Taraf gazetesinin ortaya çıkardığı korkunç plan bütün hayatımızı etkilemiş durumda. Bugüne kadar sadece planlarıyla değil, darbenin asıllarıyla da defalarca karşılaşan bir ülke olarak, son yıllarda tespit edilerek kamuoyuna sunulan yeni darbe planlarını büyük bir teessürle izliyoruz. Elbette, plan kamuoyuna yansıdıktan sonra, bunun muhakemesini sadece taraflar, yargı yapmıyor. Milletimiz de, böyle korkunç planlar karşısında gerekli teyakkuzu gösteriyor.
Bu planların mahiyeti ve asıl yapısı hakkında birtakım teknik bilgilerden ziyade, hadisenin içyüzü ve sonuçları bakımından büyük bir endişe taşıyoruz.
Balyoz'un tepemize inmesi demek, bütün bir millet ve devlet hayatının büyük zulümlerle ve gayrı meşru bir biçimde yeniden teşekkül etmesi demektir.
Ortaya çıkan plana karşı Genel Kurmay Başkanlığı bir açıklamada bulundu.
Ancak, gazetelere yansıyan planın detaylarına bakınca çok daha karmaşık bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.
Dosya şimdi savcılığa intikal etti. Şayet deliller yeterli görülürse bu planın bir darbe planı olduğu hususunda dava açılacak ve darbeye teşebbüsten, devletin meşru hükûmetini devirmek suçundan darbe planlayıcıları yargılanacak.
Hadise, askerden çıktı, yargıya intikal ediyor.
Hâlâ belirli bir kesim bütün bunların senaryodan ibaret olduğu konusunda sabit fikirli.
Dolayısıyla darbenin aslını görmedikçe hiçbir plana, eyleme, silaha, ölüme böyle bir gözle bakmayacaklar.
Onları ikna etmek için yapılacak tek şey bizzat darbenin kendisi. Tabii böyle bir darbeyi, darbecilerin görev başına geçmesini çoktan arzu ettikleri kesin.
27 Mayıs'ı Bayram olarak ilan etmişler, bu sevinçli ve huzurlu günün tadını uzun bir dönem çıkarmışlardı.
Ergenekon davası başladığından beri büyük bir telaş ve endişe içindeler. Gönüllerince kutlayacakları, eski günleri de huzurla yâd edecekleri bir bayramları olsun istiyorlar.
Bu, ancak millete indirilecek bir balyoz ile mümkün olacak bunu da biliyorlar.
Bereket versin ki, balyozu indirmek kısmet olmadı.
Balyoz vesilesiyle, bu konuyu anlamamıza yardımcı olan pek çok kavram gündeme geldi; plan, senaryo, tatbikât.
Bütün bu kavramlara aşinayız. Günlük hayatımızda bunları zaten kullanıyor, biliyor ve uyguluyoruz.
Bu planın resmi adı, Balyoz Harekât Planı. Genelkurmay'ın açıklamasında söz konusu plandan, plan semineri olarak söz ediliyor. Bu planlar, iç ve dış tehdide karşı oluşturulan Harekât Planlarının bir parçası.
Bu plan seminerinde savaş hali ve savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesinde uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde durulmuş.
Ses kayıtları tamamen bu planın yazıdan dile gelmiş hali ise, ortada çok açık ve net biçimde İstanbul merkezli bir darbe planı var.
Komutanlar bütün cesaretleriyle, belediye başkanından, savcıya kendilerine direnecek ne kadar idarî amir varsa hepsinin çaresine bakmak ve kendilerine direnen halka karşı da acımasızca hareket etmek konusunda son derece kararlılar.
Planın anlamı şöyle; Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen. Darbe için de ilk şart, gecenin bir yarısı kışladan askeri çıkarıp, sonra da tüm televizyonları basarak "yönetime el koyduk" demek değil herhalde.
Elbette, Genelkurmay'ın kendi hiyerarşisi ve eğitim sistemi içindeki planlarla bu planı ayrı tutmak gerekiyor.
Balyoz şayet bir senaryo veya tatbikât değilse, tam anlamıyla bir plansa, bu planın gerçek maksadı nedir, bunu ses kayıtları ele veriyor. Komutanlar, işlerini, eserlerini gerçekleştirmek için uymaları gereken bir düzen tasarlamışlar ancak nihayetinde işlerini, eserlerini ortaya koyamadan görevden ayrılmışlardır.
Şayet bu plan tatbik imkânı bulsaydı, ortaya çıkan korkunç tablo ülkeye büyük bir felaketi yaşatacaktı.
Tasavvurlarını, niyetlerini, düşüncelerini geniş kapsamlı bir planla ortaya koymuşlar çok şükür ki bu planı tatbik edemeden görevleri sona ermiştir.
Bu plan, Genelkurmay'a ait değildir, bu plan Genelkurmay içinde görev yapan darbe heveslilerine aittir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



