Bir referandumu daha hayırlısıyla bitirdik. Her seçimin, tercihin kazananları olduğu gibi kaybedenleri de vardır. Siyasi yelpaze içinde kimi renkler daha çok öne çıkarken kimileri de gözden düşer, kaybolur. Böyle bir neticenin çıkacağı, milletinin evet yönünde tercihte bulunacağı malum idi.
Ortada bir başarı varsa, bu başarı filan siyasi partinin değil doğrudan milletindir. Bilhassa seçimlerde aydın zümresi daima halkın tercihi konusunda maalesef ağır eleştirilerde hatta hakaretlerde bulunmayı bir vazife bilirler. Referandum öncesi kimi aydınlar görüşlerini net olarak açıklamış, evet veya hayır yönündeki tercihlerini ilan etmişlerdi. Bu kez onların tercihlerine, seçimlerine karşı birtakım aşırı örgütler hazımsızlık göstermiş, saygısızlık etmiştir. Zaten bu tür örgütlerin varlık sebebi milletin tercihine saygısızlık etmektir.
Bu tür tahammülsüzlükler, şiddete varan tehdit ve hakaretler insana yakışmayan davranışlardır. Her vatandaşın iradesiyle tercihini, seçimini yapmasından daha tabii bir hadise olamaz. Siyasilerin meydanlardaki kavgaları ise büsbütün bir gerilim sahnesi olarak arşivlerdeki yerini almıştır.
Her iki tarafı da dinleyen milletimiz, değişen Anayasa maddelerini dahi okumadan kararını vermiştir. Değişen maddeler hakkında evet diyenlerin de hayır diyenlerin de net bir fikrinin olmadığı açıktır. Artık bu günden sonra değişen maddeleri daha iyi ve net göreceğiz, kavrayacağız. Zira hayatımıza bundan sonra onlar girecektir.
Her seçimin, her tercihin kaybedenlerinin de olacağını hepimiz biliyoruz. O zaman bu referandumun kaybedeni kimdir? Bu sorunun cevabı referandum günü sandıkların kapanmasıyla ortaya çıkmıştır.
Tarihin en trajik hadisesi meydana gelmiş, günlerdir hayır kampanyasında varını yoğunu ortaya koyan, rakibi karşısında en sert, en ağır cümleleri kuran, en olmadık ithamlarda bulunan Kılıçdaroğlu oyunu kullanamamıştır. Bence yakın tarihimizin en trajik en dikkate değer hadisesi budur. Kendisine, partisine, şahsına karşı teveccüh gösteren milyonlarca kişi bu olağanüstü durum karşısında bir kez daha düşünmek mecburiyetindedir. Daha kendi oyuna, kendi reyine, kendi tercihine, kendi seçimine sahip çıkamayan bir lider, milyonlarca kişinin oyuna nasıl sahip çıkacaktır? Kendi oyundan haberdar olamayan birine milletin, devletin kaderi teslim edilebilir mi? Bu referandumda akıllarda kalacak, hepimize ibret olacak tek hadise budur. Aylardır, günlerdir meydanlarda milletin karşısına çıkan, milletten hayır oyu isteyen, hatta AKP hakkında en ağır ithamlarla cümleler kuran bir ismin kendinden dahi haberdar olmadığının ortaya çıkması ne kadar ibretlik bir hadisedir.
Bundan sonra ülke bir genel seçime gidecektir. Sandığa gidip oy kullanamayan bir isim, nasıl olup da milyonlarca kişiden oy isteyecektir? Kılıçdaroğlu bundan sonrası için belki de hayatının en önemli kararını verecek, bir daha milletin karşısına çıkıp kendi kullanamadığı bir oyu istemek şaşkınlığını göstermeyecektir. Referandumun en ağır sonucu ve hadisesi budur. Bunun hiçbir bahanesi olamaz.
Kılıçdaroğlu, kendi adresine, kendi oyuna sahip çıkamamışken milyonlarca vatandaşın oyuna, seçimine, tercihine nasıl sahip çıkacaktır? Referandumdan akıllarda kalacak tek hadise budur.
Milletinin aleyhine aşırı muhalefette bulunmak hiçbir zaman doğru değildir. Muhalefet ancak, milletin aleyhine yapılan işlere yapılır. Kılıçdaroğlu'nun düştüğü hazin durum ve tablo belki siyasi sonuçları bakımından kendisinin en ağır biçimde eleştirdiği partiye yarayacaktır. Bunun ileride nasıl yorumlara sebep olacağını elbette göreceğiz ama daha şimdiden iktidar partisinin, polisin, devletin suçlanması meseleyi açıklığa kavuşturmaya yetmeyecektir. Bunun bir komplo olduğunu düşünenler bile çıkabilir. Şayet bu bir komplo ise, bu tür sebeplerle genel başkan değiştiren CHP 'de yeni bir genel başkan ortaya çıkacak demektir.
Kılıçdaroğlu kendi adresine, kendi oyuna sahip çıkamamıştır. Tıpkı kendi partisine sahip çıkamadığı, belediye başkanının il başkanlığıyla hazırlattığı ve yapıştırdığı rahibe afişlerinden haberdar olmayıp yine Başbakan'ı suçladığı gibi.
Kendi tek oyuna sahip çıkamayan, kendi adresi konusunda tereddütler ve belirsizlikler yaşayan bir isim hatta lider milletimizin kaderine, devletimizin yönetimine hiçbir şekilde sahip çıkamaz.
Kılıçdaroğlu, partisine bu kampanya boyunca en hazin sahneleri, tabloları yaşatmıştır. Artık onun önünde tek bir yol, seçenek kalmıştır. Bundan sonra kendisini o makama oturanların bir komplosuna maruz kalmadan, kendi seçimi ve iradesiyle istifasını sunmalıdır. Partisine, oyuna sahip ve hakim olamayan birine kimse ülkenin, milletin kaderini emanet etmez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



