Uzun zamandır memleketimizden böyle hortlama haberleri gelmiyordu. Yıllardır alışık ve aşina olduğumuz haberleri duyamadıkça bir yandan üzüntüden kahroluyor, diğer yandan bütün mürtecilerin kökleri temizlendiği için seviniyorduk.
Çoktandır irtica senaryoları önemi ya da reytingini kaybetmiş durumda.
Herkes terör eylemlerine ve miting meydanlarına ram oldu.
Terör her boyutuyla irtica meselesini gündemden kaldırdı. Eskiden ne güzeldi, güzide basınımız nerede bir ilahi söyleyen minik kız, nerede bir namaz kılan liseliler, üniversiteliler görse, nerede hacı amcaları camiden topluca çıkarken yakalasa irticayı hemen hortlatır, bir mizansen içinde adım adım korku imparatorluğunu örer ve nihayet milleti bu buhrandan kurtarmanın yollarını da açıktan açığa işaret ederdi.
Tabii bunlar basit kalırsa, "gizli servis adına serbest çalışan" elemanlar bulunur, bunların önderliğinde birtakım ayinler icra edilir, işin içine biraz da cinsellik dahil olunca tastamam bir senaryo ile bırakın millete korku salmayı, devlet en derininden ve temelinden dahi bir sarsıntı ile derhal faaliyete geçer, meşru hükümetin işten el çekmesi için her türlü vasıta her türlü gayrımeşru zeminle harekete geçirilir idi.
İrticanın böyle boyutlarına uzun zamandır hasret kaldık ki, belki Ramazan'dan sonra bu türlü haberler tekrar revaç bulur. İrticanın bir başka boyutu da yine bu ülkede farklı bir cepheden kendini hep hissettirmiştir. Kabaca "anadilde ibadet" başlığı altında cereyan bu irticanın tabii arkasında daha derin ve daha büyük bir kitle maalesef yer almaktadır.
Bir zamanların en meşhur konusu olan anadilde ibadetin tarihi de kökleri de elbette eskidir.
Bir Cumhuriyet Halk Partisi eseri olan bu mesele toplumu sarsan derin yaralardan birisidir.
Alnı secde görmemiş, kalbinde Allah korkusundan eser bulunmayan, ancak devlet imkânlarının kendisine verdiği güçle devleti de, milleti de, dini de kendi algısı çerçevesinde bir hizaya sokmaya çalışan zevatın en büyük arzularından birisi Türkçe ibadete geçilmesiydi.
Nitekim geçildi.
Bir dönem bunu da başarmışlar, minarelerden "Tanrı uludur" sedasını yükseltirken, Sultan Ahmet Camii'nde Türkçe namaz hadisesine de imza atmışlardır.
Adnan Menderes, hiçbir hayır yapmamış olsa dahi, minarelerden "Allahü ekber" ezan sedasını yükselttiği için bu milletin gönlünde adeta bir veli, en kıymetli bir devlet adamı olarak yaşayacaktır.
Elbette o, milletimize, elinden zorla alınan, sahip olduğu asıl ve asil kimliğini iade etmiş, bütün ülkede gözyaşlarıyla rahmet sağanaklarının boşanmasına, vatanımızın İslâm'ın nuru ile yeniden aydınlanmasına vesile olmuştur.
Tek parti döneminin sadece bu fikri ve uygulaması bile, milletimizin asla affetmeyeceği en acı tarihi hatıralardan biridir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihiyle yüzleşmedikçe, milletimizden özür dilemedikçe, milletimizin bütün mânâ değerlerine saygısını ve sevgisini izhar etmedikçe hep dışarıda kalacaktır. Maalesef onlar, dün olduğu gibi bugün de Hacc ibadetiyle, Allah'ın evini, Resulullah'ın beldesini ziyaretle dalga geçtikçe bu suçları mahkemelerce dahi sabit oldukça milletimizin gönlünde hiçbir yer edinemeyeceklerdir.
Bizler, üzerinden uzun yıllar geçti kimse böyle bir lüzumsuz harekete tevessül etmez derken tarihin bu acı hatırası, bir radyo tarafından yeniden keşfedilmiş, tam bir irtica örneği olarak tebarüz etmiştir. Asla, esasa, köklere, ana kaynağa dönmek her zaman bir sadakat ve samimiyet örneği olmuş, aslından, esasından, kaynağından sapan her hareket, hamle tam bir irtica örneği olarak tarihteki yerini almıştır.
Bugünlerde irticanın en başarılı örneğini Marmaris'te yayın yapan bir radyo sergiliyor.
İftar vaktini Saadettin Kaynak tarafından Saba makamında okunan "Türkçe ezanla" haber veren radyonun yönetmeni, bunun sebebini şöyle izah ediyor; "Radyoculuk yalnızca müzik yayını yapmak değil, aynı zamanda toplumu bilgilendirmek, toplum değerlerinin en iyi ve en çağdaş yönlerini sunmaktır. Anayasamızda ibadet etme özgürlüğü vardır. Bu paralelde insanların kendi dilinde, anlaşılır biçimde ve dinin içindeki kavramları özümseyerek yayın yapmayı ilke edindik. Bundan hareketle ezanın Türkçe olarak dinlenebileceği ve ibadete uygulanabileceğini düşündük."
Bu düşünceli davranış elbette ne kadar takdir edilse azdır (!) Zira, zaman zaman milletimize bu tür, acı hatıralar en hafif dozda yeniden yaşatılmalı ki, sahibi olduğumuz vicdan, ibadet ve din hürriyetinin önemi daha iyi anlaşılsın, Cenab-ı Hakk'a niyazlar edilsin.
Bu tür asıldan sapan her hareket irtica eylemi, geride kalan kötü hatıralara dönüş eylemi olarak kayıtlara geçecektir.
Alnı secde görmeyenler, namazda gözü olmadığı için ezanda kulağı olmayanlar ibadet etmek yerine kendilerine eğlence aramak için uğraşıp durmaktadır. Milletimizin ve dinimizin hiçbir emri, hiçbir kutsi değeri birilerinin eğlence alanı olamaz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



