Özdemir İnce ile ilgili çok yazı yazıldı, çok polemik yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bu kalemin sahibi de zaman zaman hakkında yazdı. Bir şair olan İnce'nin şair duyarlığına ve sanatçı inceliğinde bir şeyler ihsas olunacak diye beklendi. Ne yazık ki Sayın İnce, İslâm ve Müslüman düşmanlığını iyice azıya aldı, dört nala gidiyor. Gözü ne iyiyi, ne doğruyu, ne güzeli görüyor. Bütün dikkatini Müslümanların açıklarını bulmaya, kusurlarına araştırmaya yöneltmiş. Bununla Müslümanları dize getireceğini, İslâm düşüncesini zayıflatacağını düşünüyor. Böyle yaptıkça ne denli küçüldüğünün farkında değil.
Karşı tezlerini geliştirmek için de en olmadık, sıradan şairleri örnek veriyor. Behçet Kemal Çağlar gibi onuncu sınıf bile sayılmayacak bir şairin düşüncelerine sığınıyor. Mustafa Kemal'i bir peygamber gibi gösteren, Müslümanların Kâbe'sini yadsıyan birini. "Kâbe arabın olsun, bize Çankaya yeter" diyen Behçet Kemal Çağlar.
Mustafa Kemal Paşa'yı bir peygamber gibi gösteren bir mevlit bile devşirmişti. Süleyman Çelebi'nin Mevlid'ini Mustafa Kemal'e uyarlamıştı. Neredeyse kendisi Cumhuriyet'in Süleyman Çelebi'si olmaya yeltenmişti. Tabiî bu saçmalık tutmadı. Behçet Kemal Çağlar da edebiyat literatüründen ve Cumhuriyet rejiminin da yitikler listesinde. Sayın İnce bunlara sığınıyorsa vay hâline.
Hıristiyanların gözünde barbarlığımız devam ediyor
İçeriden ve dışarıdan tam bir kuşatma altındayız. Dışarıdakilerin tıynetini ve ruhunu iyi biliyoruz. Onlar fırsat buldukça söyleyeceklerini söylüyorlar. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas'ı ziyaret etti. Bu buluşmada Papulyas: "Bizi aynı barbarlar doğradı. Karadeniz'de binlerce yunan vatandaşının katledildiğini, içinde bulundukları ekonomik krizin nedeni ise Türkiye'ye karşı aşırı silâhlanarak borçlandıklarını... 20. Yüzyılın başında Ermeniler ve Rumlar katledildi. O zamandan bu yana çok şey değişti. Ancak Yunanistan'ın on yıllardır silâhlanma yarışına girdiğini, ülke ekonomisinine milyarlarca dolara malolduğunu" ileri sürüyor.
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan: "Türkiye'nin tarihiyle yüzleşmeden, Ermenistan gerçeğini kabul etmedikçe AB'ye giremeyeceğini" ileri sürüyor. Hatta iki gün önce Kıbrıs'taki görüşmelerinde de şunları söylüyor. "Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecinin Ankara tarafından yıkıma uğratıldığını" söylüyor. Bütün kapılar AB önünde tıkanıyor. Bakalım nasıl olacak. Barbarlığımız onlar tarafından sık dile getiriliyor da İçerideki Hıristiyan ruhlular uygarlığımızı ve bizi temsil eden kişiler de gözlerden küçük düşürülmek için büyük bir çaba harcanıyor. Küçük ayrıntılardan büyük olaylar çıkarma ve bunu koskoca bir Osmanlı Devleti ve medeniyetini olumsuzlamak için çırpınılıyor. Bunlar içerideki düşmanlar.
İşkence uçaklarını Türkiye üzerinden uçurmaya devam edelim mi?
Muhafazakâr Demokrat iktidarımız döneminde CIA uçakları semalarımızda, Iraklı Subaylara, ABD karşıtı eylemcilere, Hizbullahçılara, el-Kaidecilere işkence ede ede fink atmış. Buradan toplayıp Guantanamo üssüne taşıyadurmuş. "Türk uçaklarının Türk hava sahasından geçişinin Ankara'da ABD elçiliği ile Türk Dışişleri arasındaki koordinasyon ile sağlandığına dikkat çeken Büyükleçi Loğoğlu, Türkiye'nin o dönem Afganistan operasyonu çevresinde 'müttefik', ABD'ye genel (Blanked) izin verdiğini, bu kapsamda da ABD'lilerin sadece bilgilendirme (notification) yaptıklarını anlattı. Söz konusu bilgilendirmede uçaklarda ne olduğunun belirtilmediğine, söz konusu transferlerin 2003-2004 yoğunlaştığına" dikkat çekiyor.
Tabiî bunlar artık su yüzüne çıkabilenler. Bakalım WikiLeaks daha ne bilgiler sunacak. Bekleyelim görelim.
Celil Abdullah nereye gitti de görünmez oldu?
İki aya yakındır ortalıkta yoktum. Yolculuğa çıkarken küçük bir not düşmüştüm. "Bir yolculuğa çıkıyorum" diye. Bu yolculuğun ne kadar süreceğini ben de bilmiyordu. Önü açık, sonu belirsizdi. Yolculuk uzun sürdü. Bir ara dünya ile bağlarım kesildi. Görsel ve işitsel medya ile iletişimim olmadı, kapalı bir dünyada idim. Bir ara parça parça bilgiler elime ulaştı ama ortamım olmadı bir türlü. İnsan bir ara yazıdan uzaklaşınca kesiliyor, soğuyor. Celil Abdullah'ın da, yani benim de öyle oldu. Kendimi bulmam bugüneymiş. Nasip olursa sizlerle birlikte olacağım bundan böyle. Ortalığı kurcalayacağım, bir dedektif gibi satır aralarını tarayacağım, sezgilerimle birleştirip nerede ne çıkarsa sizlerle paylaşacağım.
Sizler de önemli bulduğunuz konuları Celil Abdullah ile paylaşabilirsiniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



