Futbol, din ve dil farkını kaldıran, kıtaları yaklaştıran, spor olmanın ötesine aşıp kitlesel simge haline gelen bir spor dalı olmuştur. İnsanlık tarihinde futbol kadar yaygın ve etkin bir spor dalı olmamıştır. Sigara ve futbol, etkisini tahlil etmenin bile güç olduğu noktadadır. Devletleri idare edenlerin spora ve spora yaptığı yatırımı tahlil etmeye hacet yoktur. Futbolun, bir bütün olarak ele alındığında ne kadar spor olduğunu tartışabileceğimize göre devletlerin futbola ilgi ve yatırımını irdelememiz tabii görülmelidir.
Şu anda futbolun bulunduğu noktada şu tespiti yapmakta sakınca olmayacaktır: Bundan sadece otuz yıl önce, bir hurafe olarak yaşlıların gençlere, futbol topunun Hüseyin radıyallahu anhın başına benzediğini (veya bunun gibi bir teşbih yaparak), bu nedenle futbol oynamanın günah olduğunu anlattıkları dönem geçilmiştir. Hakikat veya hurafe, böyle bir söz bile futbolun gücüyle karşılaşmaya yetmeyecektir. Futbol arayı açmış gitmiştir. O kadar ki, futbol İslam'a davet, camiye cemaat toplama, gençleri bataklıktan kurtarma vesilesi olarak görülür hale gelmiştir. Bunların ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu tartışmanın yararı olmayacaktır.
Ancak futbolun etrafında, zihin karıştıracak soruları, İslam'ı hayat ilkesi edinmişler açısından soruşturarak -kendi eksenimizde de olsa- bir noktaya gelebiliriz. Ya da, kabul görüp görmemesi ile ilgilenmeden, hakkı söylemiş olmak için futbolun etrafında konuşmamızda yarar olacaktır.
Tesettürlü fitne!
Aslında, bir toprak ve ülke düşüncesi olanların da futbolun gücü ve o gücün kullanıldığı hassas ayarlar açısından söyleyeceği sözleri olmalıdır. Ülke kurtarandan daha değerli bir gol atan futbolcuların bulunması düşündürücü olmalıdır.
Yaygınlaşmaya başlayan kadın futbol takımları ise gülmeyi unutmuş ümmetimiz için bir tiyatro olarak seyredilebilir niteliktedir. Güya İslamî devletten olduğu için tesettürlü bayanların futbol takımı kurmalarını, keler deliğine girmekten başka hangi vasıfla tavsif edelim? İnna lillah ve inna ileyhi raciûn. Fitne mi fitne, hem de tesettürlü.
Haram-helal Allah'ın hakkıdır
Bir şeyin helal veya haram olduğunu sadece Allah ve Resulü belirleyebilir. Kullar, ne haramlık ne de helallik tayin etmeleri mümkün değildir. Her hangi bir mesele hakkında, haram olduğuna dair bir hüküm bulunmadıkça esas olan o meselenin helal olmasıdır. Bu, ilk defa görülmüş bir meyvenin yenmesi hakkında geçerli bir kural olduğu gibi icra edilecek bir iş hakkında da geçerlidir. Futbolun hükmü ile alakalı olarak da bunu söyleyebiliriz. Futbol, bir oyun türü olarak -sadece oyun olduğu için- haram olarak gösterilemez. Aslı zatında, oyun ve eğlencelerde ölçü dâhilinde kalındıkça helallik esastır. Haramlık, sonradan oluşmaktadır. Bir topun peşinde yirmi iki kişinin koşması, futbolu haramlaştırmaz. O yirmi iki kişinin üzerinde oluşan etkiler ve sonuçlar itibarıyla bir haramdan söz edebiliriz.
Topu patlatan çiviler
İbadet için yaratılmış insanın vaktini heba etmesi, kazanma ve harcama açısından mal israfı, insan enerjisi israfı, insan avretinin izlenmesi, anne baba hizmeti ve kul haklarının ihlali, toplumun fırkalara ayrılması, stat ahlâkının yaygınlaşması, erkek-kadın karma ortamlarının oluşması ve kâfirlere hayranlıkla bakan gözlerin oluşması mü'min için futbol topunu patlatan çivilerdir.
Futbolun hiçbir sorunu olmadığını var saymamız halinde bile, sadece Filistinlilerin Filistin etrafında bile birleşemezken futbol topu peşinde iki takımın etrafında birleşebilmeleri düşünmek için yeterli malzemeyi vermektedir. Ümmetimizin bütün dertlerini unutturan, dava heyecanı bırakmayan nesnenin adının banka olmasıyla futbol olması arasında ne fark vardır? Dava heyecanını söndürdükten sonra adı ne olursa olsun.
Çizgi
Futbolu cihat heyecanıyla oynayanların durumunu anlamakta zorlanıyoruz doğrusu. Bütün sosyal imkânlar tüketildiği için mi futbola sığınılmıştır yoksa aslında futbola olan ilgi güzel bir kılıfa mı sokulmuştur?
Bizim için muteber kural şudur:
İslam, sporu teşvik etmiştir. Ama bu teşvik, Müslüman'ın güçlü ve hareketli bir bedene sahip olmasını sağlamak içindir. Spor seyretmek spor değildir. Dolayısıyla futbol tutkunlarının ve futbolcuların, yaptıkları işi daha esnek bir gerekçeye dayandırmaları gerekir. Futbol mubah olmasına olabilir. Ama cihattır gibi abes bir söz sarf edilemez. Futbol, oyundan çok seyirciye yönelik oynanan bir spordur. Bu bilinmelidir. Futbol oynayanlarla futbol seyredenlerin rakamlarına bakılırsa bu mesele gayet rahat anlaşılacaktır; kaç kişi futbol oynar kaç kişi seyreder. Kaç kişi de o işten servet edinir?
Futbol ve namaz
Sadece bir akşam namazının topluca terk edilmesinin sebebi, statlarda futbol seyreden insanların futbolu ise futbol için namazı dinin direği olarak gören bir Müslüman ne diyebilir? Bazı Arap ülkelerinde stat çimlerinde namaz kılan oyuncuların veya seyircilerin görüntüleri umumileşmiş bir görüntüyü aklamaya yetmez. Futbol maçına besmele çekerek başlama lakaytlığı da futbolun bereketli bir iş olmasını temin etmeyecektir.
Namazımız futboldan kurtarılsın, avret teşhir edilmesin, kumarın alt yapısı olmasın; isteyen top oynasın. Bu kadar.
Kumar haram değil mi?
Spor toto veya benzeri isimlerle insanların işlettikleri kumar sermayesini nasıl görmezden gelebiliriz? En büyük kumar türlerinden biri olan bu tür oyunların temeli, statlardaki oyuncuların omuzlarında durmuyor mu? Spor toto listesindeki takımlardan her hangi birinde futbol oynayan bir futbolcu, kumarın aleti ve sebebi değil midir? Böyle bir bahis oyunu topluca, ulusça oynandığı için mi mubah olacak? Futbol, kendi başına oyun olabilir; üzüm de aslında tertemiz bir meyve idi.
Nesilleri esir alan bu oyunu tekrar düşünmeye mecburuz. Çocuklarımızın futbol tutkunluğunu basit bir sorun olarak göremeyiz. Vakit geçirmek içinse kendimize daha değerli meşgaleler bulalım. Kör taklitse yaptığımız o bizim işimiz olmamalıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



