İnsanın hata yapması, insan olmasının bir sonucudur. Yaygın ifadesiyle söylemek gerekirse hiç kuşkusuz "hatasız kul olmaz." Bu yüzden de insanın, bir "hata" sonunda kendinden ya da karşısındakinden özür dilemesi tabii bir şeydir.
Bilerek veya bilmeyerek yapılan hatalardan dolayı, yapılacak en tabii hareket özür dilemektir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Fakat insan niçin ve ne zaman özür dileyecektir? Başka bir ifadeyle özür dilemenin bir yolu yordamı yok mudur?
Özür dilemek ile teşekkür etmek kardeş kavramlardır. Hatta özür, teşekkürün küçük kardeşidir. Çünkü aslolan "şükretmek"tir / teşekkür etmektir. İnsanın şükretmesi için çok sebep vardır. Bu "çok şey" içinde, bir şey yaparken, iş işlerken yanlış yapması da vardır. Daha ileri giderek söyleyelim ki, iş yapan insan hata yapar / yapabilir.
Japonlar'ın ileri sürdüğü "sıfır hata", ideal bir şeydir, fakat özgün iş yapan, özgün üretim peşinde olan insan için hata kaçınılmaz bir şeydir. Bu yüzden olsa gerek ki, İslâmî gelenekte âlimin "çalışma"sının sonunda isabet ettiğinde iki sevap, hata yaptığında da bir sevap kazanması bu yüzdendir.
***
Kavramlardan söz edince, hele bu kavram da insanı yakından ilgilendiriyorsa hiç kuşkusuz müracaat edeceğimiz ilk yer sözlüklerdir. "Özür" ve "özür dilemek" konusunda bakalım sözlükler ne diyor?
Sözlüklere baktığımız da özür, 1. "bir kusurun elde olmadan yapıldığını ileri sürme veya bu kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mâzeret." 2. "Eksiklik, sakatlık; bozukluk veya elverişsizlik, kusur, defo." Özür bulmak başlığı altında da, "bir kimsede suç, kabahat bulmak." 2. "Mâzeret uydurmak."
Özür dilemek ise, 1. "Bir eksikliği, bir engeli ileri sürerek bir işi yapmak istememek." 2. "Yapılan bir yanlışlıktan dolayı da affedilmeyi beklemek." "Yaptığı bir kusur için özür dilerken, daha büyük bir kusur işleyen kişiler için" de özrü kabahatinden büyük ifadesi kullanılmaktadır.
***
İnsanın Yaratıcısına karşı işlediği herhangi bir hatadan dolayı, özür dilemesinin tâlimi tövbe konusunda yapılmaktadır. Yine sözlüklerde tövbe "işlenmiş bir günahın veya suçun bir daha işlenmeyeceğine dair söz vermek; bir daha işlememeye azmetmek, pişmanlık duymak" şeklinde ifadesini bulmaktadır. Tövbe etmek "Bir günah ya da suçu bir daha yapmamaya söz vermek, yemin etmek"tir. Tövbekâr da "Günaha tövbe ederek doğru yola dönen, tövbe eden" kimse demektir.
***
Kur'an'da, insanî olan hallerin özellikle tâlimi yapılır. Bunların başında da teşekkür gelir. Hatta İslâm'ın temel kaynağı Kur'an, teşekkür tâlimi ile başlar. Fâtiha sûresinin ilk âyeti hamddir. Hamd, Allah'ın verdiği nimetlerden dolayı insanın Allah'a şükretmesinin tâlimidir. Çünkü Allah, âlemi ve âlemde olan her şeyi insan için yaratmıştır. Öyleyse "insan"ın da, bu nimetler karşısında yapması gereken şükretmesidir.
Allah, insana sonsuz nimet ve zenginlik vermiş ve bunların karşılığında da nimetini "görmesi"ni istemektedir. Bu hal, herhangi bir iyilik karşısında insanın olumlu cevap vermesi gerektiği istenmektedir. Nimete şükür, verilene şükür, iyiliğe şükür...
Özür dilemek de bundan farksızdır. İnsan özellikle şuurlu bir şekilde ya da farkında olmadan hata yaparsa bunun karşılığında yapması gereken özür dilemektir.
***
Dikktat edilecek olursa son günlerde Ermeniler'den özür dileme furyası başlatıldı. Bu kumpasta kim kimin adına hareket ediyor ayırt etmek çok güç. Kim kimden niçin özür dileyecek? Kim suçlu kim suçsuz. Ermeniler'in mâsumiyetini de nereden çıkarıyorsunuz? Hatta bir cihan devleti olan Osmanlı'yı batıran İttihatçılar'ın eylemlerinden günümüz insanı niçin sorumlu olsun?
Zikrini, fikrini paylaşmadığım, tasvip etmediğim birilerinin hatasından veya karşılıklı zıtlaşmalarından dolayı ben niçin özür dileyeyim? Bu yüzden yapılan densizliklerin, özürle karşılık bulması elbette beklenemez.
Gerçekten bugün birilerinden özür dilenecekse, yapılan haksızlıklardan dolayı insanımızdan özür dilenmesi gerekir. Onlar vatanı için, ülküsü için, inandığı değerleri için ölüyorlar, evet sadece ölüyorlar, fakat yaşamalarına fırsat verilmiyor. Bu insanlar dün de mağdurdu bugün de.... Onlar öz vatanlarında "parya"lığı yaşamaktadırlar.
İnsanımız hâlâ yediğinden, içtiğinden ya da yemediğinden, içmediğinden sorgulanıyor, ayıplanıyor, kınanıyor. Yıllardır ne giydiğinin, nasıl giydiğinin tartışması yapılıyor. Yıllardır ne yaptığının, ne yapmadığının hesabı soruluyor ve sorgulanıyor.
Onlar her gün, defalarca ölüp ölüp diriliyorlar. Sen bunları görmeyeceksin, hatta kendi insanının çektiği sıkıntıları görmezden geleceksin, sonra da kalkıp "gelenin keyfi için" geçmişe küfredeceksin. Elbette her şeyin bir karşılığı vardır. Karşılıksız ne teşekkür edilir ne de özür dilenir.
Bu yüzden teşekkür gibi, özür dilemek gibi asil duyguların ve değerlerin yerli yersiz bir şekilde kullanılmaması gerekir.
Ahhh haysiyet! Zayıf düşünce maskara olmak diye buna denir her halde!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



