Evet mi, hayır mı, boylu mu, soylu mu, gömlek 500 mü 750 mi? Havuzun boyu, havuzun suyunun nereden geldiği tartışmalarının topluma fayda vermediğini ancak politikacılara taze kan sağladığını elli yıllık tecrübelerden biliyorum.
Onun için size Almanya'da meydana gelen bir iyi haberi sunayım:
Almanya'da bir düğün olur.
Damat, bin yıldır Müslüman olan Türk oğlu, Türk oğlu, Türk oğlu, Ömer Ali.
Gelin, yedi nesil Hans oğlu, Hans oğlu... Hans'ın kızı.
Üniversitede tanışırlar.
İlk yıl birbirini uzaktan takip ederler.
Oğlumuz uzun boylu, dalgalı saçlı, kara yağız, kara gözlü, anadan sürmeli, akıllı ve edepli bir delikanlı.
Kız, diğer Almanlara benzemeyen, farklı duruşlu, uzun boylu, sarı saçlı, mavi gözlü derslerine devamlı ve notları üstün, disiplinli biri.
İkinci sene bunların ciddiyetleri birbirlerine yakınlaşmayı sağlar.
Üçüncü senede bizim delikanlının dini hassasiyeti nedeniyle el değmeden buluşmalar meydana gelir.
Ve iki taraf da durumu ailelerine açarlar.
Yedi nesil Hans olan, köklü bir geleneğe ve prensiplere sahip aile buna karşı çıkarlar ama gelin adayı, damadı görmeden karar vermemeleri konusunda onları ikna eder.
Damat adayı ile damadın ailesiyle görüşmeler, gelip gitmeler başlar.
Ailede ve damat adayında görülen o sade ve temiz yaşantı ailenin dikkatini çeker.
Bu arada kız, ilk, orta ve yüksek öğretimde ve çocukluk arkadaşları arasında Alman gençlerinde görmediği temiz duygu ve düşünceleri bu kara yağız delikanlıda görür ve Almanya'da doğup büyüyen, Alman eğitimi alan bu delikanlıdaki farkın onun eğitiminden değil, dininden kaynaklandığı kanaatine vararak Müslüman olmaya karar verir.
Durumu delikanlıya açmadan önce ailesine açar.
Alman aile, Türk aile ile ilişkilerinde Türklerin dini inançları üzerine yoğunlaşırlar.
Sonunda Alman aile, kızı vermeye karar verirler ve düğün gerçekleşir.
Resmi nikahtan sonra İslam dinine göre de nikah yapılırken gelinin amcası bir konuşma yapar ve şöyle der:
"Kızımız, din değiştirmiyor.
Papazların dininden Allah'ın dinine giriyor.
Biz, önce bu nikaha ve dine girmeye karşı çıkmıştık.
İslam dini hakkındaki bilgilerimiz, papazların ve Alman basınının bize dikte ettiği bilgilerdi ve biz, onun için karşı çıkmıştık.
Damadı ve ailesini yakından gördükten ve onların iman ettiği Kur'an'ın Almancasını okuduktan sonra gördük ki bize dikte ettirilen dinle bu İslam dininin uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok.
Kızımız, din değiştirmiyor, Papazların dininden Allah'ın dinine giriyor.
Bundan sonra Hazreti İsa'yı bir peygamber olarak daha fazla sevecek ve sayacak.
Papazların kitabı olan İncil'in aslını Kur'an'ın içinde okumaya devam edecek" der.
Bana olayı anlatan ravi der ki
Yeni çiftlerin bir oğlan bir kızları oldu.
Oğulun adını Muhammed İsa, kızın adını Meryem Hatice koydular.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



