Anayasa değişiklik paketinin Millet Meclisi'ndeki görüşmelerinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkan durum insanın aklına çeşitli sorular getiriyor. Kesin olan husus ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün değişiklik paketini imzalayıp Başbakanlığa göndermesinin ardından Resmi Gazete'de yayınlandığı andan itibaren Yüksek Seçim Kurulu'nun referandum sürecini başlatacak olması. Ancak CHP'nin değişiklik paketini Anayasa Mahkemesi'ne taşımak için harekete geçmiş olması bu kadar net bir tabloda bir takım belirsizliklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Kişisel kanaatim o ki referanduma gitmek durumunda olan bir anayasa değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gidilmesinin millet iradesine güvensizlik anlamına geleceğidir. Çünkü, Meclis'ten bir değişiklik paketi geçmiştir ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış olsa da hayata geçebilmesi için referandumda çoğunluğun oyunu alması gerekiyor. Yani anayasa değişiklik paketinin hayata geçmesi referandumun sonucuna bağlıdır. Böyle bir noktada Yüksek Mahkeme'nin halkın iradesinin tecellisine imkan vermesi gerekir diye düşünüyorum. Elbette bu benim düşüncem, birde yasal durum var ki gelişmeler bu süreç çerçevesinde gerçekleşecektir.
Ancak yasal süreç konusunda da bazı tereddütlerim var ve bu tereddütlerimi gidermek için Anayasa Hukuku alanında yetkili bir isim olan Prof. Dr. Mustafa Kamalak Beyi arayarak düşüncelerini almaya çalıştım.
İlk sorum, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne müracaatının referandum sürecini ne şekilde etkileyeceği, bu süreci durdurup durdurmayacağı şeklindeydi.
Sayın Kamalak bu tür bir gelişmenin referandum sürecini durdurmayacağını belirtiyor, referandum sürecini başlatacak ve yürütecek olanın Yüksek Seçim Kurulu olduğuna dikkat çekiyordu.
Ancak Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karara göre ortaya farklı durumlar çıkabileceğini belirten Kamalak, "Anayasa Mahkemesi'nden referandum sürecini durduracak bir sonuç beklemiyorum. Anayasa Mahkemesi değişiklik paketi ile ilgili incelemesini şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği açısından inceleyecektir. Buna göre de değişiklik yapılırken Anayasa'nın aradığı şekil şartlarına uyulmuştur" diyerek yürütmenin durdurulması yönünde bir karar beklemediğini söylüyor.
Buna karşılık bundan önce 411 oyla kabul edilmiş bir anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi'nde şekil şartlarına bakılmaksızın esastan bozulduğunu hatırlatıyorum. Verdiği cevap, "Elbette söylediğiniz olmuştur. Meseleye o açıdan bakılırsa ortaya farklı durumlar çıkabilir. Birkaç maddenin yürütmesinin durdurulması, diğer maddelerin referanduma gitmesinin önünü açacak bir karar verilebileceği gibi tümü için yürütmenin durdurulması kararı da çıkabilir. Bu takdirde referandum süreci sona ermiş olur" şeklinde oluyor.
Kısacası değişikliğin durumu ile ilgili olarak belirsiz bir dönemde bulunuyoruz. Bu belirsizlikten kurtulmanın yolu ise ya CHP Anayasa Mahkemesi'ne gitmekten vazgeçerek halkın iradisine teslim olacak ya da Anayasa Mahkemesi yapılan itirazı redddecek. Sonucu zaman içinde göreceğiz. Ancak bu noktada anlamakta güçlük çektiğim bir hususa temas etmek istiyorum. Eğer Millet Meclisi millet iradesinin tecelli ettiği bir yer ise -ki anayasaya göre öyledir- mevcut anayasa üzerinde yapacağı değişiklik ile Yüksek Yargı'da değişiklik öngörüyorsa böyle bir değişikliğin hayata geçmesi değişiklik öngördüğü kurum ve kişilerin kararına kalıyorsa bu durum ne kadar hukuka uygun düşer? Bu sorumun cevabı sanıyorum meselenin özünü oluşturacaktır. Çünkü, bir konuda kişi ya da kişilerin kendileri hakkında hukuki bir karar vermesini istemenin sanıyorum hukuk ile izahı zordur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



