Önce insan biraz şaşırıyor tabi. Yahu bu işler neden bu şekilde cereyan ediyor. Şaşkınlığın üzerinden kuşlar dahi uçmadan bir bakıyorsunuz başka bir şaşkınlık gelmiş ve o demin yaşadığınız şaşkınlığın tam ortasından içeri girivermiş. Böyle işte. Ülkemizin işleri böyle işte... İnsanımızın işleri böyle nerelere varacak Allah bilir.
Bunları anlamanın değil ama anlamamanın hiç mazereti olamaz diye düşünüyorum. Bile isteye, harbiden, cüret ederek bir takım işleri kotarmaya ve bir takım düşünceleri, edimleri, alışkanlıkları, hatta hatta inanma şekillerini bertaraf etmeye yönelik sinsi, kurnaz hatta tilki kurnazlığı içerisinde hayata geçirmeye uğraşıyorlar.
Böyle işte. Sokağınız, caddeniz, hatta evinizin önü, pencerenizin isabet ettiği noktalar hepsi ama hepsi birer sinsi göz tarafından gözetim altında tutuluyor ve o değişim- dönüşüm anının kollayıcıları kargaların çatılara, ağaçların yüksek yerlerine tünemiş olarak bekliyorlar. Bekliyorlar ki bir fırsat çıksın, bir bahane bulunsun, biraz da kargaşa çıksın ki daha iyi oynansın büyük oyunun küçük bölümleri.
Hareketsiz toplumlar bir yerlere sıvışmış, uyuşmuş, uyuklamalar içersinde vakitlerini geçirmeye bakarken ömürlerinin de böylece yavaş yavaş geçmekte olduğunu hesap etmemiş olacaklar ki sonunda yıkımlar ve mağlubiyetler neticesinde yok oluşa yolcu oluyorlar. Savaşarak değil, mücadele ederek değil, karşı durarak değil de yılgın bir kabulleniş sonrasında zillet içinde olmak çok acı olsa gerek.
Güncel olayların şatafatlı gürültülü gündemi insanın algı sistemini de etkisine çekiyor elbet. Bir bakıyorsunuz sağınız solunuz şangır şungur depreşmekte, çengi köçek oynamakta, gece yetmez sabahlara kadar tıngırtı sesleri sizi uyutmamaktadır. Bu nedir yahu deme lüksünüz de yoktur artık. Kalın duvarlarla çevrilmiş mekânın titreşimleri şen şakrak bağırışları ayyuka çıkmaktadır amma kim kime. Mülki idarenin hoş görüsü demeniz etrafın bedduasını engelleyebilecek mi bakalım.
Hani baskın var misali bir bakıyorsunuz tarihin üstüne üstüne gidiliyor. Zaten ahşap evlerin hali pür melali ortada... Nerede bir özgün yapı varsa orayı bozmaya teşne fikirler adımlar atılmakta ve sessiz sedasız bir şekilde bertaraf edilmeye azami gayret gösterilmekte. Bir zamanlar çıkan söylentiler artık söylenti olmaktan çıkmış olacaklar ki herkes suspus olmuş keyfine bakmakta. Tarihi semtlerde evlerin, binaların yabancıların ilgi alanına sokulduğu ve bu yerlerde mülkiyetin el değiştirdiği söylentileri artık yok. Demek ki hesap tamam olmuş plan tatbik edilmiş olsa gerek.
Planlar var elbet. Tarihi semtlerdeki tantanalardan da belli oluyor artık. Buyurgan, şımarık bir güruh peyda olmaya başladı. Şurada burada, olur olmaz yerlerde boy göstermeye başladılar. Müthiş bir kapışmanın ayak sesleri duyuluyor gibi. Şehrin insanı kaypak duruşlar sergilemeye başladı bile. Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



