Acemi olmak suç mudur? Acemi olmak suç değil bilakis haddini bilmemek suçtur. Obama'nın Rusya ile ilişkileri düzeltmek için Moskova'ya gönderdiği acemi oğlanlardan olan yeni elçisi baltayı taşa vurdu. Yeni elçi hem acemi hem de çaylak çıktı. İşleri düzene koyayım derken 48 saatini doldurmadan daha da rayından çıkardı ve karıştırdı. İyi iş! Bozeman Mont yerlisi olan yeni büyükelçi McFaul, teorik olarak Rusya uzmanı ama diplomat olarak acemi. Yani kariyerden yoksun. Reset politikası yani ilişkileri tekrar rayına koyma politikası için Moskova'ya gönderilen elçi ikinci gününde misyonunda başarısız oldu. Kissinger'in Putin'le arasını bulma girişimi de boşa çıktı, sonuç vermedi. Neden acaba? Acemiliğinden mi yoksa hinliğinden mi? Ya da ulusalcı Rusların aşırı derecede paranoyak olmasından mı? Zira ilk tepkilerden birisi Rus ulusalcısı Jirinovski'den geldi. Jirinovski bazı şeylerin barometresi gibidir. Yeni denemelerin başarılı olup olmadığı pilot bölgelerle anlaşılır. Bu anlamda Jirinovski gibi pilot kişiler de vardır ve ilk sınamalar bu insanlar üzerinden yapılır. Tepkiler neticeyi ortaya koyar. Obama idaresi altında Beyaz Saray'ın melezleşmesini temsil eden McFaul, ilişkilerde yeni bir tarz deneyeyim derken Rusların saçlarını diken diken etmiş. 21'inci yüzyıla uygun sıcak bir görüntü vermek isterken diplomatik teamüllere ters düşmüş. Yani baltayı taşa vurmuş. Bunun birkaç nedeni var.
Elbette bunlar arasında acemilik veya çaylaklık yok. Temel nedenlerden birisi ayağının tozuyla birlikte Moskova'da muhaliflerle birlikte buluşması. Burada iki hususu birbirinden ayırmak gerekiyor. Bunlardan birisi elbette ki Rus halkının Putin'e karşı gelmesi yerden göğe kadar hakkıdır. Lakin bu evvelemirde Rus halkını ilgilendiren bir husustur. Amerikalılar açısından bunu bahane ederek bulanık suda balık avlamak sırıtır. Sakil düşer. Nitekim öyle de olmuş ve Jirinovski yeni elçi McFaul ile görüşenleri hain ilan etmiştir. Yeni elçinin Moskova açısından göze batan hususlarından birisi yazmış olduğu kitaptır: 'Rusya'da Tamamlanmayan Devrim'. Bu nedenle muhaliflerle görüşmesinin ardından Rus ulusalcıları koro halinde elçinin turuncu devrimi tamamlamak için geldiğini ifade etmişlerdir. Bir üçüncü sabıkası ise 2007 yılında The American Interest (Amerikan Çıkarı) dergisindeki bir makalesinde "karşılıklı ilgi alanlarına giren konularda Putin ile yakından çalışılırken bile Batılı liderlerin uzun dönem içinde demokratik bir liderin orta çıkması için şartlar oluşturma amacını yeniden göz önüne almaları gerekir" diye yazmasıdır.
*
Amerikan elçilerinin genel tarzı böyle. Onları profesyonel iken de gördük. Sözgelimi, Musevi asıllı Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Jeffrey D. Feltman eski bir diplomat. 2004-2008 yılları arasında Lübnan'da kaldı ve Lübnanlı muhalifler de onu ülkenin ve bölgenin içişlerine karışmakla suçladılar. Hizbullah çevreleri Feltman'ın Lübnan'da büyükelçilik yaptığı dönemde Lübnan'ı yöneten Fuad Sinyora hükümetine, 'Jeffrey Feltman hükümeti' diye hitap ederek, Lübnan hükümetinin bir ABD Büyükelçisi'nce yönetildiğini ima etmişlerdi. Elbette bunun mukabil ağırlığı da kabul edilemez. Yani bölge ülkelerinden birisinin Lübnan'ın içişlerine karışması da aynı derecede merduttur. Çünkü bu karşılıklı karışma hakkı doğurur. Ve kuralı ilk ihlal eden de baş sorumludur. Feltman Kasım 2011 tarihinde yapılan, 'Suriye'nin üyeliğinin askıya alınması' kararı ile sonuçlanan bakanlar düzeyindeki Arap Birliği toplantısında da bulundu.
*
İtalyan asıllı Francis J. Ricciardone de Türkiye'ye büyükelçi olarak atandığında Başbakan Erdoğan'ı çileden çıkarmış ve 'acemi ' hitabıyla karşılaşmıştı. Acemilik değişken bir sıfat. Elbette Francis J. Ricciardone'nin acemiliğini üzerinden attığı düşünülebilir. Nitekim Hasan Pulur basın mensuplarını karşısına yığıp onlara KCK nutku çekmesi sonrasında acemiliğini üzerinden atıp atmadığını sorgulamıştır. Elbette Francis J. Ricciardone deneyimli bir diplomat. Hatta fazlasıyla. Afganistan, İran, Irak ve Mısır deneyimleri var ve Mısır'da da fazlasıyla üzerine vazife olmayan işlerle meşgul olduğundan şikayet konusu olmuştur. Basının ve milli güçlerin tepkisini üzerine çekmiştir. Burada olduğu gibi orada da diplomattan ziyade genel vali havasıyla dolaştığı söylenebilir. Kısaca acemisi de profesyoneli de aynı. Kendilerini genel vali veya İngilizlerden kalma lakapla yüksek komiser sıfatı yakıştırıyorlar. Obama Afganistan ve Pakistan ve Yemen'de insansız hava araçlarıyla sivilleri öldürdüklerini kabul etti. Bunun hiç savunulacak tarafı yok. Afganistan uzmanı olarak Francis J. Ricciardone bundan böyle KCK veya benzeri konularda nutuk çekerken iki defa düşünmelidir. Guantanamo faciası ve insansız hava araçlarıyla katlettikleri insanları aklına düşürmelidir. Gelmeyebilir ama kendisini zorlasın. ABD'de siyaseten doğru diye bir deyim var. Şimdi ahlaksızlığı da siyaseten doğru kabul ediyorlar. Bundan böyle Francis J. Ricciardone gazetecilere nutuk çektiğinde ona lütfen insansız hava araçlarını hatırlatıversinler. Bir denge içinde elbette dünyada ABD'ye ihtiyaç var. Lakin dengeyi bozdukça bu ihtiyaç ortadan kalkmaktadır. Kimse Amerikalı olduğu için imtiyazlı değildir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



