11. yüzyılda İslam dünyası, dıştan Haçlı Seferleri'nin başlayıp yaklaşık iki yüzyıl devam edecek saldırılarıyla; içten Batıni ve İsmaili hareketlerin alıp başını gittiği bir bunalım dönemine girdiği zamanda yaşamış ve mücadele etmiş bir büyük düşünürü, 900 yüzyıl sonra anma gereği duydu. Neden? Özellikle Gazzali gibi, deyim yerindeyse, çağ açan bir düşünürü gündeme taşıma gereğinin, yönlendirici bir takım nedenleri üzerinde durmanın önemine işaret edilmelidir.
Kuşkusuz, özellikle Gazzali gibi bir düşünürün, bilim ve düşünce bakımından her zaman gündeme taşınmasını gerektirecek sayısız neden bulmak daima mümkündür. Bu bilim ve düşüncenin diyalektiğinin doğal bir tepkisidir. Bilim ve düşüncenin kendini gözden geçirmesi, gelinen noktadan bir an durarak geçmiş ile kıyaslama yapma ihtiyacı duyması, duraklar gibi olunduğu algısının doğması ve ileriye doğru bir hamle yapma zorunluluğunun kendini hissettirmesi gibi nedenler hemen akla gelecek olanlardır. Kısacası merak duygusu her an bilim ve düşünceyi devinime yöneltir, kışkırtır, harekete geçilmesini adeta buyurur. Bütün bunlar Gazzali'nin 900. ölüm yıldönümünde anılması için birer vesile addedilebilir. Ama, 900. ölüm yıldönümünde Gazzali'nin hatırlanması, bir takım çağrışımların anlamlı kılınması için sembol olma özelliğini de yüklenebilir.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin sahipliği ve yönlendiriciliğinde, İslami İlimler Araştırma Vakfı (İSAV)'nın katkıları ve Ümraniye Belediyesi'nin desteğiyle "900. Vefat Yılında Uluslararası Gazzali Sempozyumu", 7-8-9 Ekim tarihlerinde, Üsküdar/Bağlarbaşı Kültür Merkezi Salonları'nda gerçekleştirildi. M.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Raşit Küçük ile Dekan Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Çelebi başta olmak üzere sempozyumun tasarlanmasından düzenlenmesine ve gerçekleştirilmesine kadarki süreçte bir çok öğretim elemanının katkısı ve çalışması sözkonusudur. Tümünün tebrik edilmesi gerekir.
Sempozyuma Marmara, Ankara, İstanbul, Uludağ, Dicle, Fırat, Sakarya, Dokuz Eylül, Yüzüncü Yıl, İstanbul Ticaret, 29 Mayıs Üniversitelerinden, farklı bilim dallarından öğretim üyelerinin tebliğleriyle yurt içinden katılmaları yanında; yurt dışından İran'dan, Yemen'den, Ürdün'den, Rusya'dan, Kazakistan'dan, Katar, Suriye, Cezayir, Fas, Suudi Arabistan ve Hollanda'dan katılan bilim adamları ve kadınları geniş bir bakış açısını yansıtmışlardır.
Gazzali gibi çok yönlü bir düşünürün üzerinde anlamlı bir tartışma ve araştırma yapabilmek için, tarihten dinler ve mezhepler tarihine, kelamdan mantığa ve felsefeden tasavvufa, tefsir, hadis ve fıkıhtan eğitim ve psikolojiye kadar geniş ve disiplinler arası bağın gözetilmesi zorunludur, olmazsa olmaz şarttır. Belki, oturumlarda konular tartışılırken değinmelerde ve atıflarda bulunuldu ama Batı'daki bilim ve felsefe alanındaki gelişmelerin dayandığı temel sorunların ortaya çıkışı ve tartışmaların boyutuyla İslam düşünce ve bilimi, dolayısıyla Gazzali'nin konum ve ilişkisi gözardı edilemeyecek derecede önem taşır. Ayrıca Batı Yeniçağının eklemlendiği uygarlık sorunu bağlamında Gazzali'nin İslam uygarlığı yönelimi, günümüz bakımından da uyarıcı etkileri besleyebilir gibi duruyor. Gazzali'nin düşünce dünyasıyla ilgisi oldukça tartışmaya açık oluşmuş algı her an depreşme istidadındadır ki, bu kaçınılmaz olarak bilim ve düşüncenin karadeliği biçimine hemen meyledebilir.
Birtakım eksikliklerin, yetersizliklerin, karşılaşılan sorunların tekrar tekrar gündeme taşınması dolayısıyla sarfedilen emek ve güç kayıplarının bulunmasına rağmen, sadece bu Sempozyum'a bakıldığında bile, düşünce ve bilim alanında azımsanamayacak bir mesafenin katedildiği söylenmelidir. Bu türden etkinlikler eksiklikleri somut bir şekilde tesbit etme imkanı vereceği gibi, gelecekte neler yapılması gerektiğini de yakından kavramayı kolaylaştıracaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



