milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Oyları bölmek ! sorunsalı

09 HAZİRAN 2011
PER 02:20

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

12 Eylül referandumu dönemiyle birlikte hızlı birer "demokraaaasi" mücahidine dönüşenler, her ne hikmetse ağızlarından düşürmedikleri bu kavramın en temel gereklerinden birisini ısrarla es geçiyorlar. Halkın iradesinin ve tercihlerinin tam anlamıyla hayat bulmasına mani olan (aynı zamanda da bugünlerde karşıymış gibi yaptıkları 12 Eylül zihniyetinin en temel eserlerinden birisi olan) yüzde 10 barajını ağızlarına bile almıyorlar. Konjonktürün şekillendirdiği ve dışarıda büyük devletlerin, içeride de büyük sermaye ve medya gruplarının koltuk çıktığı iki partiden birisini seçmeye, daha doğrusu "ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye" demokratik hakkın kullanımı gözüyle bakılıyor, seçimin bir demokrasi bayramı olduğu söyleniyor. Olsa olsa "demokraaasi" bayramıdır bu şartlarda.

Önceleri, esnaflardan birisi siftah etmiş ise gelen müşteriyi siftah etmemiş olan komşusuna gönderirmiş. Hakkına razı olur, hakkından fazlasına göz koymazmış. Bugün yüzde 10 barajı sayesinde fazladan ve gerçekte de hak etmedikleri halde oylar alan veya sandalyeler kazanan partiler, en azından bu vicdani sorgulamayı bile yapamaz durumdalar artık. Dandikten bir pragmatizm ve "her yol mübah" anlayışı böylesi şeylerin söz konusu edilmesini bile absürd sayıyor artık. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, yolda yürürken birisinin içi para dolu olan cüzdanını bulup paraları iç etmekten farksız aslında bu "baraj" sevdası.

Geçen seçimlerde kimseyi ürkütmemek adına ve henüz tam olarak gücü ele alamamanın verdiği çekingenlikle herkese mavi boncuk dağıtanlar, halk arasındaki sohbetlerde "Biz de Milli Görüşçüyüz" tarzında söylemlerde bulunanlar, şimdilerde bakıyoruz ki, misal, Saadet Partisi'nin afişlerine bile tahammül edemiyorlar. Her boş buldukları duvar, bina, billboard yetmezmiş gibi devletin ve milletin trilyonlarıyla süslenen bir sürü araba, her gün bangır bangır canlı yayınlar yapan onlarca televizyon kanalı, gazete vs kanalıyla seslerini duyurdukları, insanların beyinlerini yıkadıkları yetmezmiş gibi bir de kalkıp başka partilerin üç beş tane afişine musallat oluyorlar. Ve bunu yapanlar da, daha geçen sene "demokraaasi" mücahidliğine soyunanlar (diğer mücahidlikten istifa vermelerinin üzerinden çok geçti malum)

"Oyları bölmeyelim" safsatası ile "konjonktürel mücahidlik" için oy istemek dönemi başladı ve devam ediyor. İslam ülkelerinin birliğini, dünyadaki mazlumların kurtuluşunu ve Hakk'ın her şartta ve durumda savunulmasını isteyen bir anlayıştan konjonktür diyerek, dünyanın gerçekleri diyerek, "pragmatik olmak gerek" diyerek küresel güçlerin dümen suyunda giden, sömürüyü rutine dönüştürmüş kapitalistlerin masasına oturmayı marifet sayan bir anlayışa saplanıp kaldı insanlar. Güçlüden yana olmayı, çoğunluktan yana olmayı marifet sayan, dikte ettirilen seçenekler dışındakileri seçmesi halinde oyunun heba olacağını düşünen salt faydacı bir anlayış var önümüzde. İnsanlar bu tuhaf anlayışa mahkum edildiler. "Bize vermezseniz bilmemkim gelir" öcüsü ile korkutulanlardan hiç kimse acaba şu soruyu sormuyorlar mı, "ya sizi de bilmemkim gibi görüyorsak?"

ABD'nin ve İsrail'in amaç olarak karanlık, ancak görünürlük olarak kabak gibi ortada olan Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası, hem de önemli bir parçası olmayı marifet saymayı zihinlerinin neresine oturtuyor acaba ödünç oy veren sayın halkımız? Konjonktür dalgalarının sevdalısı olmayan ve sırf "bilmemkim gelmesin" diye oyunu emanet verenlerin bu soruya cevabı ne olur acaba?

İslam'ı olduğu kadar İslam ahlakını da hakim kılmaktır siyasetçinin vazifesi. Nezaketi bir yana bırakıp şımarmak, öfkelenmek, azarlamak, kibre ve büyüklenmeye kapılmak bu tablonun neresinde yer alır acaba? İnandığı parti sesini duyuramıyor diye her köşeye, her duvara, her boş binaya afişler, pankartlar asanların, yüzlerce binlerce arabayla bangır bangır propaganda yapanların gösterişine kapılmanın güce, makama, şöhrete aldanmaktan farkı nedir ki? Hiç.

Geçmiş dönem zalimlerinden öc alma görüntüsü altında benzer zulümler yapmanın, "statükoyu yıkıyoruz" diyerek yeni ve daha da güçlüsünü inşa etmenin tasvip edilecek tarafını bilen varsa diğer tüm kararsızlara ve emanet oyculara söylesin, cümbür cemaat gitsinler konjonktürel partilere.

İnançları ve davaları uğruna ne içinde bulundukları zorlu koşullara, ne de günü geldiğinde sayıca az olmalarına bakmaksızın çalışan, mücadele eden, elinden geleni yapan ve en sonunda da tevekkülle sonuçlarını Allah'tan bekleyen (ki iyi veya kötü olacağını da takdir edecek olan O'dur) Müslümanların çoğunun, şimdilerde inancın, davanın yerine dünyanın gerçeklerini (!), konjonktürü, gücü, parayı, şöhreti koyması ne kadar da acıdır. "Zaten bunlar barajı geçemez, geçecek olana verelim" diye düşünenler, aslında kendi gibilerin sayısının barajı darma duman edecek kadar çok olduğunu bilseler yine böyle davranırlar mı acaba? Mesele, davasının ardında sıkı durmak ve kendi elinden geleni yapmak meselesidir. Şartlara uyum sağlayayım derken renkten renge, şekilden şekile girmenin belli bir istikamet üzerine gitmekle ilgisi yoktur, olamaz da.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 09.06.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: burak kıllıoğlu, 2012, benzin, petrol, yakıt, seçim, politika, ,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Yüzde 7.6 zam nerede?
    2. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    3. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    4. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    5. Gitti eskisi, geldi yenisi
    6. Ne bu şiddet, bu celâl!
    7. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    8. Dış politikamızın şahidi Biden
    9. Çengelköy sırtlarında
    10. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kadın garson zorunluluğu
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek