Bölge devlet eliyle terör faaliyetlerine uygun hale getirildi. Bilerek ve isteyerek atılan hatalı adımlar süreci hızlandırdı. Sürece en çok katkıda bulunanı 28 Şubatçıların "irtica PKK'dan daha tehlikelidir" sözü olmuştur. Zaten tehdit algısını da değiştirmişlerdi; İrtica birinci tehlike olarak ilan edilmişti. Onlar bu hatalı ve sakat anlayışlarını devlet politikası olarak uyguladılar. Tek tip vatandaş görme arzu edildi; halkın dini hassasiyeti yadırgandı.
- Dini bütün insanlar kılık kıyafetinden dolayı rahatsız edildi.
- Kur'an kursları sudan bahanelerle kapatıldı.
- 12 yaşından küçük çocuklara Kur'an öğretilmesi yasaklandı.
- İHL'lerin 8 yıllık eğitim bahanesiyle orta kısımları kapatıldı, katsayı uygulamasıyla da üniversiteye girişleri engellendi.
- Mektep-medreseler kapatıldı.
- Ev sohbetine, zikir halkalarına müdahale edildi.
Rahatsız edilen, işleri ellerinden alınan, faaliyetleri yasaklanan şeyh efendiler, hocalar, kanaat önderleri yerini, yurdunu terk edip bölgeden ayrıldılar.
Bu garip uygulamalar yüzünden yüz binler eğitimsiz kaldı, bazıları dağın yolunu tuttu.
Bütün bunları "laiklik" uğruna ve "demokrasiye balans ayarı" adına yaptıklarını anlattılar.
Laikliğe engel gördükleri her şeyi yasakladılar. Bölgenin sosyal ve siyasi dokusunu değiştirdiler. "Ulusalcı güçler"in uygulamaları "küresel güçler"in iştahını kabartıyor ve işlerini kolaylaştırıyordu. Bölgenin manevi dinamikleri yerini yurdunu terk edip gidince onlar oluşan boşluğu kolayca doldurdular. 28 Şubatçılar hata üstüne hata yapmaya devam ettiler. İktidardaki Refah Partisi'ne kapatma davası açıldı ve hukuksuz bir şekilde kapatıldı. Daha sonra hızını alamayıp Fazilet Partisi'ni de kapattılar. Böylece Güneydoğu Anadolu illerinde HADEP'e devlet eliyle genişçe bir siyasi alan açılmış oldu
Bizim bu tespitlerimiz daha iyi anlaşılsın diye RP'nin kapatılmadan önceki seçimlerde bölge illerinde almış olduğu seçim neticelerini hatırlatalım:
- 1987 genel seçimlerinde RP Diyarbakır da % 27 oy alarak birinci parti olmuştur.
- 1994 yerel seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanlığının yanı sıra merkezde Sur, Yenişehir ve Bağlar ilçe belediye başkanlıklarını da RP'li adaylar kazandılar. Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu illerinin tamamına yakınında RP'li adaylar seçimi kazanmışlardı.
Asıl rahatsızlık veren de buydu.
Kimse kusura bakmasın! Kimin niyeti ne olursa olsun sonuç ortada. Eğer bölgede siyasetin bunların kontrolüne geçeceği öngörülemedi ise buna "gaflet" ve "dalalet" bu neticeyi görerek; bile, bile yapıldıysa "ihanet" denir.
Terör örgütü PKK ilk silahlı saldırıyı 15 Ağustos 1984 yılında Siirt'in Eruh ilçesinde düzenledi. O günden son saldırının gerçekleştiği güne kadar çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Sarf edilmiş bunca sözler; terörü önlemek için uzmanların önerileri, uygulamaya konulan yığınla plan- program, İsrail ve ABD ile yürütülen istihbarat paylaşımı çalışmaları, insansız hava araçları v.s, v.s...
Görünürde terörle mücadele adına çok şey yapılmış. Ama hiçbir faydası olmamış, terör eylemleri azalacağı yerde daha çok artmış.
Nedeni gayet açık: Bu bölge devlet eliyle terörist yetiştirmeye uygun hale getirildi. Bir yanda sivrisinekle mücadele ederken öbür yanda bataklık alan oluşturma gayretleri akıl kârı değildir.
Çare ve çözüm İslam kardeşliğinde; sosyal ve siyasi zemin devlet eliyle tamir edilmeli.
- Başka illere göçe zorlanan bölgenin manevi dinamikleri geri getirilmeli; onlara imkan sağlanmalı, eski konumları yeniden kazandırılmalı.
- Kapatılan Kur'an kursları, mektep-medreseler yeniden açılmalı.
- Maddi kalkınmanın yanı sıra manevi kalkınmanın da önü açılmalı.
- Devlet-millet kaynaşması sağlanmalı.
Devletin sosyal alanı inşa etmesi devlet-millet dayanışmasının yolunu açacaktır. Bu yolun yolcuları terörü de yener cehaleti de. Tabi Devlet denen aygıt hâlâ İslami hayatı tehdit olarak algılamıyorsa!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



