Ölüm yıldönümlerinde Üstad Necip Fazıl'ı anma ve anlama toplantıları yapılıyor. Bu toplantılar önceleri dost ve aile çevresinde, kabri başında ve Eyüp Sultan'daki Kaşgari dergâhında dini bir vazife ve vasiyetinin bir gereği olarak icra ediliyordu. Bu toplantıların bir kültür faaliyetine dönüşmesi, sanıyorum 1985'te Ankara'daki bir toplantıdan sonra oldu. Bundan sonra bazı yılların politik kargaşası arasında Necip Fazıl'ı anmaktan çekinenler yüzünden sönük geçse de her yıl birbirinden daha renkli ve farklı toplantılar Üstad anılıyor, şahsiyeti ve eserleri anlatılmaya çalışılıyor.
Bu anma toplantılarından bazılarına beni de konuşmacı olarak davet ediyorlar, radyo, televizyon ve salon toplantılarında Üstad'ın kültür mirasıyla temel fikriyatını konuşuyoruz. Böylece, onun 70 yıl boyunca bu ülkede dinî ve millî değerlere bağlı sanat ve siyaset yapan herkes üzerindeki hakkı ve bu yolda hizmeti olanlara emeği daha iyi anlaşılıyor. Bunun ne kadar önemli bir kültür faaliyete olduğunu, gençler üzerindeki tesiri ile değerlendirmek daha doğru olur, çünkü onun şiirleri ve tiyatro eserleriyle tarih tezleri ve dinî hassasiyeti gençleri çok etkiliyor. Kendi sesinden sunulan Kaldırımlar, Çile ve Sakarya Türküsü, gençler üzerinde büyük bir etki yapıyor, Necip Fazıl'ın sağlığındaki konferansların ruhu salonda hissediliyor.
Bana göre Üstad Necip Fazıl'ı anmak, onun eserlerini ve mesajını daha iyi anlamak demektir. Üstad hakkında yazılıp söylenenleri derleyerek yayına hazırladığım Necip Fazıl Armağanı dokuzuncu baskı yaparken, benim yazılarımdan oluşan Necip Fazıl Kısakürek adlı kitabım da genişleyerek beş baskıya ulaştı; böylece onun açısından İslâm davası ortaya kondu. 25 yıldan beri 100'den fazla programa katılarak ben de benimsediğim davayı anlatıyorum.
Bu yıl Trabzon İlim Yayma Cemiyeti'nin davetiyle başlayan bu konferanslar, Bayburt, Adana, Derince ve Tuzla'da devam etti. Bu arada ATV'nin ahaber kanalı ile Tv.Net'teki programlara katılmam, bende de gerçekten anlatılmaz bir heyecan uyandırdı, pek çok dostla görüştük. Her yıl bu programlara katılarak Üstadın şahsiyeti ve eserleri üzerinde konuşuyor, Aydınlanma düşüncesine eleştirisini anlatmaya, geliştirdiği Vahiy kaynaklı devlet ve medeniyet anlayışını özetlemeye çalışıyorum. Böylece, gençlerin Üstad'ın eserlerine doğru yaklaşımını sağlayarak kendilerini ve ufuklarını geliştirmelerinin mümkün olduğunu ifade ediyorum.
Bence böyle hayırlı bir hizmete vesile olan dostlarla Necip Fazıl'ın davasına bağlı olanlara şükranlarımızı arzediyorum. Eğer onların davetleri ve bir dehaya vefalı organizasyonları olmasaydı bizim gençlerle buluşarak böyle bir hizmet yapmamız da mümkün olmayacaktı.
Necip Fazıl'ın gençliğe mesajı
Üstad Necip Fazıl, İslam'ın doğru anlaşılıp yaşanması konusunda, eski nesillerin yanlış algılarını düzeltmeye uğraşmak yerine, daha çok yeni yetişen nesillerin iyi yetişmesi ve İslamı anlayacak bir idrak seviyesine ulaşmasına hayatını adadı. Özellikle Büyük Doğu dergisini yayınlamaya başladığı 1943 yılından 1983 yılındaki ölümüne kadar süren 40 yıllık hayatı ve sanatını gençliğin idrakini geliştirmek için büyük gayret sarfetmeye adanmıştır. Elbette bundan önceki dönemlerinde İslam'ın anlaşılmasına hazırlık yaptığı, çocukluk ve ilk gençlik yıllarında böyle önemli bir davaya şuuraltında ve yetişme şartlarında hazırlandığı biliniyor. Fakat Batıcı devrimcilerin Cumhuriyet dönemi gençliğini nasıl sığ ve basit bir mantığa eğitim yoluyla hapsetmeye çalıştığını bildiği için, hocalık yaptığı yüksek okullarda hep gençliği tanımaya ve onların kültür birikimlerini geliştirmeye çalıştı. Fakat dininden ve geleneksel kültüründen giderek hızla kopartılmaya çalışılan Tek Parti dönemi gençliğinin yakın tarihimizi doğru değerlendirmesi için Namık Kemal incelemesinden sonra çarpıcı tezler ortaya attı. Bugün Osmanlı hakkında resmi ideolojinin tezleri dışında doğru değerlendirmeler yapılabiliyorsa, bundan Necip Fazıl'ın "İnanmıyorum bana öğretilen tarihe!" mısraı ile ifade ettiği çarpıcı çığlığın çok büyük tesiri vardır. Hz. Ali'nin şu meşhur sözü, Necip Fazıl'ın hakikati ifadede en sağlam ölçüsü olmuştur: "Hakikatin hatırı dostumun hatırından önemlidir."
Necip Fazıl Kısakürek, hayatı boyuca gençlikle köprübaşı olacak bir nesil yetiştirmeye çalıştı ve bunu ilk kez 1963'te Aydınlar Ocağı'nda sonra da bütün Türkiye'de İman ve Aksiyon adıyla verdiği konferansta ortaya koydu. Daha sonra 1975 yılında Gençliğe Hitabe adıyla yaptığı konuşmada bu gençliği yetiştirdiğini Allah'a şükrederek ifade etti. 1945'ten sonra yapılan halkın dinî ve millî değerlerini esas alan bütün demokratik gençlik faaliyetlerinde ve bunun siyasi partiye dönüşerek iktidara yürüyüşünde her zaman öncü olmuştur.
Bugün hayatta olsaydı, gençlikten her şeyin hakikatini öğrenmeye çalışmasını ister ve eğitim kurumlarıyla medyanın gençliği yanlış yönlendirmelerine karşı dikkatli ve donanımlı olmaya davet ederdi. Ayrıca, idrakini geliştirerek her şeyin hakikatini anlamaya ve İslâm'ı her çağda aslına uygun değerlendirmeye Hakk'ın rızasına uygun yaşamaya çağırırdı. O büyük bir şair ve mütefekkir olarak, önce Allah için sanat ilkesi doğrultusunda ortaya koyduğu şiiri ve öteki sanat eserlerini anlayabilecek şuurlu bir gençlik yetişmesini istiyor ve bunun örneklerini gördükçe hep şükrediyordu. Çünkü hayatın manası ona göre Hakk'ın rızasını kazanmaktan ibarettir. Benimsediği Peygamber sünneti de tevhidi anlatmak ve ona uygun yaşamaktır. Allah ona rahmet etsin ve vahiyle aydınlanan eserleriyle devam eden hizmetinin kıyamete kadar sürmesini nasip etsin...
Bir dehaya vefalı dostlar
Necip Fazıl Kısakürek'in her asırda bir görülebilecek kadar nâdir yetişen dehalardan biri ve 20. yüzyılda yetişmiş en önemli şair ve düşünür olduğunu anlamadan, onu doğru değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü böyle büyük şahsiyetleri çağdaşları kolay anlayamaz.
Üstad, gerçekten de bu milletin dinî, tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkarak yaptığı hizmet, başka şahsiyetlerle cemaatların hizmetiyle mukayese edilemez. Eserlerindeki cesur ve orijinal benzetmeler, hitabetindeki tesirli üslûp ve ele aldığı konuya nüfuz ile hakikati arama tutkusu, onu benzerlerinden ayırır. Eser verdiği bütün türlerde sıradanlığın üstüne çıkan Üstad, neşriyattan artan zamanının önemli bir kısmını bu ülkenin gençliğinin iyi yetişmesine ve İslâm'ı doğru anlamasına adamıştır. Bunu bilmek, amme hizmeti yapan herkesi onun eserlerine ve mesajına sahip çıkmaya yöneltmiyorsa, Üstad doğru anlaşılmıyor demektir.
Necip Fazıl'ı tanıyanları etkileyen renkli kişiliği ve eserlerindeki çeşitlilik, onunla doğru bir bakış açısıyla tanışan gençleri bir değil, birçok fakülte bitirmiş kadar bilgi ve bilinç ile donatır ve kazandırdığı öz güven ile gençlerin dünya çapında başarılara yönelmesine yol açar. O yüzden, kamu görevi yapan bütün Millî Görüş mensupları bulundukları bütün hizmet alanlarında Necip Fazıl'ı gençlere tanıtmak ve eserlerinin okunmasını sağlamak için imkânları zorlar ve bu ülkenin gençliğini ebediyen kurtaracak mesajlarla karşı karşıya getirir. Bu dostları gönülden tebrik eder ve yaptıkları hizmeti devamlı kıldıkları için başarısına dua ederim.
Bir hak davayı temelden kavratacak bilgileri gençlere aktarmak, onlara hayatlarının fırsatını sunmaktır. Bu anlamda Necip Fazıl'la gençleri tanıştırmaya çalışan yöneticiler, bu milletin gençlerine balık vermek yerine ona balık tutmayı tercih edenlerdir ve kutlanmaya layıktırlar. O yüzden, bu yılki Necip Fazıl konferanslarıyla onun benzersiz şahsiyeti ile eserleri ve mesajı konusunda ülkemdeki önyargısız aydınlarla gençliği bilgilendirmemi sağlayan yönetici dostlara teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Bunun için de isimlerini sıralamaya çalışıyorum:
Öncelikle Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Türk Dili Okutmanı Önder Saatçi ve öğrencisi Raşit Ulaş'a Üniversitedeki konferansı düzenledikleri için teşekkür ediyorum.
Daha sonra İlim Yayma Cemiyeti'nin başkanı Hanefi Mahitapoğlu ile ortağı Tuncay Beye ve yurt müdürü Fatih Uyar'a, Bayburt Belediye Başkanı Hacı Ali Polat ile Başkan Vekili Şahin Kızılaslan'a ve tabii onlara yardımcı olan dostlara teşekkür ediyorum. Ardından, Fikr-i Firari adlı bir grup kurarak, Adana Barış Radyo'da ve çeşitli salonlarda kültür programları yapan Fatih Çalışkan ve Ebuzer Ağuş'la bize ev sahipliğinde onlara yardımcı olan ve Edebi Müdahale adlı üç aylık bir dergi çıkaran Mustafa Ökkeş Evren dostumuza, örnek faaliyetlerinde başarılar diler, gönül dolusu tebrikler sunarım. Ayrıca, Necip Fazıl severlerle buluşturan Derince Belediye Başkanı Dr. Aziz Alemdar ile yardımcısı Saim Oral'a, Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı ile Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Hüsnü Göktaş'a teşekkür ediyorum...
Ayrıca, ahaber'le Uğur Arslan'ı, Tv.Net ile Yusuf Kaplan'ı da kutlamakla yetiniyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



