Merhum Ali Yakup hocamızın talebelik yıllarında yaptığı telkin ve tebliği nakletmeğe devam ediyoruz:
Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.), er oğlu er. (erkek oğlu erkek) buyurur:
"Sizin en hayırlınız, ailesine en hayırlı olandır. Ben de ailesine en hayırlı olanınızım."
Hz. Aişe radiyallahu anhe annemize, sahabiler sordular:
"Anne, Peygamberimiz'in hayret veren, ibret dersi olan hâlleriden bahsederseniz ne iyi olur. Gözlerimiz kurudu, yüreğimiz katılaştı; bahsedinizde gözümüz yaşarsın, yüreğimiz yumuşasın."
Hz. Aişe annemiz cevap vermiş:
O'nun hangi hâli ibret verici değil ki?
Evin dışındaki hayatını siz daha iyi biliyorsunuz. Sizlerle beraberdi. Bilirsiniz ki:
Devlet reisi O idi.
Hükümet reisi O idi.
Belediye resi O idi.
Mahkeme reisi O idi.
Başkomutan O idi.
Beş vakit namaz kıldıran O idi.
Hutbeleri okuyan hatip O idi.
Sizleri yetiştiren muallim O idi.
Peygamberimizin evinde, bazen iki ay geçerdi de, ocak yanmaz, tencere kaynamazdı.
- Anne ne yerdiniz? diye sordular.
- İki siyah şeyle ömrümüz geçerdi. Su ve hurma. Acıktığımızda hurma yerdik. Susayınca su içerdik. O'nun eve bir şey alacak vakti yoktu. Eve gelince "benim yapacağım bir iş var mı?" diye sorardı. Ailesine yardım ederdi. Koyunu keçiyi sağar, ayakkabısını yamardı.
Rasûlüllah (s.a.v.)'in aile hayatı bu idi. Efendimiz'in etrafında ayakkabısını yamayacak adam mı yoktu? Kime söylese başlarına taç ederlerdi. Fakat Peygamberimiz (s.a.v.), aile kuracak olan ümmetine ailelerine karşı nasıl davranacaklarını öğretmektedir.
Hanımlar böyle bir iltifatı bir daha göremezler. Buyurdu ki:
"Cenab-ı Hakk, dünya nimetlerinden üç şeyi bana sevdirdi:
Gözümün nuru namaz.
Güzel koku
Kadın
Müslümanın en önemli ve en saadetli ibadeti namaz; sonra güzel kokuyu severim, der demez, sanki kâinat gül bahçesi oluyor ve o cennet bahçesinde, annemiz, hemşiremiz, zevcemiz ve kızımız olan kadınlar... Kadın annedir. İnsanı dünyaya getiren, terbiye eden annedir. Onun kuçağıdır. Anne kucağından, şefkatinden mahrum olan insan ne kadar acınacak haldedir. Anne yüzü görmeden, yabancı mürebbiyeler elinde büyüyen nesillerden ne hayır gelir?
Hatıratta nakledildiğine göre merhum Ali Yakup hocamız eczacı ile yaptığı konuşmayı çeşitli vesilelerle anlattığı ifade ediliyor. Bütün bu anlatımlardan sonra şu neticeyi de konuşmalarda eklediği zikrediliyor:
Ondan sonra eczacı ile çok konuştuk. Beni güzel güzel dinlerdi. Çok şeyler de anlattım. Hürmet gösterirdi, dinlerdi. Lâkin:
"- Anladım ki, sizin Peygamberiniz insanlığın Peygamberi imiş" deyip de imana gelemezdi. Anladım ki, hidayet Allah'ın elindedir; zorla olmuyor. (Adı geçen hatırat. C/1, Sf: 298-301)
Bu önemli hatırat hepimiz için çok önemli; önümüzü aydınlatan bir ışık. Ben de bunun için bunu size naklettim. İnşaallah hepimize gayret gelir. Bu vesile ile merhum Ali Yakup hocama rahmet diliyor, Havz-ı Kevser'in başında hep birlikte Peygamberimiz'in yanında buluşmayı umuyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



