Yakın zamana kadar, Müslüman ülkelerin, modern ilimlerden sayılan matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi ilimlerle mühendislik ve benzeri sahalarda, özellikle Avrupa ülkeleri gibi bugünün gelişmiş ülkelerinden geri kaldığı, bu geri kalmışlığına da bazı çevrelerce dinin (İslâmiyetin) sebep olduğu söylenirdi. Son bir iki asırdır, bilhassa teknik sahada, bahsi geçen ülkelerin büyük atılımlarda bulundukları bir gerçektir. Ancak son araştırmalar ve bazı hak tanır yabancıların itiraf etmek zorunda kalmalarının yanıbaşında, yukardaki kanaatların aksine ortaya çıkarılan deliller, durumun böyle olmadığını açıkça gösteriyor. Bilhassa Muhterem Profesör Fuat Sezgin'in olağanüstü gayretleri ile İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin milletler arası derin araştırmalar neticesinde ortaya çıkan yayınları bu hakikatin ispatıdır.
Daha önce yayınlanan astronomi konusundaki literatür Tarihi'nden sonra yayın sahasına çıkan Matematik Literatür tarihi, bu konuda önemli başvuru kaynaklarından birini teşkil etmektedir.
İşte bu kitabın takdim ve değerlendirmeler bölümünü önemine binaen özetleyerek dikkatinize sunmak istiyorum:
XV. yüzyıldan XX. Yüzyıla kadar 491 matematikçi ve eseri ele alınmıştır. Eserlerinin sayısı 1116'dır. (524'ü Arapça, 561'i Türkçe'dir.) Bu sürede Türkçe kitap sayısı gittikçe artmakta, Arapça olanların sayısını geçmektedir. Yazma nüshaların sayısı (istinsahlarla birlikte) 1761'dir. 524'ü basılmıştır
Müelliflerden en eskileri Kadızâde Rûmî, Abdurrahman Bıstâmî'dir. Son devirde Hüseyin Rıfkı Tamânî, Hoca Ishak Ef., İbrahim Edhem Pş., Emin Pş., Vidin'li Hüseyin Tevfik Pş. Mehmet Nâdir ve Sâlih Zeki sayılabilir.
Matematik kitaplarının son asırlarda çoğalmasında, mühendishaneler gibi modern eğitim kurumlarının açılması ve yayılması etkili olmuştur. Modern teknolojinin matematiğe dayanması da diğer bir etkendir. Osmanlılar, Batı'da gelişen yeni matematik ile XVIII. asrın sonlarında Çınârî İsmail Ef. ve Osman Ef.'nin tercümeleriyle tanışmışlar, değerli eserler yazmaya başlamışlardır. Vidin'li Hüseyin Pş. İngilizce Linear Algebra'yı neşretmiştir.
Astronomi Tarihi'nin ortaya koyduğu en önemli netice, Osmanlı biliminin İslâm medeniyet tarihinde geri kalmış veya zayıf düşmüş olduğu şeklindeki genellemenin artık geçerli olmadığını ve dönemin her bakımdan zengin ilmî faaliyetler ile dolu olduğunu göstermesidir. İmparatorluğun 1600 yılı civarında zirveye ulaştıktan sonra, takip eden yüzyıllarda, gerilediği konusundaki yaygın görüşlerin tersine, imparatorlukta bilimin ortadan kalkmadığını, canlılığını koruduğunu ve tercümeler yoluyla Avrupa bilimini öğrenmeye ve benimsemeye yöneldiğini ortaya koymaktadır. Bahsi geçen çalışmalar, Osmanlıların kendilerinden önce Anadolu'da bulunan Türk devletleri zamanında gelişen kültürel ve ilmî mirasa dayalı olarak, aktif bir kültür ve bilim hayatı geliştirdiklerini göstermektedir.
Esasen milletlerarası ve her milletin kendi tarihi boyunca cüz'î iniş çıkışlar nazarı itibâra alınmazsa, başka türlü olması da mümkün değildir. Sayın Fuat Sezgin Hoca bu hakikatı bir konuşmasında veciz bir şekilde ifade buyurmuştu. Ayet de bunu işaret etmektedir. (Tilke'l-eyyâmü nüdâvilühâ beynennâsi )
1230 yılında Merağa Moğollar tarafından alındıktan sonra Hulâgü, Nasruddin Tûsî'nin tavsıyesi ile Merağa külliyesini inşa etmiş, muhtelif şehirlerdeki ilim adamlarını çağırmıştır. Bunların Anadolu üzerindeki asıl etkisi, Kutbuddin Şîrâzî vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Onun Sadreddin Konevî'den icâzet aldığı bilinmektedir. Sivas'ın XIII. asırda önemli bir bilim ve kültür merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı bilim dünyasını etkileyenler arasında Emînüddin Abdurrahman Sivâsî, Kemâlüddin Fârisî, Nizâmüddin Nisâburî, İmâdüddin Yahya Kâşî ve Cemâlüddin Saîd Kaşgarî gelmektedir. Sonra Merağa yerini Tebriz'e bırakmıştır. Makbul Kırşehrî , Dâvûd Kayserî, Ahmed Eflâkî ve Gülşehrî Tebriz'e gitmişlerdir.
Matematik ve astronomi tercihli dersti
Adnan Adıvar'ın Osmanlılarda müsbet ilimlere dair esere rastlanmadığını, pek gelişmemiş olduğunu söylemesinin geçerliliğinin artık bahis konusu olmadığı ortaya çıkmaktadır. Fâtih öncesi dönemde de tıp, astronomi ve matematik sahasındaki ders kitapları, telhisler (kısaltmalar) ve şerhlerin bütününe bakıldığında bu görüş yine geçersizdir. Türk dilinin bilim dili olarak gelişmesinde Osmanlılar'ın yoğun gayretlerinin etkisi büyük olmuştur. Matematik dilinin Türkçeleşmesinde en büyük hamle, XIX. Asırdadır. Modern mektepler yaygınlaşıp matbaa temel vasıta olunca, Arapça'nın yanında yoğun bir şekilde Türkçe kullanılmaya başlanmıştır.
Matematik ve astronomi gibi aklî ilimlerin medrese eğitiminin dışında bırakılmadığına dair delillerin varlığı ortaya çıkmaktadır. Kutbuddin Şîrâzî'nin Sâhibiye Medresesi de denen Gökmedrese'de telif ettiği Nihâyet'ül-İdrâk fî Dirâyet'il-Eflâk eserini okuttuğuna dair çok sarîh delil bulunmaktadır. Germiyanoğulları Kütahya'sında Umur tarafından yaptırılan medresede Abdülvâcid müderrislik etmiş; astronomide üç eser yazmış, bazı rasatlar yapmıştır. Selçuklu ve İlhanlı hükümdarlarıyla Türk beylerinin bu ilimleri ve âlimleri himayelerinden dolayı bu ilimlerin medresenin çatısı altında tutulmamasına eskisi kadar riâyet edilmemiş; aklî ilimler, müderrislerin insiyatifi ve öğrencilerin arzuları neticesinde okutulmuştur. Anadolu medreselerinde yürütülen eğitimin iki yönü bulunmaktaydı: Birincisi, başta fıkıh ve diğer dînî ilimler ve gerekli Arap dili ve edebiyatı; ikincisi, aklî ilimlere vâkıf bazı müderrislerin ilgi duyanlara medresede verdikleri dersler. İstinsah (kitabın kopyalanması) kayıtlarına bakıldığında, medreselerde çok sayıda astronomi ve matematik eserinin istinsah edildiği kolayca anlaşılmaktadır. Kadızâde'nin Tuhfetü'r-Raîs fî şerhi Eşkâlü't-Te'sîs eserinin temel ders kitabı olduğu anlaşılmaktadır. 200 civarında istinsahtan, bu eserin sırf Osmanlılar'da değil, İran, Orta Asya, Hindistan ve Fas gibi diğer İslâm ülkelerinde de okutulduğunu, hattâ 5 asır İslâm dünyasında temel ders kitabı olduğunu görüyoruz. Yine istinsah kayıtlarından anlaşılmaktadır ki, bu eser, Fatih, Şehzâde gibi birçok İstanbul medreselerinde, Erzurum, Diyarbakır, Dârende gibi medreselerde okutulmaktaydı. Fıkıh, matematik ve astronomi konularında birçok eseri olan Bircandî, Yavuz'un yanında Trabzon'da ve İstanbul'da bulunmuş ve Kadızâde'nin eserinin bazı zor meselelerini açıklayan bir haşiye yazmıştır (Bu da Erzurum Yâkutiye ve Palu medreselerinde okutulmaktaydı). Bu bilimlerin medreselerde eğitimi yaygın hale gelmiş, tedrisi mutad olan dersler arasına girmiştir. Bu eğitimin Fâtih'in medreselerinin sağladığı gelişme ile gerçekleşmesinden ve müderrislerde aranan vasıflar arasında onun naklî ilimlere olduğu gibi aklî ilimlere de vâkıf olmasının şart koşulmasından sonra Kânûnî Süleyman'ın medreselerde aklî ilimleri medrese programına entegre etmesi ile müderrisler maaşlarını buna göre alır olmuşlardır. Osmanlı dışındaki İslâm dünyasının bazı merkezlerinde de bu ilimlerin eğitimi yapılmaktaydı.
Muhibbî'nin bildirdiğine göre, eğitimin ilgi çekici bir yönü olarak, Mahmûd Dimaşkî, geometrik şekillerin iyi kavranması için balmumundan şekillerini yapıyordu. Bu usul, Muhibbî'nin çok hoşuna gitmişti.
Timur'un torunu Uluğ beyin himayesinde matematik ve astronomi bilimlerinin okutulduğunu çok iyi bilmekteyiz. Safevî döneminde Isfahan'da bu ilimlerin yaygın şekilde medrese eğitiminin bir parçası olduğu görülmektedir.
Bu kitabın muhteviyatına bakıldığında, birçok önyargının yersizliği ortaya çıkacaktır. Meselâ A. Adıvar'ın Avrupalı bazı seyyahlara dayalı bazı hükümleri birçok insanın zihninde mutlak bir hüküm gibi yer almaktadır. Busbeck'ten naklettiği saatler ile ilgili görüşü, Osmanlılar'da zaman tayini ve muvakkitlik müessesesi ve literatürü karşısında önemini yitirmektedir. Baron de Tott'un kendini yüceltme ve Osmanlı'yı küçük düşürmek için öğrenci seçimi imtihanında "üçgenin iç açılarının toplamını sordum; en cesuru (üçgenine göre) karşılığını verince imtihana hâcet kalmadı." demiş.
Olay, Adıvar ve birçok insan tarafından tarihî bir hakikatmış gibi kabul edilmiş, bir dönemin tamamını suçlayacak şekilde kullanılmıştır. Halbuki Yanyalı Esad Ef. ve oğlu gibi iyi geometri bilen pek çok kişi İstanbul'da bulunmaktaydı. Mühendishane'de matematik derslerini Cezayir'li Seyyid Hasan, Çınârîzâde İsmail, Gelenbevî İsmail ve Kasabbaşı İbrahim gibi matematik ve astronominin birçok dalında te'lif ve tercümeleri bulunan Osmanlı âlimleri başarı ile yürütmüşlerdir. Kibirli Fransız beyzâdesinin yazdıkları, kendi ülkesi tarafından da tenkit edilmiş ve yayınına izin verilmemiştir. Sözlerinin tutarsızlığı ötesinde, tavrı gayet alaycıdır. İç açıların toplamının mutlaka 180 derece olmadığını ya kendisi bilmemektedir veya okuyucuların küresel geometri bilmeyeceklerini varsayarak böyle davranmıştır. Aslında cevabı veren öğrenci, düzlem geometrinin ötesinde küresel geometriye de vâkıf ve her zaman 180 derece olmadığını bilen birisi olmalıdır. Osmanlı bilim hayatını böylelerinin bakış açısından mütâlaa etmek ne kadar isabetli sayılabilir? Mühendishanelerdeki medrese menşeli matematikçilerin, geometri dahil, matematiğin çeşitli dallarında verdikleri eserlere ve mühendislerin gerek klasik İslâm ve gerekse Avrupa anlayışına göre yazdıkları veya tercüme ettikleri eserlere bakıldığında Baron'un sözlerinin nekadar temelsiz olduğu anlaşılır. (Tabii Adıvar'ın da...) Osmanlı kültür ve bilim hayatını yakından tanıma imkânını bulan Comte de Marsigli ile Râhip Toderini'nin müşahede ve değerlendirmeleri göz önünde bulundurulsaydı, Türk aydınlarının zihninde daha dengeli bir Osmanlı imajı yerleşirdi.
Matematikçilerimiz yok sayıldı...
Matematik eserleri; hesap, aritmetik, cebir ve mukabele, geometri, logaritma, vefk, mevâzin ve mekâyil (tartı ve ölçü), havassü'l-âdât, ferâiz konularındadır. Hesap kitaplarının çoğunun sonunda cebirden ve çözümü güç problemlerden bahseden bölümler yer alır. Mühendishanelerin ve modern mekteplerin açılışından sonra, Batı kitaplarından faydalanmak suretiyle değerli matematik kitaplarının sayısı çoğalmıştır. Osmanlı matematikçileri hesap ilmini, Hind rakamlarıyla yapılan ve zihnî olmak üzere ikiye ayırıyorlardı. Bir de astronomide kullanılan, altmışlı sisteme göre yapılan vardı. Astronomlar bu sistemle, kompüter derecesinde dakik sonuçlar veren mükemmel cetveller hazırlamışlardır. Sayıların özelliklerinden bahseden eserlere aritmatika veya âdâd ilmi deniyordu. Pi sayısının hesaplanması, ondalık kesir hesaplarını geliştirmişlerdi. Takiyüddin trigonometri cetvelleri hazırlamıştır. Cebir konusunda İbn Yâsemîn, İbn Hâim, Bahâüddin'in eserlerine şerhler; Kadızâde ve torununun 1 derecelik yay sinüsünün hesaplanması; Abdülmecid, Takiyüddin, Gelenbevî, Kuyucak'lı Âtıf'ın çalışmaları önemlidir. Karekök, küp alma geliştirilmiştir. Şemsüddin Semerkandî'nin kitabı ve Kadızâde'nin şerhi en çok kullanılan geometri eserleriydi. Ali Kuşçu ile Takiyüddin'in risâleleri, Musa Kahhâl'in eseri önemlidir. Molla Lutfî, Şabramellisî, İbrahim Halebî, Delos Problemi'ni yazmıştır.
Matematik, XVIII. yüzyıla kadar medreseler, (devlet dairelerindeki) mâlî kalemler, muvakkithaneler, rasathaneler, evlerde okutulurdu. Osmanlılar'daki matematik, İslâm matematikçilerinin kullandıklarının devamıdır. Abdurrahman Bıstâmî Şam-Mısır'dan, Ali Kuşçu Ortaasya-İran'dan gelmiştir. Bu bölgelere (Kadızâde, Şemsedin Fenârî, Hacı Pş. gibi) Anadolu'dan talebeler gitmişlerdir. Selçuklular zamanında Anadolu'da kuvvetli bir matematik geleneği oluşmuştu. Abdüllatif Bağdâdî, Esîrüddin Abharî, Kutbuddin Şîrâzî, Emînüddin Sivâsî gibi matematiği iyi bilen âlimler gelmişler, ders verip kitap yazmışlardı. Hindî hesapta kâideler delilsiz, mesâhada hissî delil cebirde ise aklî delil kullanılırdı. İlk büyük Osmanlı matematikçisi Kadızâde, İran ve Ortaasya'ya gitmeden Bursa'da eserini yazdı. 5 kitabı vardı. Tuhfetü'r-Raîs en çok okunan geometri kitabıydı. Bu şerh, metine birçok bilgi ilâve etmekteydi. Bistâmî 4 eser yazmıştır. Aslen Semerkand'lı Ali Kuşçu, Fâtih devrinde İstanbul'a gelmiştir. Kadızâde'nin talebesi olup Uluğ Bey'in rasathanesinde çalışmıştır. Matematikte 6 eseri vardır. En meşhuru Arapça ve Farsça olup en çok kullanılan kitaplardandı. Talebeleri, Sinan Pş., Kirmânî, Hayruddin Halil, Molla Lutfî, Hamza, Muhyiddin Muhammed Kâtip'tir.
Endülüs'lü Müslüman, Yahudi matematikçilerin bir kısmı, İran'dan kaçan sünnî âlimler, Yavuz'un Şam-Mısır'ı zabtetmesiyle bu bölgelerdeki, Tunus, Cezâir'deki çok sayıda matematikçiler de Osmanlı'ya katıldılar. Muhammed Sûfî, İbn Hanbelî, Garsuddin Ahmed, Takiyüddin, Şinşevrî bunlardan olup çok sayıda değerli kitap yazarak İstanbulluları geçmişlerdir. XVII. yüzyılda Ermeyûnî, İbn Hamza, Yahya Farazî, Şebramellisî, Müneccimbaşı önemlidir. İbn Hamza önemli bir kitap yazmıştır. Meşhur Sâlih Zekî, "Geometrik diziyi, sıfırdan başlayan diziyi ele alarak diğer geometrik dizilerin tabanlarına üs kabul etmiş olsaydı, İskoç Napier'den 24 yıl önce logaritmayı bulmuş olurdu." diyor. Bu asırda en önemli eser, Âmilî'nin kitabı olup İslâm dünyasında büyük ilgi görmüş, çok sayıda şerhi yapılmıştır.
Lale Devri'nde Batı'daki gelişmelerin takibi baylar
Batıya ilgi ilk defa Lâle Devri'nde artar. Matbaa kurulur, Yirmisekiz Çelebi Paris'e gönderilir. Yanya'lı Esad ve oğlu, Lâtince eserlerden faydalanarak mantık, felsefe, matematik kitapları yazarlar. I. Mahmud zamanında Fransız mühtedîsi Humbaracı Ahmet Pş. başkanlığında Hendesehane açılır. (Batı tarzı matematik eğitimi veren ilk kurumdur.) Müftüzâde Mehmed Saîd tarafından yeni icad edilen bazı âletlerin örneklerinin tecrübesi yapılmıştır. Eğin'li Nu'man, Avrupa'da geliştirilen âletlerden faydalanarak değerli bir ser yazmıştır. Mimar Sâlih ve oğlu, batı matematiğiyle temasa geçmişler, eserler yazmışlardır. Osman, Şekerzâde, Çınârî İsmail, Gelenbevî, Tersane Mühendishanesinde hocalık yapan matematikçiler onu takip etmiştir. Bunların logaritma cetvelleri ve risâleleri önemlidir. 1793 yılında matematik çalışmaları artık Batı metoduyla yapılacaktır. Bu tarz eğitim yapan Tıbbiye, Mülkiye, Harbiye gibi mektep, sultânî ve idâdîler açılacaktır. Çok sayıda Türkçe, Arapça, Fransızca matematik kitabı yazılacaktır. İstanbul ve Kahire'de yenilikleri takip eden değerli matematikçiler yetişecektir. Bunlar Osmanlı Türkiyesi'nde büyük hizmetler yapmışlardır. XIX-XX. yüzyıllarda matematik kitaplarının sayısı hızla çoğalmıştır. Osmanlı devrinde yazılan çok sayıda Arapça, Türkçe ve az sayıdaki Fransızca, İngilizce eser arasında, sahalarında orijinal kabul edilecek epeyce kitap vardır. (Bunları tek tek sayacak değiliz.) Bir kaç tanesini ve kaç adet çoğaltıldığını (istinsah) belirtmek istiyoruz
En çok kullanılan ve en çok nüshası olan eserler
1- Kadızâde, Tuhfe, 201 nüsha tesbit edildi.
2- Ömer Çullî, Ta'lîkât ale'l-mevâzî (Şerhu Hulâsati'l-Hısâb), 93 nüsha
3- Ali kuşçu, Risâle der İlmi Hısâb, 64 nüsha
4- Ramazan Cezerî, Şerhu Hulâsati'l-Hısâb, 54 nüsha
5- Abdürrahim Maraşî 38 nüsha
6- Abdükâdir Sehâvî, Muhtasar fî İlmi'l-Hısâb, 36 nüsha
7- Muhammed Hıfnî, Ferâidü avâidi Cebriyye, 28 nüsha
8- Hüseyin Mahallî, Fethu'r-Rab 26 nüsha
9- Abdullah Şinşevrî, Şerhu Tuhfeti'l-Ahbâb 23 nüsha
10- Muhyiddin Kâtib, Mecmau'l-Kavâid, 20 nüsha
11- Gelenbevî İsmail, Hısâbü'l-Küsûr 20 nüsha
12- Abdullah Şinşevrî, Buğyetü'r-Râgıb 18 nüsha
13- Ali Kuşçu, Risâletü'l-Muhammediye 16 nüsha
14- Abdüllatif Dimaşkî, Şerhu Nuhbeti't-Tüffâha, 15 nüsha
15- İbn Yâsemîn'in Urcûze'si, Şemsüddin Semerkandî'nin Eşkâlü't-Te'sîs'i, Gıyâsüddin Cemşid'in Miftâhu'l-Hussâb'ı İbn Hâim'in Vesîle, Mübdî, Lum'a, Muknî , Nüzhe, Maûne, Mürşide, Hâvî'si, Sibt b. Mardinî ve İbn Mecdî'nin bazı eserleri
İstanbul, Mısır (Kâhire), Anadolu, Balkanlar ve Şam Osmanlı Devleti'nde matematikçilerin en çok çıktığı ve yaşadığı yerlerdir. İstanbul ile Kâhire yarışan iki büyük merkezdir.
XV. yüzyılda 28, XVI.'da 81, XVII.'de 70, XVIII.'de 121, XIX.'da 176, XX.'de 466 matematik kitabı te'lif edildi. (Hesaba dâir 532, Geometriye 317, cebire180, logaritmaya 31, mesâhaya 47, vefka 3, mevâzin ve mekâyile 35, matematik tarihine 5, havassül-âdâd'a 4, ferâiz'e 18) 524'ü Arapça, 561'i Türkçe, 8'i Farsça, 2'si Türkçe-Fransızca, 2'si Arapça-Fransızca, 14'ü Fransızca, 2'si Arapça-Türkçe, 1'i İngilizce'dir.
Muhitlerine göre müellifler: İstanbul 149, Balkanlar 11, Anadolu 23, Suriye 21, Irak 6, Hicaz 10, Yemen 1, Mısır 104, Mağrip 4, İran 2, Ortaasya 1, Kırım-Kafkasya 1, Arabistan'ın kalanı 1, Filistin 1, Lübnan 7, Avrupa 2, Amerika 1.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



