Çok şükür, mukaddes beldelerde yaptığımız ziyaretlerimizi tamamlayıp, yeniden Rabbimiz Allah(cc)'tır diyerek ve biadlaşarak yurdumuza dönmüş bulunuyoruz. Rabbimiz Allah'tır diyen herkes, istikametini buna göre tespit etmeli, yani Allah (cc)'ın emir ve nehiylerine riayette samimi olmalıdır. Hayatlarını Allah (cc)'ın ve Hz. Peygamberin (sav) emirlerine göre düzenlemelidir. Aksi hal, riyadır.
İnsanlar, kutsal mekanlarda Allah (cc)'a niyazlarında huşu içinde ve samimi olsalar, İslâm dünyasının bütün meseleleri hallolacak ve emperyalistlerin tezgahladıkları oyunlar bozulacaktır. Tabii ki, bu da İslâmî şuur meselesidir.
Allah(cc)'a Bezm-i Alemde evet diyenler, Hacc ve Umre'de de "Lebbeyk" diyerek biadlarını tekrar ettikleri halde, ülkelerine döndüklerinde bu biadlarını unutarak, nefislerinin emirlerine tabi olmaktadırlar. Buna da bir nevi mürailik denir.
Allah (cc)'a biadını unutan insanlar, Hacc ve Umre'ye giderek, manevi vebalden kurtulacaklarını sanırlar. Ancak, bu tavırları ile bir nevi Allah (cc)'a karşı yalana tevessül etmiş olurlar. Bu hal, İslâm anlayışına göre kabul edilemez.
İnsanları doğru yola çağıran Allah (cc), onları mutluluk sebebi olan Cennet'e dahil etmek istemektedir. Davete uymayanlar için, son derece dehşetli ve yakıcı olan Cehennem boşuna yaratılmamıştır.
O'nun rızasını istihsal için, mukaddes beldelerde canhıraş gayret gösterenler, gözyaşı dökenler, elleri karıncalanana kadar yalvaranlar, gerçekten samimi olsalar, tüm İslâm dünyasında dirlik ve düzenlik olurdu. Oysa, dünyaya iltifat edildiği için, dünya onlara efendilik yapmaktadır.
Maksat, Allah (cc) ve Resulüne hizmetle, dünyayı kendimize köle yapmak olmalıdır. Nitekim, "Ey dünya sana hizmet edenlere efendi ol, bana hizmet edenlere de köle ol" buyrulmaktadır.
Ne var ki, ruhumuzu bir türlü kölelikten kurtaramıyor, onun için de gerçek hürriyetin tadına ulaşamıyoruz. Gerçek hürriyet, Rabbimiz Allah (cc)'tır diyenlerin hakkıdır. Gerçekten de, O'ndan istimdat ve sadece O'na boyun eğmek, hürriyetin ta kendisidir. Bunun dışındaki hürriyet, sadece insanı köleliğe ulaştırır.
Rabbimiz Allah (cc) diyebilmek için de, gönül ibresinin sapmaması lazımdır. Zira, gönül ibresindeki sapma, Allah muhafaza etsin, insanı esfele safiline kadar sürükler. Buna dayanmak, son derece zordur. Fani bir ömür adına, böyle bir felakete değer mi?
Bahis konusu akıbete uğramamak için, sadece Hacc ve Umre'de ihrama girmek kafi değildir. İhram, aslında her mümin için geçici değil, devamlı olmalıdır. Yani yasaklar, sadece Hacc ve Umre döneminde değil, hayatımızın her anında ve bütününde yer almalıdır. Ama iman, nefsin emrine alındığında, mazeret üretmek çok kolaydır. Önemli olan nefsi imanın emrine sokarak, gerçek hürriyete ulaşmaktır.
Mukaddes mekanları ziyaret edenler, manevi pota içinde erimeli ve yeniden şekillenmelidirler. Doğruluğun, yardımseverliğin doruğuna ulaşmalıdırlar. Bu da devam arz etmelidir. Ancak çoğunda, yurda dönmek için havaalanlarına vardıklarından itibaren egoizm hakim olmaya başlamakta, etraftakileri kırıp, üzmektedirler. İnsan bu kadar kısa zaman içinde nasıl oluyor da, Allah (cc)'a verdiği sözü unutabiliyor.
İnsanların bu tavrı şaşılacak şeydir. Maksat, Allah (cc)'a teslimiyet ve Hz. Peygamberi (sav) ziyaret olsa, bu taşkınlıklar söz konusu olmaz. Umre turistik bir gezi şeklinde algılanırsa, o zaman gidilecek yerler kutsal mekanlar değil, nefse daha hoş gelecek yerler olmalıdır. Böylece mukaddes mekanlar boşuna işgal edilmemiş olur. Dolayısıyla Umre, desinlere ve bir nevi defile görüntülerine dönmemiş olur.
ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA
Yazdığımız yazılar sonucu, Fatih Emniyet Müdürlüğü gerekenleri yaparak, Cağaloğlu ana alterleri trafik açısından rahatlatmıştır. Ancak Alayköşkü Caddesindeki trafik keşmekeşliği elan devam etmektedir.
Yaptıkları çalışmalardan dolayı Fatih Emniyet Müdürünün şahsında tüm trafik mensuplarına teşekkür eder, çalışmalarını aksatmadan yürütmelerini de istirham ederiz.
Fatih Belediyesi ise, ikazlara rağmen, gereken ilgiyi göstermemiş olacak ki, elan Cağaloğlu'nun önemli caddeleri ve sokak tretuvarları masalarla veya çiçeklerle işgal altındadır. Bazı yerler ise, sabit hale getirilerek, gasp edilmiştir. Bunları görmemek, bir belediye başkanına hiç yakışmıyor doğrusu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



