Hrant Dink' in davası toplumda tam bir sükût-u hayal oldu.
Ne yazık ki tünelin dışındaki herkesin izlediği oyunun figüranları ile ilgili karar çıktı.
Esas karakterler, başroldekiler yine saklandı, yaptıkları pisliğin üzeri örtüldü.
Oysa köyündeki masum köylünün bile anladığı derin karelere hiç değinilmedi.
Tıpkı " kocamın kemiklerini bari bulun da, ölmeden göreyim" diye yalvaran yetmiş yaşındaki kadın gibi, çaresizce izledik olanı biteni.
Derin yargıyı.
Kararı veren hâkimin bile," tatmin olmadım, delil yok ki örgütü ortaya çıkaralım" ifadesi vicdanları kanattı.
Savcı ise, kararlı konuştu, "örgütte var, delilde".
Sen korkar, ürker, sinersen delilleri görmen kolay olmaz elbet.
Zira adamlar hapishaneden bile kükremekteler:
"Enayiler, şimdi buradan yönetiyoruz işleri", efelenmeleri had safhada iken, hâkimin çekinmesi çok da şaşılacak bir şey değil.
Zira bu ülkede peynir ekmek yemek kadar kolay adam öldürmek.
Bir de bu vahşetin yanına kar kalması, hiç zor değil.
Öylesine zalim bir cinayet şebekesi kök salmış ki.
Dış bağlantıları da ortaya çıkmakta.
Ergenekon örgütü ile ilgili, çok kuvvetli bir Alman desteği olduğu da söz konusu.
Bu iddiaların sahibi Yazar Talip Doğan Karlıbel. Birinci Ergenekon davasında tanık olarak dinlendi.
Cumhuriyet gazetesindeki haberde,11 yıl Almanya'da polis muhbirliği yaptığını söyleyen Karlıbel, bazı Ergenekon sanıklarının Almanya'da Nazi yanlılarıyla ilişkisi olduğunu savundu. Karlıbel, tutuklu bir tuğgeneralin Almanya'da aşırı sağ gruplarla irtibatlı olduğunu, yine şu anda tutuklu olan önemli bir örgüt mensubunun Almanya'da uyuşturucu işinde muhbirlik yaptığını iddia etti. Karlıbel, Alman Narkotik İstihbaratı adına başka bir sanığa muhbirlik teklif ettiğini daha sonra Almanya'nın bu tekliften vazgeçtiğini anlattı.
209. duruşmada kürsüye alınan tanık Karlıbel, Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun 2002'de öldürülmesiyle ilgili araştırmalar yaptığını ifade ederek, "(...) cinayetin arkasında Alman siyasi vakıflarının olduğunu düşünüyorum. Ölmeden önceki dönemde Alman siyasi vakıfları ile ilgili çalışması vardı" dedi. Nuh Mete Yüksel'e Ankara 2 No'lu DGM Başkanı olduğu sırada Alman vakıflarıyla ilgili davaya bakarken kaset komplosu kurulduğunu anlatan Karlıbel, "Alman vakıfları kaset komplolarını Almanya'da yapmıştı" dedi.
Almanya'da 2002 -2003 yıllarında Ergenekon adlı bir derneğin kurulduğunu söyleyen Karlıbel "Araştırmalarımda o tuğgeneralin bu dernek ile irtibatlı olduğunu tespit ettim" dedi.
Karlıbel, Almanya'da 8 Türk bir Yunanlının öldürülmesiyle ilgili cinayetlerin arkasında Alman sağcı grubun olduğunu, bu grup ile irtibatlı olduğu söylenen kişinin de dernekle ilişkisi olduğunu ortaya çıkardığını söyledi.
Karlıbel, Alman vakıflarının 1970 yılından bu yana Türkiye'de illegal faaliyet yürüten oluşumlara toplam 350 milyon dolar para transfer ettiğini iddia etti.
Bakanlık aracılığıyla sorulsa bile Alman makamlarının iddialarına ve muhbirlere ilişkin bilgi vermeyeceğini söyleyen Karlıbel "Sürekli olarak yalanlanmak beni bıktırdı. Şike işinde daha başarılı oldum" dedi. Karlıbel, "Alman narkotik istihbaratının Türkiye'de 4 bin muhbiri var. Türkiye'de 5 bin telefon dinlemesi vardır" dedi.
Durum vahim.
Türkiye topraklarına sığamamış örgüt, eğer iddialar doğru ise, dışarıdan da yeterince desteklenmiş.
Bir eli yağda bir eli balda, hem cinayet işlemiş, hem milyon dolarları almış.
Şimdi Hrant Dink'i öldürenleri herkesin bilmesine karşın, ortaya çıkarılamamasınadır bu elem ve kaygı.
Güvercinler milyonlar olup yürüseler ne yazar, diye belki de karanlık şatolarında kahkahalarla gülmektedirler.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



