milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Otuz yıl sonra

13 EYLÜL 2011
SAL 02:20

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Otuz küsur yıl olmuş darbeden sonra. Korkular biraz törpülenmiş. Kuşağımız artık ceviz sandıklara kilitlenen bu acı hatırayı yâd etmeyi bile unutmakta.

Kavgaydı, ölümdü, hapisti, işkenceydi, gerilimdi ama zamanın gençlerinin yine de soylu bir amacı vardı. 12 Eylül'ün yıldönümünde günlerdir açılmayan televizyona uzanıyorum.

Belki eskiye dair haberleri izlemek için.

Bir eğlence programı.

Gençler boş bir sunucuyu dakikalarca alkışlamaktalar. Davetlilerden biri, ne zaman televizyonu açsam bön suratı ile karşıma çıkan, çok para kazanan bir yapımcı. Alkışlar sesini daha da yükseltiyor.

Bu paranın kokusunu iyi sürmüş adam, gençlerin ilgisini ne kadar fazla çekmekte.

Yaptığı iş, tarihe düşecek bir şey değil, bomboş biri ama ne kadar alaka odağı.

Otuz yıl sonraki gençliğin yaşadığı daha acıklı bir vakıa.

Okumuyorlar.

Öğrenmiyorlar, dinlemiyorlar.

Otuz yıl sonra halleri ne olacak acaba.

Hangi duruşları ile tanıyacağız onları.

Değil düşünceyi daha kendilerini tanımayan, melali anlamayan neslin sancıları da hızla düşmekte bu topraklara. Sanki ölümün bir başka türlüsünün kollarında, hayattan vazgeçmişler.

Ya da hayat diye belledikleri sanal bir oyuna tutunmuşlar.

Çevresinin üniversitede okuyor diye yere göğe koymadığı gençlerle tanışıyorum.

Hoş adım başı, apartman katlarında bile konuşlanan özel üniversiteler de ayrı bir hengâme.

Gelecekle ilgili beklentilerini değil de, gününü nasıl değerlendirdiğini soruyorum.

Koca bir "hiç" kelimesi çıkmakta ağızlarından.

Bir "off" çekerek "şu okul bir bitsin diye uğraşıyorum" diye sanki Everesti fethetmek kadar zor olan hayatını anlatıyor.

Oysa okul hayatın en kolay kısmı.

Asgari bir çalışma ile biter.

Başka nelerle meşgulsün.

Daha ne olsun, dağ gibi derslerle boğuşmak az iş midir? Dünya ve ülke sorunlarına yakınlığının ölçüsünü merak ediyorum.

Gencimiz Mars'ta yaşıyor.

Rüya âleminde, sorunsuz bir dünyanın ferdiymiş gibi ne açlıktan haberdar olmak istemekte, ne iç savaştan.

Hani neredeyse bu türlere anatomik bir test bile gerek. Yoksa son nesil, kalbi formatlanmadan mı doğmakta. Genlerde eksik bir şeyler mi bulunmakta.

Hangi kitapları okuyorsun ey ülkemin istikbali diyorum.

Benden bıkmışçasına dudak büküyor, bir an önce sussa şu kadın der gibi yüzüme ters ters bakıyor.

Son bir cesaretle, bu kadar televizyon izleyeceğine yaz tatilinde tarihi yerleri, doğal güzellikleri, sanat sergilerini gezmesini, bir hobi kursuna giderek ney ya da kanun çalmasını, resim yapmasını, şiir yazmasını öneriyorum.

Hatta bir şeyler üretmek için eline şiş ye da iğne alıp örgü örmesini, nakış düşmesini teklif ediyorum.

"Adam sen de" diye yüzüme bakıyor, "becerisinin olmadığını" söylüyor.

Zaten derdinin kendisine yettiğini anlatıyor.

Derdini öğreniyorum.

Gelecek korkusu.

Bölümünden mezun olanlar, iş bulamıyorlarmış.

O halde kendini çok iyi yetiştirmelisin ki vasıflarınla bir iş elde edebilesin diyorum.

Ya da gelecek korkusu adına bugününe kıymaktasın, yapacak çok şeyin var, bir daha düşün diyorum.

Geleceğin hep olacak ama bak bugünün ölüyor, onu kurtar diyorum. Tepki yok ama sussan çok daha iyi olur bakışını ben kaç gençte üzülerek izlemedim ki.

Acıklı bir neslin acısını kalbimde duyarak daha fazla konuşmayayım diyorum.

Ne yazık ki sayıları kalabalık.

Karanlık bir kalabalık.

İstemek üzerine kurulu bir kalabalık.

Hedef şu beş kelime ile sınırlı.

Meslek, iş, para, ev, araba.

Bu kadar mı gelecek hayallerin.

Bunlar için mi yaşamalısın.

Otuz yıl önce biz neler yapmıştık.

Yaşıtlarımız ölürken, düğünlere gidemeyiz deyip hiç davetlere katılmamıştık.

Sadece kapımızın önünü değil, sokağımızın tümünü süpürmek için işten kaçmamıştık.

Televizyon izlemek bize yaraşmaz deyip, haber programları dışında dizi ve eğlenceleri izlememiştik.

Şimdiki kadar olmasa da, o zamanlar da gençlerin gözdesi alışveriş mekânları vardı.

Şimdiki gençlerin mabedi gibi bağımlılık yapmasa da. Hiç sevmemiştik oraları, basma bir elbise ile daha mutlu olmuştuk.

Üniversite zaten gider, çevremizi tanımalıyız deyip kültür gezilerini, yemek içmek gibi görmüştük.

Kitap okumayı kutsal bir vazife bilmiştik.

Bu yüzden öğlen yemeğinin parasını her kitaba yatırışımızda doymuştuk.

Otuz yıl önceki gençlerin çoğu böyle düşünmekte idiler ki; ya öldüler ya da hüzünle dost oldular.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 13.09.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: televizyon, dizi, meslek,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Mine Alpay Gün

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Hayat nerede biter
    2. Belki de o mektuplar hepimize yazıldı
    3. "İslâmcılık ve İslâmî Hareketler" Paneli...
    4. Devlet Hatun
    5. Türk dizilerinin Araplara ettiğini...
    6. Huzur estetiği
    7. İstanbul'un çoklu siması
    8. Büyük İstanbul Medeniyeti
    9. Üniversitede güzellik yarışması
    10. 2B ve mezarlık
    1. İrem gelinler çoğalsa, Duygu’lar ölmeyecek
    2. Başörtülü yarı çıplaklar
    3. Bayram Hoca ve İsmail Ağa Cemaati…
    4. Dindar nesil yetmez...
    5. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı “masalı” ve başörtüsü “ulufesi”…
    6. Sulandırılmış tesettür ya da tesettür defilesi kompleksi...
    7. Türköne’lerin Türk aile modelinde dayak
    8. Kandilli Kız Lisesi’nde tarihe tanıklık…
    9. Hemşire, subay ve hacı amca
    10. “Tesettürsüz tesettür” üzerine bir açılım…
    1. Yirmi sekiz Mehmet Çelebi’den sonra Avrupa
    2. İrem gelinler çoğalsa, Duygu’lar ölmeyecek
    3. İznik'de bir muhalifin yanı başında...
    4. Oliver, biraz da buralara geliver
    5. Fazla da farkında değilizdir ahlaksızlığın
    6. Asit kuyusunda kemik olmak
    7. Damadın var da, TRT’nin hiç mi suçu yok?
    8. Matemin milletçesi
    9. Bu mahalleye başörtülü giremez
    10. Bütün bunlar senin yüzünden Polat
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kadın garson zorunluluğu
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek