referandumda Evet diyerek bu tavrını ortaya koymuştur.
Referandumun diğer çarpıcı sonucu ise BDP'nin Boykot kararının amacına ulaşmış olmasıdır. BDP'nin ve terör örgütünün korku temeline dayandırdığı Boykot kararı Doğu ve Güneydoğu illerinin çoğunda oy kullanma oranını düşürmüştür. Ortaya çıkan sonuç, Kürt halkının özgürlüklerini genişletmek yerine ayrıştırmayı, terör örgütünün arzularına alet etme isteğini canlı bir şekilde ortaya koymuştur. Böylece Kürt sorunu çözme yönündeki iradeyi terör örgütü eliyle provoke etmiştir. Ayrışmayı derinleştiren bu tavrın, Türkiye'nin başını ağartmaya devam edeceği görülüyor. Çatışmadan beslenen ve oluşturduğu korkuyla Kürt halkını çirkin emellerine alet eden terör örgütünü ve onun siyasi temsilcisi olan partinin ektiği nefret tohumlarını ortadan kaldırmak için bakalım daha hangi bedelleri ödeyeceğiz.
Doğu ve Güneydoğu'daki Boykot, Tunceli, Trakya, Ege ve Akdeniz sahil şeridinin Hayır demesi ve Türkiye'nin geri kalan kısmının Evet kararı Türkiye'de ilginç ve bir o kadar da düşündürücü tabloyu ortaya koydu. Ortaya çıkan bu tablo, Türkiye'nin geleceğinde ciddi bir kaygıya yol açacak cinsten. Belirginleşen kamplaşmalar, sorunların çözümü noktasında her zaman sorun olacaktır. Milletin hayrına olacak her adımda, siyasi çıkarlarını milletin çıkarlarının önüne koyanlar, ülkenin önünü tıkamak için boş durmayacaklar. Tıpkı bugün CHP'nin yaptığı gibi. Hayır oylarına bakıldığında CHP'nin Türkiye'nin merkezinden hızla uzaklaştığı ve bir sahil partisi görüntüsü çizdiği görülüyor. CHP'nin güçlü olduğu sahil illerinde Hayır oyunun yüksek çıkması bu gerçeği açıklıyor. Türkiye gerçeğini göremeyip, kendi saplantıları doğrultusunda siyaset yapan CHP, ülkeye zarardan başka bir şey vermiyor.
Burada Saadet Partisi'ne bir parantez açmakta fayda var. Saadet Partisi'nin Referandum süresince gösterdiği ilkeli tavır ve ortaya koyduğu çözüm önerileri her türlü takdirin üzerindedir. Referandumun Evetle sonuçlanmasında Saadet Partisi kilit parti rolünü üstlenmiştir. Dolayısıyla milletin ihtiyacı olan kapsamlı bir Anayasa yapma becerisini gösterecek en hazırlıklı partinin Saadet Partisi olduğu açıktır. Önümüzdeki dönemde Saadet Partisi'ne duyulan ihtiyaç elzem hale gelecektir. Referandumla birlikte ortaya çıkan sonuç, millete dayanılarak yapılan işlerin başarı şansının yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Yapılması gereken bu iradeye saygı duymaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



