milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI
  • AMASYA'DA OTOMOBİL KAMYONA ÇARPTI: 4 ÖLÜ, 1 YARALI
  • AYASOFYA ÖNÜNDE NAMAZLI EYLEM
  • SEMİH EL HAMAVİ: "ANNAN PLANI MUHALİFLERE ÖLÜM GETİRİYOR"
  • GÜL: İSTANBUL, İNSANLIĞIN ORTAK HAFIZASINI TAŞIYAN EŞSİZ BİR ŞEHİR

Ölümünün 100. yıldönümünde Ahmet Mithat Efendi

16 OCAK 2012
PZT 00:20

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

BU yıl, 28 Aralık 1912 günü ölen, edebiyat ve basın dünyamızın "Efendi babası" Ahmet Mithat Efendi'nin yüzüncü ölüm yıldönümü. Bu ülkenin kültürüne hizmeti ve her seviyeden insanımıza hitap eden eserleriyle Ahmet Mithat Efendi, gerçekten de önemli bir şahsiyettir. Hiçbir devlet ve cemaat desteği olmaksızın, sade yazış ve bakış tarzı yüzünden sevilmiş ve çok okunmuş bir Tanzimat yazarıdır. Osmanlı'nın son devrinin modasına uyarak Sultan Abdülhamid'e düşmanlık kokan bir muhalefete iştirak etmemesi ve Servet-i Fünun şair ve yazarlarının Batı taklidi bir "dekodans" içinde olduğunu haklı olarak ifade etmesi, onun sonraki yıllarda unutturulmasına yol açmıştı. Son yıllarında keşfedildi.

Yarısı roman ve hikâye türünde olmak üzere, iki yüzden fazla eser sahibi olan Ahmet Mithat Efendi, sahibi olduğu Tercüman-ı Hakikat gazetesinde damadı Muallim Naci ile Ahmet Rasim ve Hüseyin Rahmi gibi pek çok şair ve yazarın eserlerini yayınladı, onların üstadı ve patronu oldu. Pek çok gençle birlike Dağarcık mecmuasında Recaizâde Ekrem'in tercümelerine yer vermiş, ölünceye kadar Beşir Fuad'a ilgisini de esirgemedi. Ayrıca tarih, din, felsefe ve seyahat türündeki eserleriyle Batı medeniyeti karşısında İslâm kültür ve ahlakını savundu. Bütün bu özelliklerinden ötürü Sultan Abdülhamit döneminde Takvim-i Vekâyi gazetesi ve Matbaa-i Âmire Müdürlüğü, Karantina Başkatipliği, Meclis-i Umur-ı Sıhhiye İkinci Reisliği görevlerinde bulundu. 1908'den sonra da Dârülfünun'da Umumi Tarih ve Felsefe dersleri okuttu. Darüşşafaka'da bile gönüllü olarak görev yaptı.
Öldüğü günün gecesinde Darüşşafaka'da gece nöbetindeydi. Çünkü her yaştan gence ve yardıma muhtaç insanlara babacan bir "efendi baba" şefkatiyle yaklaştı ve kabiliyeti olanları destekledi. Onu bu yıl boyunca her çevreden aydınımızla İstanbul ve Beykoz Belediyelerimizin anması gerekir...

Hayatı ve Eserleri
İlk mühim romancımız olan Ahmet Mithat Efendi (1844- 28 Aralık 1912), Kafkas muhaciri bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Küçüklüğünde mahalleyi bıktıracak kadar haşarı ve yaramaz bir çocuktur. Uslansın diye bir aktarın yanına çırak verilir. Akşam evde, sabah dükkânda yediği dayaklar, onu işine sımsıkı bağlar. Ustası olmadığı zamanlarda yaptığı macunlar, çevrenin ilgisini çeker. Dayaktan kurtulur, ücret ve bahşiş olarak kazandığı paralar, ona hayat konusunda ilk mühim dersleri verir. Esnaftan bir adamdan okuma-yazma öğrenir, bilgisini geliştirir. Babası öldükten sonra ağabeyi ile Tuna Valisi olan Mithat Paşa'nın maiyetine girer. Bu arada Niş Rüştiyesi'ni bitirir, Fransızca öğrenir. Tuna gazetesine yazılar yazar. Mithat Paşa'yla birlikte Bağdat'a gider. Ağabeyinin ölümü üzerine teselli olsun diye Mithat Paşa, adının yanına kendi adını da verir. Böylece adı Ahmet Mithat olur. Sonra İstanbul'a döner ve 27 yaşında, kalabalık bir ailenin geçim yükünü omuzlayarak gazeteciliğe atılır.
Bağdat yıllarında Hâce-i Evvel'den sonra Kıssadan Hisse ve Letâif-i Rivâyât'ın ilk cüzleriyle başlayan hikâyeciliğini geliştirmenin yollarını arar. Okul kitaplarından hikâye ve romanlara kadar pek çok kitabı yazıp kendi matbaasında bastığı, aile fertlerinden bir kısmının sattığı hareketli bir yayın hayatına başlar. Piyeslerini bu dönemde yazar ve bazıları sahnelenir. Bir yazısından ötürü, Vatan Yahut Silistre sürgünleriyle birlikte o da Rodos'a sürülür. Üç yıl kaldığı bu sürgünde kendini toparlar, ilk mühim romanlarını yazar ve kardeşinin adıyla yayınlar. Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Dünyaya İkinci Geliş, Yeryüzünde Bir Melek ve Karı-Koca Masalı bu dönemin çok sevilen ve Ahmet Mithat'ı romancılığımızın başına yerleştiren eserlerdir. O döneme kadar yaşadıklarını ve yazdıklarını sürgün dönüşü Menfa adlı eserinde uzun uzun anlatır. 1873-76 yılları arası Ahmet Mithat'ın yazarlığı açısından sanki sürgün değil, derlenip toparlanma yılları olmuştur denebilir.
Sürgün dönüşünde bir yandan gazeteciliği sürdürürken, bir yandan da romanlarını yazmakta, çeşitli türlerde tercüme ve adapte eserler kaleme almaktadır. Sürgünde yazdıklarının gördüğü alâka üzerine, kendi çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika ederek kitaplaştırdığı hikâye, roman, tercüme ve adapte roman tarzındaki eserleri birbirini izler. Bu türlerden otuzar kitap tutan eserlerinin bugün yeterince bilinmemesi, biraz da Servet-i Fünun'la birlikte Batı'ya alabildiğine açık bir edebiyat anlayışının kültür hayatımıza hâkim olması yüzündendir. Bugün Ahmet Mithat'a duyulan ilgi, bazı eserlerinin yeniden yayınlanması ile bu anlayışın az çok değişmesine bağlanabileceği gibi, her roman hamlesinde az çok Ahmet Mithat Efendi'nin hatırlanmasındandır. Çünkü ilk büyük romancımız odur.
Bâbıâli'de "Üstad" denince nasıl uzunca bir zaman Necip Fazıl hatırlanmışsa, "Efendi Baba" denince de Ahmet Mithat Efendi hatırlanırdı. 200'den fazla eseriyle roman ve hikâye alanında olduğu kadar din, tarih ve medeniyet konusunda da her zaman başvurulan kaynaklar arasında sayılır. Namık Kemal'in Cezmi adlı romanı ile A. M. Efendi'nin Süleyman Muslî adlı romanları, tarihi romancılığın ilk örnekleridir. Kısacası, Abdülhamit döneminde yazdıklarıyla milli bir edebiyata zemin hazırladı.
Batı kültürüyle ilk karşılaştığımız günlerde kendi ahlâk ve medeniyetimizi müdafaa zaruretini hissederek bunun fikriyatını hayatında ve eserlerinde ortaya koyan bir şahsiyeti bu kadar zaman ihmal etmek, herhalde bizim gibi kimlik kaybı yaşayan ülkelerde görülebilen garabetlerdendir.

A. Mithat efendi'nin roman görüşü
Hikâyeden romana geçen pek çok yazarda olduğu gibi, Ahmet Mithat Efendi'de de farklı yönlerde gelişen, birlikte sürdürülen bazı yazı türleri, birbirine uzak düşen farklı tavırları yan yana görmek mümkündür. Romancılığını hazırlayan ve yirmi beş yıl boyunca romanlarıyla birlikte sürdürdüğü "Letâif-i Rivâyât" adlı hikâye dizisi, romanlarının da çekirdeği gibidir. Tarihi ve macera romanlarıyla Osmanlı toplumundaki medeniyet tartışmalarını yansıtan romanları incelenmediği gibi, romancılığının bütün eğilimlerine rastladığımız Letâif-i Rivâyât dizisinin bile değerlendirilmediğini görüyoruz.
Ahmet Mithat Efendi'nin romancılığında üç ana çizgi şöyle ifade edilebilir:
1) Letâif dizisinden romanlarına uzanan, Osmanlı'nın ahlâk, gelenek, eğlence ve günlük hayatı,
2) Günümüzden yakın geçmişe gezinti diyebileceğimiz tarih ve macera romanları,
3) İki medeniyetin ilişkilerini ele alan ve Osmanlılık düşüncesini savunan zihniyet hikâyeleri...
Ahmet Mithat Efendi bu üç tür eserlerinde, İstanbul'un mahalli hayatından, Beyoğlu'ndaki azınlıklara kadar 19. yüzyıl hayatını tasvir etmekle kalmamış, Haçlı Seferleri'nden Jön Türkler'e kadar pek çok sosyal ve siyasal olayları eserlerine konu edinmiştir. Bazı romanları akıllara durgunluk verecek maceralarla doludur. Bazıları da Kafkas milletlerinden Arnavutluk, Mısır ve Cezayir Müslümanlarına kadar çok çeşitli bölgeleri ele alır, Osmanlı'nın dünyaya bakışını çok farklı yerlerde sergiler. Osmanlı Ermenileriyle öteki azınlıkların da hayatını Karnaval ve Müşahedat gibi romanlarında okuruz.
Bir halk çocuğu olan Ahmet Mithat, zengin bir hikâye geleneğinden yola çıkar. Meddah hikâyeleri, Hamzanâme, Binbir Gece Masalları, Destanî halk hikâyeleri, bir zamanlar geniş halk kitlelerince okunup dinlenmekteydi. Yani okuyucu ve dinleyici olarak geniş bir kalabalığı hazır bulmuştur. Bu arada Muhayelât-ı Aziz Efendi gibi, kendisinden hemen önce bu cin-peri hikâyelerini yenileştirme çabaları görülmüş ve IV. Murad'ın meddahı Tıflî'nin derlediği gerçekçi hikâyeler de basılmaya başlanmıştır. İster istemez Hançerli Hanım ve Tayyarzâde gibi az çok birbirini andıran bu hikâyeler de onu etkileyecek, hiç değilse bu hikâyelerin okuyucusuna da seslenmeyi ihmal etmeyecektir. Çengi adlı romanında bu gelenekten yararlanmanın örneğini deneyecek, batıya yönelirken kendimizden kopmamayı savunacaktır. Sonraki yıllarda böyle gelenekten yararlanma çabası yeterince anlaşılamamıştır.
Ahmet Mithat Efendi gelenekten yararlanma çabasına girdiği gibi, modern ve post-modern anlatı tekniklerini irdeleyerek roman üzerine ilk kitabı yazmıştır. Onun romancılığı sadece kendi devrinin özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilemez. Çünkü roman üzerinde durup düşünen, neyi niçin yaptığını bilen adamdır. Bu yanını onun yazılarından aldığımız bazı paragraflarla belirtmeye çalışalım:
"Musavvir ve muharririn bir hikâyeyi tasvir ve tahrir etmesi için hikâyenin zeminine göre her şeyi bilmesi lâzımdır. (...) Yoksa hikâye yazmak için iktiza eden şeyler yalnız hikmet, ahlâk, entrika gibi şeylere münhasır kalırsa, bunlarla yazılan hikâyelerden o kadar lezzet hâsıl olmaz. Netice-i kelâm, hikâye okumak ne kadar tatlı bir şeyse, yazmak (da) o kadar güç olup bir muharrir tasvir ve tahrir eylediği eğer sahihü'l-vuku değilse onu sahihten daha sahih, gerçekten bir kat daha gerçek suretine ifrağ edebilmek için pek çok tetkikata, pek çok malûmata muhtaçtır." (Kırkambar, cüz 4, İst. 1873).
Başka bir yazısı da, "Roman ve hikâyeler ahlâk-ı umûmiye için muzır mıdır, müfid midir?" başlığını taşır. Bu yazıdan aldığımız şu paragraflar da en az yukarıdaki cümleler kadar ilgi çekicidir:
"İşiniz yoksa bir gün Köprü üzerine çıkınız da gelen geçen çehrelere bakınız. Tepeden tırnağa kadar süslenmiş bir şık görürsünüz ki, etekleri ıslık çalarak ve fakat ayağındaki nasırların ıstırabıyla aksayarak yıldırım gibi gidiyor. Yolda bir dostuna rastgelecek olsa selâm vermeye vakit olmadığından, güya ilerde bir şey varmış da ona vüsul için isticâl eyliyormuş gibi eliyle, çehresiyle, elhasıl kalıbıyla, kıyafetiyle ilerisini işaret edip hemen geçip gider. Öyle ya ilerde pek mühim bir şey vardır: İleride bir roman vardır. Koşa koşa o mühim şeye, o romana gidiyor. Onu gittiği yerden men ve tatil kabil midir?" (Şark Mecmuası, s. 1, 1880).
Kısacası, "Herkes az çok bir romanın eşhas-ı vak'asındandır. Kendi maişet-i hususiyemiz içinde az çok bir takım romanlar geçer" diyen Ahmet Mithat, bizde romancılığı meslek edinen ilk yazardır.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 16.01.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: ölümünün, 100. yıldönümü, ahmet mithat efendi,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Mustafa Miyasoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Ölüm yıldönümünde Üstad N.Fazıl:M.Miyasoğlu / Necip Fazıl Muhabbeti
    2. Gaziantep'te geçen gün ve bu şehrin kültürü
    3. Ay Vakti ve Şeref Akbaba
    4. Şehir Tiyatroları Nereye Gidiyor?
    5. Antakya'da bir gün
    6. Şehir Tiyatroları devrimi
    7. Klasiklerin yayınlanması ve okunması
    8. Kur'an Öğretimi ve Din Eğitimi
    9. Demokratik basamaklar ve siyaset gündemi
    10. Ömer Seyfeddin dünya dillerinde
    1. Golyat’a atılan taş Gargat ağacı
    2. Hüseyin Rahmi ve Şıpsevdi Romanı
    3. Salih Baba, Dede Paşa ve Abdürrahim Efendi
    4. Dünyayı değiştiren liderler
    5. Çağdaş Türk romanı seminerleri
    6. Konya Kitap Dünyası kitapları
    7. Zaferlerimiz ve Destan Edebiyatımız
    8. Edebiyat geleneği üzerine
    9. “Fatih’in Şiirleri” ve “Şiirin Sultanları”
    10. Kıbrıs’ta Çanakkale Şehitleri ve Gençlerimiz
    1. Naipaul rezaleti ve Türkiye öğretmenliği
    2. Ay Vakti ve Şeref Akbaba
    3. Sultan Vahdettin üzerinden siyaset yapmak...
    4. Numan Kurtulmuş ve Türkiye’nin Gündemi
    5. Mesut Uçakan’ın sinema hayatı
    6. Bu bizim hayatımız
    7. Hanefi fıkhı ve sünnetin yüceltilmesi
    8. İki rahmetli aydının sorumluluğu
    9. Zaferlerimizi çalanlar
    10. Enderun Teravihleri ve Cumhur Müezzinliği
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kadın garson zorunluluğu
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek