milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI
  • AMASYA'DA OTOMOBİL KAMYONA ÇARPTI: 4 ÖLÜ, 1 YARALI
  • AYASOFYA ÖNÜNDE NAMAZLI EYLEM
  • SEMİH EL HAMAVİ: "ANNAN PLANI MUHALİFLERE ÖLÜM GETİRİYOR"
  • GÜL: İSTANBUL, İNSANLIĞIN ORTAK HAFIZASINI TAŞIYAN EŞSİZ BİR ŞEHİR

Ömer Rıza'ya göre kayınpederi Mehmed Âkif...

02 MAYIS 2011
PZT 03:10

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Başlığı doğru okudunuz. Ömer Rıza Doğrul Mehmed Âkif'in damadıdır. Aslen Burdurlu olmasına rağmen Mısır'da büyümüş ve tahsil görmüştür. Daha sonra memleketine dönerek muharrirlik yapmış, mebus olmuştur. Çok yönlü bir muharrir olan Ömer Rıza Doğrul, İslâm-Türk Ansiklopedisi'nde yer alan "Âkif" maddesinde kayınpederi merhum Âkif'i anlatırken onu "Mütefekkir Âkif" diye nitelemiştir. Doğrul'un bu nitelemesi çok haklı gerekçelere dayanmaktadır. Nitekim Âkif'in bu mütefekkirlik yönü yeterince ele alınmamış, ihmal edilmiştir. İşte Ömer Rıza'da bu gerçekliğe dikkat çekerek kayınpederi Âkif'in bu yönünü şöyle anlatmaktadır:

"Mehmed Âkif'in münekkidler tarafından en çok ihmal olunan cephesi, mütefekkir şahsiyetidir. İhtimal ki bunun sebebi, münekkidlerin daha fazla onun edebî şahsiyeti ile alâkadar olmaları ve onun fikir cephesini, edebî cephesine nazaran tâlî bir mevkide sayarak bunu kısaca hulâsa etmekle iktifa etmek istemeleridir. Hâlbuki memleketin en çok okunan ve en çok sevilen bu şairinin fikir cephesi, sanat cephesine hâkimdir ve onun sanattan gayesi, fikirlerini güzellik kisvesi içinde sunarak bütün halkı fikirleriyle alâkadar etmek, halkın kafasını ve kalbini kendi düşünceleri ve duygularıyla işletmektir. Türk halkının Mehmed Âkif'i çok okumasının ve çok sevmesinin sebebi de budur.

Mütefekkir Âkif'in kafasını meşgul eden iki büyük mevzu vardır: Biri millet, diğeri İslâmiyet'tir. Ve bu iki mevzuu düşünmesinin hedefi, milleti selâmet ve refaha kavuşturmak ve İslâmiyet'i gerilikten, çöküşten kurtarmaktır. Âkif'i birinci Safahat'ından başlayarak sonuncu safahatına kadar takip ettiğimiz takdirde onun bütün müfekkiresini bu iki mevzua verdiğini görürüz. Hayatta bütün gayesi, hür, müstakil, müreffeh ve istikbalinden emin; aynı zamanda vicdanı mamur, ahlâkı sağlam, imanı bütün bir Türk milletidir..."

Bu haklı tesbitleri serdeden Ömer Rıza, Üstad Âkif'in şiir kitaplarını teker teker ele alarak tahlillerde, analizlerde bulunur. Fakat bu tahliller içinde onun en can alıcı tesbitleri yaptığı bölüm "Âsım" başlıklı kitabı için söyledikleridir. Bilindiği üzere "Âsım" merhum Âkif'in altıncı şiir kitabıdır. Merhum Âkif ideal genç portresini bu başlık altında sembolize etmiştir. Ayrıca Âkif üzerine araştırma yapan uzmanlar Safahat okunmaya başlandığında ilk olarak "Âsım" dan başlanması gerektiğini belirtirler. Nitekim Doğrul da bu hususu şöyle dile getirir:

Safahat'ın altıncı kitabı olan olan "Âsım", bu neslin kitabıdır. Bu nesil, cepheden cepheye koşan, ölümle yüz göz olan, memleket için her fedakârlığı göze alan, bilgili, faziletli, becerikli, başarıcı, arslan yürekli nesildi. Bu nesilden memleket uğrunda canını feda eden şehidlerin her biri "Bir Hilâl uğruna; batmış bir güneş"di. Âkif bu şehidler için Türk dilinin en mukaddes şahikasını yarattı. Çünkü bunlar onun mensup olmakla iftihar ettiği milletti. Onun mensup olduğu bu millet, Türk'ün İstiklâl Harbi'ni ve Kurtuluş Savaşı'nı yapan milletti. Ve Kurtuluş Savaşı başlar başlamaz, bu millet, Âkif'i yanı başında buldu. Başkaları bin bir tereddüt geçirirken o, bir tek tereddüt lâhzası geçirmeden kendi milleti ile beraber yaşamak veya kendi milleti ile beraber ölmek üzere koştu, kendi milletinin saffında mevki alarak bu milletin istiklâl şiirini yazdı ve bu şiirinin, manzumesinin başında bu milleti anlattı:

"Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak."

Bu milletin istinad ettiği iki kudret var: Marifet ve fazilet. Bu milletin bilgisi, halkı bahtiyar edecek bütün vasıtaları toplayan, işleyen bir kuvvet; fazileti de bu toplanan ve işlenen vasıtaları memleketin hayr-ı â'lâsına tahsis eden kudrettir. Bu millet bilhassa bu iki kudrete ehemmiyet verir, çünkü bunların birincisinden mahrum olursa yalnız ikinci kudretiyle yürüyemez ve yükselemez. Çünkü fazilet yalnız bilgiyi teyid eder. Bilgisizliği teyid etmediği için bilgiden mahrum olan bir millet mutlaka zaafa düşer ve iptidaîliğe mahsus olan avare sükûn, onun sinirlerine çöker.

Sonra millet bilgili olur da faziletten mahrum olursa, bu da bir felakettir. Çünkü faziletsizlik, beşerin ruhunu zehirleyen yaradır ve bu musibet, taunlara rahmet okutan bir musibettir. Onun için Âkif'in milleti, bilgisini faziletle teyid eden, fazileti bilgi ile besleyen ve yaşatan bir millettir. Bizim, millî meselemiz budur ve bu milleti oluşturmaktır. Çünkü çok yüksek faziletli bir millet olmakla beraber bu fazileti son üç asrın yürüyen ilmiyle birleştiremedik ve birleştiremediğimiz için cehalete batmak yüzünden bünyevî kudretimizi felce uğrattık. İhtiyacımız, bünyevî kudretimizi fen şevketiyle teçhiz ederek hissiz, hareketsiz, ölgün bir hale gelen milli faziletimizi de yeniden canlandırmaktır. Bizim başaracağımız inkılâb budur ve bu inkılâbı başaracak kuvvetteyiz. Çünkü faziletli ve fazileti çok derin köklü olan bir milletiz. Milletlerin hayatındaki içtimaî bütün âmillere ve kudretlere bakarak bunlardan her birinin maziye inen kökü miktarınca kuvvetli olduğunu, bu âmiller içinde en derin köklüsü olanın, en sağlam ve en hâkim âmil olduğunu görürüz. Bizdeki bütün kudretleri tahlil ettiğimiz takdirde bu millette faziletin en derin köklere yaslandığı ve dinimizin mübarek suyu ile beslendiği göze çarpar. O halde mesele, geçen üç yüz senenin ilmini edinerek millî faziletimizi beslemek ve bu sayede bütün millî kuvvetlerimize hâkim olarak bu kuvvetleri millî "gayemiz" için kullanmaktır; bütün selâmetimiz buna bağlıdır. Bunu başaracak olan nesil, Âsım'ın nesli ve Âsım'ın nesli bu işin ehli idi. Âkif bu nesle inanıyor ve bu neslin bu milleti tekvin edeceğine, bu gayeye kavuşacağına sarsılmaz bir inanç besliyordu! Onun için "Âsım" Çanakkale'de yenilmeyen, bilâkis muzaffer olan milletin ebedî hayat i'lâmıdır. Gerek Umumî Harb de uğradığımız hezimet, gerek mütareke yıllarında karşılaştığımız facialar, bu i'lâmı bozamadı: Bilâkis, bu i'lâmı tasdik ve teyid etti. Hattâ bütün bu hezimetler ve facialar Âkif'in anlattığı milleti geliştirdi ve çevikleştirdi. Onu yeniden mücadeleye sevketti ve ona Kurtuluş Savaşı'nı kazandırdı.

Fakat Âkif'in, bu millet için çizdiği gayenin muhatabı, yalnız bir nesil değildir, her Türk neslidir. Çünkü bu ideal, kültürü bütün, fazileti bütün bir Türk milleti tasvir ediyor ve bunun maddî bir hakikat olarak yaşamasını istiyor. Bu ise birçok nesillerin himmet ve gayretiyle tahakkuk edecek bir gayedir ve tahakkuk ettiği zaman Âkif bu milletin hâfızasındaki tahtında, mutlak huzur içinde yaşayacaktır.

Ömer Rıza bu tesbitlerden sonra yine kayınpederinin mütefekkirlik yönüne vurgu yaparak şu değerlendirmeyi yapar:

"Âkif bir Türk mütefekkiri olduğu kadar bir İslâm mütefekkiridir. Onun Türk milletine hitap eden sözleri, İslâm âlemine de hitab eder ve Âkif, bütün İslâm milletlerinin "marifet ve fazilet" temellerine dayanan büyük inkılâbı başarmalarını ister. Fakat onun istihdaf ettiği bir inkılâp daha vardır ki dinî mahiyettedir. Bu inkılâb ile İslâmiyet'in kalkınmasını, yeni bir hamle ile, yeni bir azim ile özündeki sonsuz feyizleri dünyaya yaymasını diler. Çünkü İslâm dini, hayat dinidir; hayatla beraber yürüyen, beraber ilerleyen, ilerledikçe yeni şahikalar doğuran bir dindir; İslâm müesseselerinin beşeriyete büyük dehalar vermesi, bunun en canlı delili idi.

Fakat İslâmiyet'in, hayat dini olarak yaşaması için, hayat ile beraber yürümesi için İslâmiyet'i daima asrın idrakiyle beslemek lâzımdır. İslâmiyet'i asrın idrakiyle besleyecek kimselerse, ilim ve içtihad kudretlerine sahip olan ilim adamlarıdır. Bu ilim adamları ise öyle ansızın yetişmez, onları yetiştirmek lâzım ve ancak bunlar yetiştikten sonra beklenen ve özlenen inkılâb başarılır..."

Ömer Rıza'nın da belirttiği gibi merhum Âkif milletimiz tarafından çok sevilmektedir. Fakat aynı şeyi onun eserlerinin okunması ve anlaşılması noktasında söylemek mümkün değildir. Sürekli dile getirdiğimiz gibi Âkif'e olan ilgi ve sevgi, bilgiyle orantılı olmamıştır. Bu yüzden ilgi, bilgiyi geçmiş ve bu yüzden Âkif hâlâ anlaşılamamıştır...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 02.05.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: akif edib, gündem, hayat, mehmet akif, akif, ömer rıza, cml,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Akif Edip

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İstanbul Camileri ve okuyuculara veda -2-
    2. İstanbul Camileri -1-
    3. Çocukluk ya da "alan da pişman almayan da pişman..."
    4. Çocuklara bir ders, bir hikâye ve birkaç öğüt...
    5. Çocuklara öğüt verici üç hikâye...
    6. İstanbul'un binlerce yıllık tarihi...
    7. Âkif'in tercüme ettirip dağıttırdığı eser: İslâm'a Çekilen Kılıç...
    8. Merhum Molla Halit Korkusuz'un hayat hikâyesi...
    9. Çerkes Hasan'ın Sultan Aziz'in katillerinden intikamı -2-
    10. Sultan Aziz'in katillerinin defterini düren zabit: Çerkes Hasan...
    1. Çerkes Hasan'ın Sultan Aziz'in katillerinden intikamı -2-
    2. Çocuklarımıza Sevgili Peygamberimizi Nasıl Anlatmalıyız?
    3. Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn'unun hikâyesi...
    4. Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi'den aşk dersleri...
    5. Erzurumlu Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi'nin biyografisi...
    6. Sultan Hamid'in büyük kabahati; farmasonlar, irtica...
    7. Tahir Hocamızın kaleminden " Rasûlüllah'ı sevmenin alâmetleri..."
    8. Sahabelerin hadis öğrenmek için yaptıkları seyahatler...
    9. "Kürdçü" BDP'lilere Said Nursî'den büyük dersler...
    10. Süleyman Nazif'in Eşref Edib'e yaylım ateşi...
    1. Merhum Molla Halit Korkusuz'un hayat hikâyesi...
    2. Millî Şair Mehmed Âkif'in hayatı -1-
    3. "Kürdçü" BDP'lilere Said Nursî'den büyük dersler...
    4. İmam Hâdimî'nin cigara fetvası ve cennet güllerini devşirmek...
    5. İstanbul Camileri ve okuyuculara veda -2-
    6. Feylesof Rıza Tevfik Bey'in hastanede altı hatim indirmesi...
    7. Şimdi öksüz ve yetim kalmanın iri, ağır hüznünü yaşıyoruz...
    8. Süleyman Nazif'in Eşref Edib'e yaylım ateşi...
    9. Tahir Hocamızın kaleminden " Rasûlüllah'ı sevmenin alâmetleri..."
    10. Sahabelerin hadis öğrenmek için yaptıkları seyahatler...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kadın garson zorunluluğu
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek