Adnan Ali Rıza Nahvi'nin 'en-Nebiyyü'l-azim ve'r-rahmetü'l-mühdat Muhammed (s.a.v.)/Rahmet vesilesi büyük Peygamber' isimli bir eseri var. Araplar genellikle 'onu alemlere rahmet olarak gönderdik' ayetini sıfat haline getirerek; Hazret-i Peygamber için 'rahmetü'l mühdat' kipiyle kullanırlar. Gerçekten de Hazreti Peygamberimiz kainata hediye edilmiş, sunulmuş bir rahmettir. Bu rahmet kıyamete kadar bakidir ve etkisini gösterecektir. Ve gerçekten de bunu yaşamaktayız. 2004 sonrasında Türkiye'de uzun yıllar kuraklık çekmiş ve neredeyse kuraklık Afganistan gibi müzminleşmişti. 3 yıl öncesine kadar kuraklık devam etti ve sonra rahmet bulutları yeniden esti ve göründü ve barajlar yeniden dolmaya başladı. Zannederim, 2008 veya 2009'dan sonra iklim yeniden müspete döndü ve kuraklık kalktı. Lakin son yıllarda kar yağmıyordu ve kar yağmaması özellikle de Anadolu'da sinsi kuraklığın devam ettiği anlamına geliyordu. Kuraklık yıllarında özellikle de yeraltı suları kimi sanayiciler tarafından hovardaca kullanılmış ve sular çekilmeye ve tuzlanma yaşanmaya başlanmıştı. Yağan yağmurlar da tam sadra şifa olmamıştı. 2012 yılında kar kuraklığı da sona erdi. Bütün Anadolu yıllardır görülmeyen bir kar yağışıyla karşılaştı. Böylece kuraklık tehlikesi tamamen bertaraf edilmiş oldu. Bunun sonucu olarak Konya gibi yörelerde çekilen yeraltı suları yeniden oluşacak ve suların çekilmesiyle yaşanan toprak göçükleri de ortadan kalkacaktır. İlginçtir, kimilerine göre 1986-87 yılından sonra en ilk defa bu kadar yoğunlukta kar yağıyor. İzmir'e 21 yıldan beri düşmeyen kar düştü.
Daha da ilginci şudur: Bilmiyordum, Mısır Müslüman Kardeşler hareketi temsilcilerinden Eşref Abdulgafur beyden duydum. Bu yıl, hiç görülmemiş bir biçimde Mısır'a da kar yağmış ve özellikle sahil boyunu ve ötesinde güney kesimlerini de etkisi altına almış. Hayretime mucip oldu.
Filistin, Suriye ve Ürdün gibi yörelere kar yağdığı vaki oluyordu lakin Mısır kara yabancı bir ülkeydi. Eşref Abdulgafur yaşındakiler belki de karla hayatlarında ilk defa karşılaşıyor ve tanışıyorlar. Kar yağışı ayrıca mevlit kandiline denk geldi. Elbette bu tesadüfe yorulamaz. Mısır'dan tekrar ülkemize dönecek olursak; bu yağan kar en azından Türkiye'nin 10 yıllık belki de daha fazla azalan yeraltı su rezervini ve miktarını telafi edecek ve karşılayacaktır. Arzdaki bu güzelliğin mutlaka semavi akis ve yansımaları olmalıdır. Tersini düşünmek mümkün değil.
Kuraklıkla kandil arasındaki ilişkiyi bir arkadaşın rüyasıyla izah etmek belki daha anlamlı olabilir. İsmail Dilben adındaki bir dostumuz kuraklık yıllarında bir rüya görür. Rüyasında memleketinde doğduğu topraklardadır. Memleketi dereleriyle ve sularıyla meşhur Ordu ilidir. Rüyasında doğduğu ve yeşilin bütün tonlarına hakim toprakların kuruduğunu ve göletlerin veya derelerin çekildiğini görür. Aynı rüyada bir mağara veya benzeri bir mahalde Hazreti Peygamberin olduğunu hisseder veya haber alır. Mağaranın veya gizli mahallin dışındadır ve kendisini göremez lakin dışarıdan sesini alır ve işitir. Dışarıdan içeriye seslenir ve duasını niyaz eder. Hazreti Peygamber (S.A.V.) derinlerden ona seslenir ve ona der ki: "Biz özel dualara değil umumi dualara karşılık veriyoruz..." Bu konuşmadan sonra kurumuş topraklardan ve taşlardan ve yarıklardan oluk oluk suların sızdığını, fışkırdığını ve dereleri doldurmaya başladığına şahit olur. Rahmet tesirini icra etmiştir. Ve birkaç yıl önce kuraklık; ilk önce Ramazanla birlikte aşılmıştı. Mevlit kandiliyle birlikte kar kuraklığından da kurtulduk. Bu en az 10 yıllık bereket devşirdiğimiz ve biriktirdiğimiz anlamına geliyor. 2012 sonrasında bizi bereketli yıllar bekliyor. Arzın değişmesi semavi durumun da değiştiğini gösterir. İnşaallah insanlık bütünüyle rıza makamına ulaşır. Rahmet, mevlidiyle birlikte geldi. Rahmetü'l mühdatın yeni serpintileriyle karşılaştık. İnşaallah önümüz bereketli yıllara şahit ve sahne olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



