Meclis Genel Kurulu'nda kadın milletvekillerinin pantolon giymesine olanak tanıyan düzenleme, klişeleşmiş tabuları yıkacak derken tam bir hayal kırıklığına dönüştü.
Özellikle Meclis'teki partilerin pantolondan başlayıp başörtüsü ekseninde gelişen süreçte izlediği siyaset tarzının, iyi niyetli çözüme yönelik yaklaşımdan kilometrelerce mesafede uzak kalması doğrusu biraz şaşırttı.
Aslında her şey CHP milletvekili Şafak Pavey'in yemin töreni sırasında, protez bacağıyla etek giydiği için yaşadığı sıkıntılara çözüm bulmak gibi insani bir girişimle başlamıştı.
İktidar partisinin, Meclis açılır açılmaz 'kadın milletvekilleri ve Meclis çalışanlarının etek ile birlikte pantolon da giyebileceğine' ilişkin teklifi; komisyonda CHP ve MHP'nin de desteğiyle oy birliği ile kabul edilmişti.
Buraya kadar her şey yolundaydı.
Ancak, teklifin verilişinde ve komisyon görüşmelerinde, fırsat çıkmışken pantolonla birlikte başörtüsünün de serbest olması yönünde haklı talepler de geldi. Gerekçe ise, Merve Kavakçı'nın yaşadığı haksızlığa atıf yapılarak, şimdi değilse bile sonraki dönemlerde aynı sıkıntın yaşanmamasıydı.
Gayet haklı bir talepti bu. Çünkü başta üniversiteler olmak üzere Türkiye'nin her yerinde yaşanan kılık kıyafet zulmünün doruk noktası, Meclis'teki 'haddini bildirin' nidasıyla başlayan görüntüler bir türlü unutulamıyordu. Ve maalesef, bugün de hâlâ Meclis'e başörtülü girilemiyordu.
Üstelik, Anayasa ve Meclis içtüzüğünde hiçbir yasaklayıcı hüküm bulunmamasına rağmen.
Neticede 28 Şubat süreci çoktan geride kaldı. Bu nedenle, pantolonla birlikte başörtüsünü serbest bırakacak bir düzenleme, tavandan tabana yayılan barış ve huzurun ilk adımı olabilirdi.
Ama olmadı. Çok önemli bir fırsat kaçtı.
Nasıl kaçtı?
Öncelikle iktidar, bütün ısrarlara karşın teklife başörtüsünü ekleyemedi/eklemedi. Düzenlemeyi, pantolonla sınırlı tuttu. Zaten komisyon görüşmelerinde, Meclis'teki 28 Şubat uzantısı yasakçı uygulama hiç gündeme gelmedi. Sadece birkaç vekil, genel olarak kılık kıyafet yasağından ve gelecekte çözülmesine yönelik beklentilerinden bahsetti. Ama çözüm için somut bir girişimde bulunulmadı.
Oysa bir teklifle, Meclis içtüzüğüne ilişkin düzenlemenin kıyısına köşesine eklenecek bir kelime ile yeni bir sürecin başlaması için tarihi bir adım atılabilirdi. Maalesef olmadı. Galiba hükümet, yeni bir kriz veya kapatma davasından korktu. Çünkü Anayasa Mahkemesi'ne başörtüsü düzenlemesinden dolayı açılan kapatma davasının üzerinden çok uzun süre geçmiş değil.
Halbuki bugünkü atmosferde artık böyle bir şey mümkün gözükmüyor. Çünkü bürokratik oligarşinin etkisi yok denecek hale geldi. Yüksek yargının yapısı tümden değişti. En önemlisi, CHP bile kılık kıyafet yasağına karşı çıkar hale geldi. Yani futbol tabiriyle hava, saha ve zemin oldukça müsaitti.
Fakat pantolon teklifi tam genel kurulda görüşülecekken, ortalık bir anda karıştı.
Sebebi ise, BDP'li bir milletvekilinin pantolon ile birlikte 'başörtüsü serbest olsun, kravat takma mecburiyeti kaldırılsın' şeklinde verdiği önergeydi.
Önerge nedeniyle pantolon teklifi, genel kurula indirilmedi. İndirilmediği gibi yoğun tartışmalar arasında, komisyona geri çekildi. İktidarın bu kararına, muhalefet partilerinden sert itiraz geldi. Ancak sonuç değişmedi. Ve pantolon değişikliği maalesef başörtüsü yasağı engeline takıldı.
Kadük kalan teklifler arasındaki yerini almak üzere de, Meclis'in tozlu raflarına kaldırıldı.
Maalesef yazık oldu.
Burada öncelikle üzüntü verici olan şey, engelli bir kadın milletvekilinin; çözümü çok basit bir probleminin bile yazık ki siyasi hesaplara kurban edilmesidir. Halbuki bu konu, ne siyasi ne de ideolojik bir meseleydi. Tamamen insani bir durumdu. Bu nedenle de, partisi ne olursa olsun bütün milletvekilleri bu konuya özel bir hassasiyetle yaklaşmalıydı.
Başörtüsü önergesinin buna engel teşkil etmesi ise, ayrıca hazin verici bir durum. Neticede ilk başta başörtüsünü teklife almayan iktidar, BDP'nin önergesi karşısında ikilemde kaldı. Karşı çıksa en hassas olduğu konuda, çelişkiye düşecek. Evet dese, yeni bir kapatma davası başta olmak üzere siyasi ve hukuki bedeller ödemek zorunda kalacak. En önemlisi, bu kongren sorunu çözen parti ise, BDP olarak tarihe geçecek.
BDP'nin tavrına gelince... Yaptığı iş doğrudur. Hatta, siyasi rant elde etme çabası ve iktidarı köşeye sıkıştırma gibi art niyet taşıyor olsa bile. Halbuki BDP'yi eleştirmek yerine daha ilk başta bu adım atılsaydı, böyle bir sıkıntı yaşanmayacak. Meclis'te pantolona ve başörtüsüne serbestlik gelecekti.
Neticede, çatısı altında kendi kadın üyesinin derdine derman olamayan milletin Meclis'i, yüzbinlerce kadın mağduru bulunan başörtüsü yasağını kökünden çözecek iradeyi bir gün gösterebilecek mi? Cevap için, beklemekten başka çare yok.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



