Anadolu Gençlik dergisinin Şubat 2010 sayısından (s. 5) bir haber başlığı: " 'Allahu Ekber' Diyene Saldıracak!" Bir bilgisayar programından bahsedilmiyor. Elektronik bir sistemin kodlanarak bazı kelime, kavram, remiz ve rumuzlara antipati duyması ve hücuma geçmesi değil sözü edilen... Bunlar önceden beri vardı, var, var olacak...
Yine bilinen bir şey, iletişim ve bilişim âlemindeki bu hassas 'ayar'lara karşı bir takım tedbirlere müracaat ederek savunmaya teşebbüs edenlerimizin sayısı sınırsızdır...
Belki bu müteşebbislerden birisi de sizsiniz. Mesela, selam cümleleri yerine "S. A."/ "A. S.", besmele için "B.", vedalaşma cümlesi olarak "A.E.O", Allah yerine "Tanrı", vb. gibi kısaltmalara müracaat ediyor veya kimi "antik" ifadeler kullanıyorsunuz. Bunlara benzer daha nice ters köşe ifade, sözü rampaya sürüş...
Ben dilin bu şekilde kullanımının bir kamuflaj malzemesi olacağını zannetmiyorum... Elektronik makinenin ince ayar eleğine takılacak bir motifi ağzından ve kaleminden, büyük bir ihtimalle kaçıracaktır insan...
Böylece, baskı sürecinin otomatik köpeği olarak makine, uşağı olduğu gücün emrini yerine getirecek, sizi deşifre edecektir... "Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insâfa hizmetten" (Namık Kemal)
Bu pek bilinen sistemi bir tarafa bırakıp, haberimize dönelim. Zira daha vahim bir durum var... Burada, bir terör müessesesi olarak İsrail'in tabii hayata kastedişinin farklı bir görünümü söz konusu...
Kâinatın doğal döngüsüne üç beş boyutlu bir zulümle tecavüz onunkisi... Sapıklığın son bir halkası... Hakk'a isyanın bir başka kirli yansıması...
Haber şunları söylüyor:
İsrail ordusuna ait köpeklerin 'Allahuekber' diyenlere tepki verecek şekilde eğitildiği... İddiaları İsrail ordusu reddetmiyor...
İsrail meclisinin Arap asıllı milletvekili olan Ahmet Tibi, konuyla ilgili olarak "Siyonist İç Güvenlik Bakanı"nın cevaplaması için soru önergesi veriyor.
Siyonist makamın hangi cevabı verdiğini tahmin etmek zor olmasa gerek... Ahmet Tibi'nin meclis kürsüsünden sorduğu soruları sıralasak yeter:
"Müslümanları teşhis edip saldırması için köpekleri nasıl eğitiyorsunuz? Dini ve imani kavramlardan neden bu kadar korkuyorsunuz?
Allahu Ekber sözünde sizi korkutan husus nedir? Ne kadar alçaldınız, düzeyinizi ne kadar düşürdünüz?" Şerefli milletvekilinin son sorusu daha bir anlamlı:
"Hepinize karşı Allahu Ekber diye haykırıyorum. Aranızda bana saldıracak köpekleriniz yok mu?"
Haberde Ahmet Tibi'nin aldığı tepkiden bahsedilmemiş, bunu da tahmin edebiliriz... Zira, siyonist müessesenin bir barış ve ilk yardım gemisi olan "Mavi Marmara"ya birkaç ay sonra yaptığı terörist baskın ve uyguladığı katliam, bir ayna, bir yansıma...
Bu aynadan yansıyan şu: İsrail'de sadece Allahu Ekber'e tepki veren köpekler yetiştirilmiyor, insanî yardıma dahi tahammül edemeyen hastalıkların seri imalatı yapılıyor... İşin kötüsü, bu imalatın alanı terör müessesesinin kendi işgal bölgesiyle sınırlı değil. Mesela, terör devleti adına, başka yerlerde, sözgelimi Türkiye'de kalem oynatanları görebiliyoruz...
"Muini zalimin dünyada erbâb-ı denâettir." (Dünyada zalimin yardımcısı alçak olanlardır.) Kuşkusuz, Allahu Ekber sözüne tepki veren köpekler yetiştiren merkez tek değil, sadece İsrail değil...
Fakat, o köpeklerin, karşısında birleşerek saldırıya geçtikleri merkez tek... Ve o merkezin hayatî bir cümlesi var... Ve dahi, bu cümlenin kısaltması, simgesi, imgesi, antik bir karşılığı yok...
Açık, net ve bastıra bastıra, haykırarak söylemeniz gerekiyor: Allahu Ekber... Bir terör mekanizması ve otomatik köpek olarak İsrail'i bu telaffuz biçimi rahatsız ediyor, edecek ve nihayete erdirecek...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




