Bahçelievler Millî Gazete Temsilciliği’nin organize ettiği gecede, Millî Gazete’nin önemine işaret eden konuşmalar yapıldı. Ömer Karaoğlu ve ekibi ise ‘Millî Gazete gecesine özel" repertuarıyla okurlarımıza ‘sürpriz’ yaptı
Millî Gazete okurları önceki akşam Bahçelievler’de Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde farklı bir gece yaşadılar. Bu cümleyi kurarken, olağan bir gidişatı belirtmek için yazmıyorum bunu. Özellikle ekranların kirlenmişliğinden, medyanın yönlendici gücünden uzak, anlamlı bir geceye ev sahipliği yaptı Bahçelievler Millî Gazete Temsilciliği. Bu yazıyı yazmama sebep olan ise Millî Gazete yöneticileriyle sanatçıları bir araya getiren ve okurlarla buluşturan ‘özel’ bir programın düzenlenmesi.
Genel Yayın Yönetmenimiz Necdet Kutsal, gündem belirleyen ‘Millî Gazete’nin önemine vurgu yaparken, gazetenin yaptığı atılımlara değindi, okurların sahip çıkmasıyla daha etkili bir gazetenin ortaya çıkacağını söyledi.
Genel Yayın Danışmanımız Ekrem Kızıltaş, Attila İlhan’ın yaşadığı bir olayı aktardı ve kulaklara küpe ifadelerde bulundu. Olayı kısaca özetleyeyim ve siz de sorun kültür sayfasında bu yazının işi ne? (Bu sorunun cevabını lütfen yazıyı okuduktan sonra siz bulun) Yıllar önce yurt dışından ülkeye dönüş yapan Attila İlhan bir dergide çalışmaya başlar. Cicili bicili bir dergidir bu. Gazetecilik hevesiyle çalışmalara başlayan İlhan bir de bakar ki derginin içeriği tamamıyla yabancı dergilerden alınan görseller ve tercüme yazılarla doldurulur. Türkiye’de çıkan bu dergide Türkiye’yi ilgilendiren ne bir haber ne de yorum… Oldukça şaşırır ve genel yayın yönetmenine bunun sebebini sormaya gider. Ona neden Türkiye’de çıkan bir dergide sadece yabancıları ilgilendiren ve yabancıların yazdığı yazıların, haberlerin yer aldığını sorar. Aldığı cevap şudur: Senin bilmediğin şeyler var.
Eğer bugün Türk medyasını anlamak ve işin nereye gittiğini görmek istiyorsanız bu cümleye dikkat: "Senin bilmediğin şeyler var"
Dergi tamamıyla kozmetik firmaları tarafından desteklenmektedir ve onların reklamlarıyla yayınını sürdürmektedir. Elbette ki bu reklamlar dergiyi ayakta tutmaya yetmiyordur. Büyük firmalar dergiyi sübvanse etmekte, zarar etmesini önlemektedirler. Derginin asıl amacı, Türk toplumunu dönüştürmektir ve onun için hiçbir masraftan kaçınılmamaktadır. Ekrem Kızıltaş sözü Millî Gazete’ye getirerek dışarıdan destekli yayın organlarıyla Millî Gazete’yi kıyaslamaya çalışanlara eleştiri getiriyor ve Millî Gazete’ye ‘okurun’ sahip çıkması gerektiğini de ifade ediyordu. Benim önemsediğim bir cümle daha kurdu Kızıltaş: "Hayat alanınızı genişletmek istiyorsanız Millî Gazete okumalısınız"
Genel Müdürümüz Yılmaz Bayat, anlamlı fıkralarla süslediği konuşmasında Millî Gazete’nin gerçek gücüne işaret etti. Bayat’ın konuşması, siyasetin ve iktidarın üzerindeki medya gücüne de vurgu yapıyordu.
Ve geldik bu yazının yazılmasının asıl sebebine.
Ömer Karaoğlu ve Hakan Aykut, sayfamızdan da aşina olduğunuz isimler. Dindar insanlara yönelik yoğun baskılara rağmen yaptıkları müzikten ve söylemlerinden vazgeçmeyen bu iki isim uzun yıllardır birlikte güzel çalışmalara imza attılar. Taner Yüncüoğlu’nun da katıldığı Gruptan Sesler albümü benim için gelinen noktanın tespiti açısından çok önemli. Elbette, eski zamanlardan, ilk çalışmalardan da kopamıyor insan. Ömer Karaoğlu da bunun farkındaki Millî Gazete gecesinde artık ‘klasikleşmiş’, o dilimizden düşmeyen ezgileri seslendirdi. Anlayacağınız Millî Gazete okurlarına ‘torpil’ geçti Karaoğlu ve bizi seslendirdiği o güzel eserlere ‘yüksek sesle’ eşlik etmemizi sağlayan duygu yoğunluğuna götürdü. "Düşmez dilimizden sökülmez kalbimizden en kutlu sözdür bu Lailahe İllallah"
Hakan Aykut onunla ayrılmaz bir parça olan "Korg"uyla bizim daha önce dinlediğimiz eserlere yeni bir altyapı hazırladı. Neyzen Başar Dikici ekibi tamamlayan bir isim. Önümüzdeki günlerde yeni bir albüm çalışmasına da hazırlanan Başar, enstrümantal albümlerle açıkçası müzikseverleri şaşırttı. İyi de etti. Onu zaten pek çok albümün alt yapısında icrasıyla görebilirsiniz. Yavuz Taşkın bağlamasıyla Ömer Karaoğlu’na eşlik eden bir diğer isimdi. Darende’deki konserin ardından bir kez daha dinlediğim grubun "özel" seçkisi "Millî Gazete"ye olan sevgilerini de ortaya koyuyordu. Aldık, kabul ettik.
Bu birlikteliği görünce dedim ki acaba Bahçelievler Temsilciliği’nin organize ettiği programların diğer temsilcilikler devamını getirebilirler mi? Neden olmasın?
Eğer devam ettirebilirlerse sanatın ve gazeteciliğin gücü birbirini bütünlemiş olacak ve belki de ülkemizin üstünde karabasanlar dolaştıranların başardığı o ‘yıkım’ çalışması da böylece inkıtaya uğramış olacak.
Yiğit düştüğü yerden kalkar çünkü…
(Size konserin bir fotoğrafıyla bu haberi sunmak isterdim ama ne yazık ki çekilen fotoğraflarda konser yoktu!)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



