milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Özgürlüğün bir bedeli var!

21 AĞUSTOS 2005
PAZ 02:58

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Çoğumuz teknolojinin, baş dönmelerinin, hızlı gelişmenin karşısında bir an durup tefekkür etmenin erdemine inanırız. Özellikle büyüklüğün sırrının ihtişamdan geçtiğine inanan, cesaretini zayıfları ezmek için kullananlar karşısında belki çaresizlikten belki de sahiden de inanarak "ölümlü dünya" deriz. Daha söylenmesi gereken çok şey vardır. Kalplerimizde saklı tutuğumuz hazinelerin birer birer ortalığa saçılmasını istemediğimizden, biraz da gizliliğin medeniyetine sahip olduğumuzdan bunu yaptığımız düşünülebilir. Saklı kentlerde, saklı evlerde, saklı hayatlarda bir kendine has dünyanın eşiğinde dururuz ve dışarıda yaşanıp giden hayatı "ölümlü dünya" ilan ederiz. Lakin biraz ötemizde baş döndürücü hızla akıp giden hayat, sürprizleri de peşine takıp gitmektedir. İnsan önce suretini çoğaltmış, ardından da kendi hakimiyetini bir takım sembollerle yüceltmiştir. Diktatörün de, kahramanın da verdiği poz, aynı gibi görünür ama biri yüce biri de cüce değerlere sahiptir. Aradan geçen yüzyıllar şüphesiz bu resimleri silikleştirecek tarih sayfalarında. Ama dijital teknoloji her asırda diktatörlerini ve kahramanlarını aynı hızla çoğaltmaya devam edecek.

Asrın Musa’sı olmak...

İnsan suretini en şaşırtıcı biçimde görülür hale getiren fotoğraflar hareketlendikçe, makara döndükçe ve dijitalleşme dönemi hızlandıkça insan kendi suretindeki gizemin peşine düşecek. Acaba her birimizin çoğaltarak kendimizin yerine koyduğu bu hareketli nesneler bizi kendimizden ne kadar uzağa taşıdı? Şu sokak başında, şu garip kılıklı adam ben miyim? Yoksa şu meşhur insan, şu savaşlarda kanlar içinde yatan, şu kahramanlar gibi savaşan ben olabilir miyim? Her birimiz bir kahramanlığın, bir kendini aşma olayının gerçekleşeceği zamana kendimizi hazırlamak isteriz. Özellikle de zulmün ayyuka çıktığı dönemlerde kendimizin "Musa"sı olmak için ayağa kalkarız. İşin ilginç tarafı Asrın Musa’sı olmak isteyip ayağa kalktığımızda kendimizi tanıyamamaktan şikayet edebiliriz. Çünkü zaman seyrini sürdürmekte, köprülerin altından çok sular akmaktadır. Göle yansıyan suretimiz çoktan bir maus tuşuyla değiştirilmiş, deforme edilmiştir. Gönlümüze kurulan tuzakları bertaraf etmek eskisi kadar kolay değildir. Önce kendimize çeki düzen vereceğimiz bir nehir bulmamız gerekiyor. Arınmak ve yeniden başlamak için...

Ölümüne özgürlük

Sinemanın keşfiyle birlikte insanlığın değerlerini ötekine taşımasında bir kolaylık olduğu kesin. Hele de bir kültür taşıyıcısı olduğunuzu düşünüyorsanız sizinle yolları hiç kesişmeyecek insanların hayat tarzına müdahale edebilir, onların yönünü şaşırtabilirsiniz. Örneğin doğumlarından ölümlerine kadar onları bir gerçekliğin içine yerleştirip sahteliği gizleyebilirsiniz. Jim Carrey'in başrolünü oynadığı bir film vardı: Truman Show.

Modanın, hayatı bilinçsizce algılamanın, herkes gibi düşünmenin formatı peşindeyseniz size Truman’lık yakışır. Doğumundan itibaren hayatı kameralarla izlenen ve durumunun farkında olmayan Truman gerçeğe yaklaştıkça birileri tedirgin olacaktır. Kendisine kurulan sahte dünyada her şeyin birbirinin aynısı olduğunu gören Truman'ın arayışları birtakım korkularla sınırlıdır. Örneğin deniz yoluyla bir yerden bir yere gidememek. Çünkü babasının o azgın sularda boğulup öldüğü kendisine bildirilmiştir. Bir şey daha bildirilmektedir kendisine: İçinde bulunduğu hayata razı olması, sürpriz yapmaya kalkmaması. Kendi özgürlüğü için yönetmenin, senaristin planlarını tehlikeye atmaması gerekir Truman'ın. Fark etmenin ardından gelen tehditler Truman'ı yıldırmaz. Son koz ölümdür. O, ölümüne özgürlüğü seçer ve özgürlüğün bu yapay dünyanın biraz ötesinde olduğunu kavrar.

Şaşırtıcı sahneler...

Hayatımızı biraz olsun dışardan gözlemleme gayreti içine girdiğimizde, çokça şaşırtıcı sahneyle karşılaşmamız mümkün. O güne kadar yapageldiğimiz hareketlerin birtakım sınırlarla korunduğunu görürüz. Yasaklarımız, kavgalarımız, sevinçlerimiz hep varlığı hissedilmeyen bir kontrol içindedir. Uluslararası kara suları vardır, vize vardır, demagoji, politika, hayat kavgası, yılgınlıklar, acı, kasırgalar, şikayetler, öfkeler, nereye gidildiği bilinmeksizin koşturmalar...

Medeniyet mi, kağıt bebekler mi?

İnsanın kendini oyalayabileceği oyuncaklar teknolojik ilerlemelerle birlikte daha da çoğaldı. Daha önce atla, ok ve yayla gittiğiniz yerleri şimdi dolaşmak zorunda değilsiniz. İnsanlara bir ceza vermek eğilimindeyseniz atınızdan iner, uçağınıza biner (ya da binmez uzaktan kumanda edersiniz),onları bulundukları yerlerde bombalayabilir, göklerden ölüm yağdırabilirsiniz. Sıcak çatışmalar göğüs göğüse değil, insan bombalarla boğuşmaktadır artık. Ama asıl toplumların bombalanması değildir söz konusu olan. Ayaklarınıza kadar gelen fırsatları tepiyor ve kendiniz için istediğiniz şeyin bilincini seçiyorsanız sizi bekleyen tehlikelere de hazırsınız demektir. Artık başkalarının hayatına dikkat kesilmelisiniz.

Kimi toplumların sizin adımlarınızı dahi izleyebildiğini kabul etmeli, güzellik yarışmalarına, manken kavgacıklarına, kağıt bebeklerin sevgili değiştirmesine dayanıklı hale gelebilmelisiniz. Her şeyden önce kendinize ait bir medeniyetiniz olduğunu inkar etmeniz gerekiyor. Çünkü yaşadığınız hayatın asıl sahibi siz olmaktan çıkmışsınızdır. Kontrol sizi uzaydan izlediği söylenen güçtedir. O istediğinde bombalarla dünyayı şekillendirir, istediğinde de kendi kültürel kodlarıyla. Eğer sizi haritadan silmek istiyorsa ting tang kuruluşlarında planlar hazırlanmış olmalıdır. Size düşen görev Truman olduğunuzu unutmamanız.

Eğer cesareti, kendi kararlarınızı almayı seçerseniz, içinde bulunduğunuz pembemsi hayaller yıkılır. Bu durumda size mecburiyetinizmiş gibi sunulan geçici heveslerin, arzunun, istikametsizliğin uzağına düşmek zorundasınız. Yani, denizi geçmek zorundasınız, eğer korkularınız hâlâ devam etmiyorsa...

Hayatın sefil yüzü de var

Ölüm biraz puslu havadır sinemada. Günlük hayattaki ölümler gibi etkilemez insanı. Ya şöyle bir dokunup geçer ya da sizi de kendisiyle birlikte sürükler. Bir kahramanın ölümü, komşunuzun ölümü gibi değildir. Onun ölümünde bile bir ihtişam olduğuna inanırsınız. Para için, güç için insanları öldürmeyi göze almış canilerin ölüme bakışı biraz farklıdır. Onlara göre, güçsüz olan ölmeyi hak etmiştir. Topraklarını işgal ettiğiniz insanlar size kafa tutuyorsa tonlarca bombayı apartmanın üstünden boşaltıp çoğunluğu çocuk olan masumları öldürebilirsiniz. Çünkü ölüm, zayıfların hakkıdır. Bilmediği bir şey vardır caninin: Her attığı bombayla kendisi ölmektedir aslında. Bombalar sadece gerçek hayatta atılmaz, filmlerde de vardır. Efektler yardımıyla dünyanın olmayacak özellikte yerleşim yerlerini haritadan silebilirsiniz. Hiç olmayacak bir nedenle savaş çıkartabilir, pek çok insanın ölmesine sebep olabilir, haritaları yeniden çizdirebilirsiniz.

Kameranın motor sesinden sonraki hareketler hangi ideoloji, anlayışla yönetiliyorsa ona göre bir sonuca hazırlıklı olmak gerekiyor. Hayata hep zevk, sefa yönüyle bakıyorsanız dünyanın her yeri bu gördüklerinizle doludur. Ya hayatın sefil yüzüne döndüyseniz? İşte çoğu zaman belgesel filmcilerin görebildiği, sinema filmlerinin üzerinden atlayıp geçmeyi tercih ettiği bu sefalet, dünyanın kaderidir. Afrika bir konu mankenidir açlığın. Asya büyüyememenin tedirginliğidir. Zincirlerini kıramamanın, kendini fark edememenin adı. Terör, şiddet, toplum hayatını bozma hep üçüncü sınıf klişesiyle damgalanmış toplumların sırtındadır. Oysaki medeniyet eğitimli, güçlü, gücünü Hakka teslim etmeyen nesillerce yok edilme sürecine itiliyor. Arenalarda haykıranlar onlar, yüzlerindeki gülücükleri maskelerine yapıştıran da onlar...

Ölmeden önce ölmek...

Özgürlük, ölmeden önce ölmeyi bilmekte. Yanı başımızda akıp giden hayata, dışarıdan baktığımızda görürüz bunu. İçimizde ve dışımızda vücut bulan kötülüklerden arınmak, iyiye, erdeme teslim olmak; ölmeden önce ölmeyi bilmek, yani özgürlük. Bize sunulan ve birbirinin aynısı olmaktan başkaca özelliği olmayan parlatılmış hayatların düzenleyicisi olmamak. Biraz da kendisiyle barışık olması insanın. Vakti geldiğinde öleceğini bilmek. Hayata bir ayna olmak, insanlara ve yüzlere. Dijitallere, ekranlara düşen yüzlere yeniden canlılık getirebilmek. Kendi gerçekliğini yitirmiş gibi olan hayatları yeniden asli yüzüyle tanıştırmak. Beyazperdenin de tabiatın da, yaşamaya çalıştığımız güzelliklerin de ana fikri belli: Özgürlüğün bir bedeli var!

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 21.08.2005 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Bünyamin Yılmaz

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bir şiir günü Küplüce'de!
    2. Dindarların ‘sanat’la imtihanı!
    3. Ertuğrul Günay'ı bu kez dinleyelim!
    4. Ölen beden imiş, aşıklar ölmez!
    5. İyi ki varsın Tuluyhan Uğurlu!
    6. Çocuklara şiir, büyüklere ‘beyaz haberler’
    7. Gemimi Israil vurdu dostlar!
    8. Ödülü yana koy civanım!
    9. Tiyatro kapattırmışım heyhat!
    10. Sinemaya neden “Güven”elim?
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Mısır’ın “Nobel”li yazarı Necip Mahfuz öldü
    3. Gül yetiştiren adam
    4. Türk sinemasının rüzgârı sensin
    5. Baba, Mahşer bu oyunun neresinde?
    6. Konuşan Danimarkalı Ferhan mı?
    7. Kızkalesi’nde "Küçük Prens" hüznü
    8. Sinemamız Akkad’sız artık!
    9. Mektup dergisi ara verdi
    10. ‘Korku’ya oynayanlar ve korkanlar
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü niçin verilmedi, açıklıyorum
    3. Mektup dergisi ara verdi
    4. Ömer Karaoğlu ‘özel’
    5. Vurun inanana
    6. Selamünaleyküm kovboy
    7. Rüzgâr bekleyen sinema
    8. Gözyaşımdan tut kaldır beni
    9. Sıkı Korkular Sıkı Senaryoların Eseri
    10. Özgürlüğün bir bedeli var!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
    10. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek