Geçtiğimiz mahalli seçimlerde, siyasi partiler, seçim kampanyaları için epeyce paralar harcadılar, sloganlar ürettiler. Ama o seçimlerden akılda kalan tek slogan, son derece kısıtlı imkânlarla bir mahalli seçim kampanyası gerçekleştiren Saadet Partisi'nin "fark var, saadet var" sloganı oldu.
Çok büyük paralar harcayarak çok gösterişli kampanyalar düzenleyen siyasi partilerin kampanyalarından, geriye akılda kalan bir şey olmadı.
Şimdi adetası fazla, bir genel seçim kampanyasına dönüştürülmüş, referandum kampanyasının son günlerindeyiz. Pazar günü sandık başına gidip anayasa değişikliğini oylayacağız.
Başta AKP, CHP ve MHP olmak üzere, günlerdir çok masraflı ve gösterişli propaganda kampanyaları düzenliyor ve çok büyük paralar harcıyorlar.
Kimileri "hayır" kimileri ise "evet" diyor. Ama bunlar, kuru kuruya bir evet ya da hayır'ın ötesinde bir anlam ifade etmiyor.
Çünkü bu siyasi partiler, referandum kampanyaları esnasında, anayasa dışında her şeyi konuşmuşlardır. Her şeyi istismar etmişlerdir.
Bu noktada da, çok pahalı kampanyalar yürüten AKP, CHP ve MHP'den çok, mütevazı ve kısıtlı imkânlarla çalışmalarını sürdüren Saadet Partisi, söylemiyle ön plana çıkmıştır.
Bu süreçte, herkes referandumu yeni bir kamplaşmanın ve gerilimin vasıtası haline getirmişken ve gerilim üzerinden siyasi rant sağlamaya çalışırken, Saadet Partisi, başından beri sadece anayasayı konuşmuş ve söylenmesi gereken neyse, onları dile getirmiştir.
Bu tavrıyla da, hem iktidara hem de muhalefete, siyasetin nasıl yapılması gerektiği noktasında örnek olmuştur. Bugün, bu tavrın, Meclis'te temsil edilen siyasi partilerce yeterince anlaşıldığı tartışılabilir ama milletimizin büyük çoğunluğunca kabul gördüğü kesindir.
Ve yine Görünen odur ki, bu kampanyadan akılda kalan tek slogan da, Saadet'in "şimdilik evet" sloganı ve bunun etrafında dile getirilen gerçekler olacaktır.
Kimi çevreler, Saadet Partisi'nin, baştan beri açıkça ortaya koyduğu "evet" yönündeki bu tavrını, eleştiri konusu yaptılar. Ancak Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un değişik vesilelerle dile getirdiği ve "yetmez ama evet" veya "şimdilik evet" sloganı etrafında sıralanan gerekçeler, milletimizce kabul görmüştür ve 13 Eylül sabahından itibaren de, siyasetin yol haritası olacaktır.
Bu noktada, önemli bulduğum bazı hususlara daha dikkat çekmek istiyorum.
Burada 'Evet' verilmesi, AKP Hükümet'ine güvenoyu manasına gelmemektedir. Keza 'Hayır' oylarının da, Hükümet'e güvensizlik olarak kabul edilmemesi gerekir.
Şayet referandum kampanyası esnasında inat ve ısrarla sürdürülen yanlış anlayışın aksine, hiç değilse bundan sonrası için, değerlendirme, bu çerçevede yapılırsa, ilerisi için sağlıklı bir netice çıkarma imkânımız olacaktır.
Zaten Saadet Partisi de "yorulmuş iktidarı onayladığımız için değil, milletin geleceği için evet diyoruz" derken, bu hususa vurgu yapmaktadır.
Evet, bu değişiklik, bir reform değildir. Birçok eksiklikler vardır. Gerçek manasıyla, millet önünde de tartışılamamıştır. Ancak bir yerlerden de başlanması gerekmektedir.
Millet, AKP'ye bir kredi vermiştir. AKP, bunu, bugüne kadar, çok iyi kullanamamıştır. 12 Eylül'den sonra, AKP Hükümeti'nin, artık kaçacak bir tarafı kalmayacaktır.
Yeni bir Anayasa sürecine girilmesi gerekmektedir. Saadet Partisi de "Hükümeti, bu konuda, 13 Eylül'den itibaren sıkıştırmaya, zorlamaya devam edeceğiz" derken, son derece tutarlıdır. Aynı zamanda, bu desteğin, körü körüne bir destek olmadığının da vurgusudur.
Hülasa, Saadet'in şimdilik evet'i, AKP'nin evet'inden de, CHP ve MHP'nin hayır'ından da, çok daha anlamlıdır. Son derece bilinçli bir karardır.
Son olarak ta, görünen o ki, referandumun neticesini, Saadet Partisi belirleyecektir.
...
Hakkımızda hayırlara vesile olması dua ve niyazıyla, Ramazan Bayramı'nızı tebrik ediyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



