1991 yılında Orta Asya kapıları yüzümüze açılınca birileri kulağımıza şöyle fısıldamıştı: Büyük abi rolüne soyunmaktan kaçın. Yoksa Türki cumhuriyetleri ürkütürsün! Onlara Türkiye'den başka herkes ağabey olabilir. Gam değil. Lakin Türkiye olmasın zira eski defterler açılabilir ve İslam dünyasının makus talihi yenilebilir. Şimdi de Ortadoğu'nun kapılarının açılması karşılığında aynı uyarıları burada da yapıyorlar ve 'sakın Osmanlı'dan ve modelinden bahsetmeyin. Kurusıkınız hakiki hale gelebilir; ne olur ne olmaz 'diyorlar. Bu nedenle Mısır'ın milli eğitim müfredatında Hazreti Ömer ve Amr İbnu'l As'dan ziyade Napolyan'a atıf ve gönderme yapılır. Ruhu ezikliğin devamı için buna ihtiyaç vardır. Bu baptan olmak üzere Macid Arsan Geylani 'Hakeza adet el Kuds ve hakeza zahara cilu Selahaddin' adlı kitabında gerek İsrail'in gerekse Batıların Salahaddin Eyyübi'ye atfa ve tarihi şahsiyetinin anılmasına zinhar karşı çıktıklarını ve anılmasının canlanmasına vesile olacağından ürktüklerini yazar. Aynı şey Osmanlı karaltısı için de geçerlidir. Pek uymasa da Batılıların bu husustaki refleksini en iyi bir biçimde ancak şu deyim izah edebiliriz: İti an sopayı hazırla! İngilizcesinde de 'speak of the devil'dır. Bunun tersinden de versiyonları vardır. 'İyi adam lafının üzerine gelir' derler. Osmanlı da lafının üzerine gelmemesi için herhalde anmamak ve bahsetmemek ve ademe mahkum etmek gerekir. Osmanlı'yı anmak bir tarafa ne kadar karalansa yeğdir.
İçeride ve dışarıda Osmanlı'nın düşmanları çoktur. Zira, Osmanlı bir umuttur. Endonezya'dan Bosna'ya ve Asya steplerinden Saraybosna'ya kadar mazlum milletlerin solmayan umududur. İşte bu umudu ve emeli kırmak için Osmanlı ademe mahkum edilmelidir. Esasen, Cezayir Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika, Türkiye ile birlikte Commonwealth'a benzer Osmanlı Milletler Topluluğu kurulmasını teklif etmiştir. Sarkozy bunun bir benzerini deneyerek Fransa çekirdeği etrafında Arap devletlerini bir araya getirmek istemiştir. Kimse onun bu projelerine hayır demiyor. Lakin mesele Osmanlı olunca iş değişiyor. Keza İsmail Cem de bazen Osmanlı'ya atıfta bulunurdu lakin kimyasına yakıştıramadıklarından olacak üzerine pek giden olmazdı. 'Bu adam da ne diyor?' denmezdi! Türkiye'nin mihverini oynatacak demezlerdi. Şimdi ise AKP belli belirsiz bazen sahipleniyor bazen de reddi mirasta bulunuyor lakin yakıştırmaların ardı arkası kesilmiyor. Şayet AKP ideolojik manada Osmanlıcılığa sahip çıksaydı mevcut Arap rejimleriyle ilişkisini geliştiremezdi ve bu, eşyanın tabiatını aykırı olurdu. Nedeni, Arap rejimleri ideolojik olarak Osmanlı'ya pek sıcak bakmazlar. Varlık nedenleri anti Osmanlıcılıktır. Türkiye'yi yanlarında görmek isteseler de aralarında veya içlerinde görmeye pek alışık değillerdir. Bundan dolayı Beşşar Esad iki de bir Avrupalılara Türkiye'yi içlerine almaları gerektiğini söylüyor ve tavsiye ediyor. Zira, onlar için bir ayağı Avrupa'da olan Türkiye dengededir.
Bundan dolayı da İsrailli liderler gibi Arap ve İranlı liderler de hep Türkiye'nin Avrupa Birliği istikametini teşvik etmişlerdir. AB yerine hiçbir İranlı liderden Türkiye merkezli yeni bir Osmanlı kurulmasını isteyeni duydunuz mu? Bediüzzaman'ın aksi yöndeki temenni ve beklentilerine rağmen hala ABD politikaları İttihad-ı İslam'dan yana değildir. Bundan dolayı Wikileaks sızıntıları Osmanlı karaltısından ve fikriyatından bir öcü gibi bahsediyor. Kendimizi pek kandırmayalım. Bu savletlere karşı da Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu kendisini savunurken Osmanlı atıflarını veya yakıştırmalarını psikolojik bir harekata benzetiyor. Bugün Osmanlıcılık ifadesi irtica benzeri basmakalıp suçlamalardan birisine dönüşmüştür! Peki ne yapmak lazım? Yapılması gereken ajitasyon yapmadan doğru tabirler kullanmaktan kaçınmamaktır. Gerçi hocalarımızdan birisi duvarındaki Osmanlı haritası yeterli gelmemiş olmalı ki yerine dünya haritası ikame etmiş ve kendisini öyle teselli ediyor! Hâlâ Osmanlı veya İslam dünyası atıfları önümüzde tabu olarak duruyor. Ahmet Davudoğlu'nun Osmanlı kavramının kullanılmasını bir manipülasyon veya psikolojik harekat olarak nitelemesi gibi Başbakan Erdoğan da kendisini İslam dünyasının lideri olarak selamlayan dövizlere veya pankartlara izin vermemiş ve 'İslam dünyası lideri' ibaresini sildirtmiştir. Doğrusu da budur zira gömleğini çıkardığını söyleyen AKP, ideolojik olarak Osmanlı ile bağlarını kesmiştir. Bunu reklam aracı yapmak getirisi kadar zarara da yol açan bir keyfiyettir. Gizli ajanda iddialarını gündeme getirir. En iyisi fincancı katırlarını ürkütmemektir! Ne de olsa proje gerçek sahibine yakışır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



