Mor salkımlı sümbüller geliyor gözlerinin önüne.... Pembeler... “Pembe Melek Müjdeleri” rüyalarına giren.... Ümidin ve sükûnetin adımları yaklaşıyor kıyılarına... Rahmetin sağanak olup yağdığı şu vakitlerde yürümek istiyor kıyılarda şükrün cazibesine doğru....
Tam niyetine girmişken yolculuğun, rüzgarda uçup gelen bir kağıt parçası konuveriyor adımlarının en başına... Gazeteden kopmuş bir parça... Bir şiir...
‘Çocuk rüyasında gülüyor
Bombaların inadına
Çatısız evlerinin inadına
Rüyasında
Annesine gülüyor
Kavga etme diyen
Kirli ellerini üstüne sürme
Diyen annesine
Annesinden arta kalan
Çerçevesinden sıkılmış bir fotoğraf.
Yuvasından çıkmış kara gözleri
Neredesiniz diye haykırıyor
Neredesiniz
“Hüznün Peygamberleri”’
Diye devam edip gidiyor dizeler... Mor salkımlı sümbülleri solduran, nakledenin “zarif bir dehşet tablosu” dediği, şairin alnına bûse kondurduğu “kolsuz çocuğun” uykusu bu... Hiç ayrılmak istemediği annesine gülümsüyor, onu alıp annesinin yanına, “ötelere” götüren rüyasında...
Pembe ile mor kol kola girmiş uzaklaşmak üzere... Az önce gözyaşları içinde okula giden yavrusu geliyor aklına... O yeşil gözlerinden göz yaşları âdeta oluk gibi akarken, “Anneciğim... Anneciğim, senden sonsuza kadar ayrılmak istemiyorum!” deyişi geliyor aklına... Minik ellerinin “Senden ayrılmak istemiyorum” derken yüzünü okşayışını hatırlıyor... O narin dokunuşları yeniden hissediyor yanaklarında, alnında, dudaklarında...
Ve mor salkımların gölgesinde unuttuğu, belki de unutmak istediği çocuğun acısıyla kavruluyor yüreği... “Anneciğim, senden sonsuza kadar ayrılmak istemiyorum” demiş miydi o da diye düşünüyor. Elleriyle annesinin yüzünü okşayıp ağlamış mıydı? Ama onun şimdi ne eli, ne de annesi var... Belki cansız yüzüne bile dokunup diyemedi, “Anneciğim, senden ayrılmak istemiyorum” diye...
Yok... Kaldıramaz bu acıları bu dünya... Her acıyı kaldırır da, anne ile yavrusunun ayrılığına dayanamaz... Bir anneler bilir bunu, bir de anne hasretiyle yananlar...
“Rahmetin sağanak olup yağdığı şu vakitler” de yürümek istiyordu şükrün cazibesine doğru...
Pembeli, morlu ümitlerle bezenmek... Ümit ve sükunet adımlarına dolanan kağıdı aldı. Özenle katladı, tam yüreğinin üstüne koydu. Yemyeşil gözlerden dökülen gözyaşlarının incecik sızıntısını takip ederek, ümit ve sükûnetin kıyısında gezinmeye niyet etti yeniden. Hem vakit “Rahmetin sağanak olup yağdığı vakit” ti.
Not: Tüm okuyucularımızın Ramazanını tebrik ederim. Allah, “rahmetin sağanak olup yağdığı şu vakitlerde” ıslananlardan eylesin...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



