Cumartesi-Pazar günleri İlköğretim 7. ve 8. sınıfların Seviye Belirleme Sınavı (SBS) vardı. Milyonlarca öğrenci ve aileler günlerden beri yaşadıkları heyecanı sınavların ardından biraz olsun üzerinden attılar. Buna karşılık sınavlardan bekledikleri sonucu alamayan öğrenciler için sıkıntılı ve üzüntülü günler başladı. Önümüzdeki cumartesi günü de 6. sınıf öğrencilerinin sınavı var. Denebilir ki öğrenciler adeta bir sınav maratonu yaşıyorlar. Daha ilköğretim 4 ve 5. sınıftan başlayan dershane hayatı ilköğretim boyunca devam edecek. Bir yandan okul öbür yandan dershane adeta öğrencilere çocukluklarını yaşatmıyor. Onlara oyun oynayacak vakit bırakmıyor. Halbuki çocuk için oyun hayatının olmazsa olmazıdır. Uygulanan eğitim sistemi çocukları okul, dershane ve bilgisayara mahkum ediyor. Bu yarış sadece ilköğretim boyunca sürmüyor. Böyle olsa bir nebze kabul edilebilir. Arkasından lise başlıyor. Orada da ilköğretimden farklı olmayan hayat devam ediyor. Lise sona gelindiğinde üniversetiye giriş sınavı var. İş bununla da bitmiyor. Lise boyunca da öğrenciler okul ile dershane ve bilgisayar arasındaki hayatlarını sürdürüyor. Sürdürmek zorundalar. Çünkü buna mecbur ediliyorlar. Lisenin ardından girilen sınavlar çocuklarımızın geleceğini belirleyici nitelikte. Aslında okullar öğrencileri hayata hazırlama ve girilecek sınavlar için yetiştirmeye yetecek olsa sanıyorum öğrencilerin hayatından dershane ayağını çıkarmak mümkün. Ancak görünen o ki dershaneler giderek öğrenciler için okullardan önce geliyor. Bu noktada insanın aklına, "Mademki okullar öğrencilerin yetişmesine, devletin belirlediği sınavlar için hazır hale gelmesine yetmiyor devlet niçin bunun gereğini yapmıyor? Niçin öğrenciler dershanelere mecbur bırakılıyor?" sorusu geliyor.
Acaba devlet dershaneleri eğitimin yan unsuru olarak mı görüyor? Hemen belirteyim ki her dereceden özel okullara karşı değilim. Ancak bu dershane işini de anlamakta zorlanıyorum. Bugün dershaneler başlı başına bir sektör haline gelmiş bulunuyor. Dershanelerin bir ihtiyacı karşıladığını söylemek mümkündür. Ancak, dershanelerin bir ihtiyaç haline gelmesinin sebepleri de bana göre eğitim sistemimizden, mekan ve öğretmen yetersizliğinden hissediliyor. Bunu söylerken devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin yetersizliğinden söz ediyor değilim. Ama sınıflardaki kalabalığın öğretmenleri yetersiz kıldığını söylüyorum. 38-40 öğrencinin bulunduğu bir sınıfta öğretmenin her öğrenciyle aynı oranda ilgilenmesini beklemek hayalcilik olur. Bu arada öğretmen yetiştirme konusunda geçmişte takip edilen uygulama öğretmen olma kapasitesine sahip olmayan pek çok kişinin öğretmen olarak eğitim camiasına katılmasını sağladı. Gerekçe öğretmen açığını kapatmak idi. Kimse yetersiz öğretmenlerle açığı kapatmaktansa öyle kalmasının daha iyi olacağını hiç düşünmedi. Bu arada işe bir takım siyasi ve ideolojik yaklaşımlar da girince okul yüzü görmeden mezun olanlar ortaya çıktı. Sonuçta okullarda ortaya çıkan açığı dershaneler kapatmaya başladı. Bu da yeni bir sektör oluşturdu. Son yıllarda yapılan atamalarla öğretmen açığı nispeten kapatılmaya başlandı ama derslik sayısının yeterli olmaması sebebiyle sınıflar kalabalık olmaya devam ediyor.
Kısacası ilköğretim boyunca devam eden sınav maratonu, lise ve üniversitede devam ediyor. Çünkü üniversiteyi kazanmak da öğrenci için yeterli olmuyor. Bir de KPSS'ye girmesi ve bundan da yüksek puan alması şart. Uzun lafın kısası tahsil hayatı boyunca sınav sayısının artırılmasının bir tek sonucu var o da dershanelere gidecek öğrenci sayısını artırmak. Bu bakımdan lise geçişinde çocukların gideceği liseyi belirlemek bakımından bir sınav, bir de lise sonda üniversiteye geçişte bir sınav yeterlidir diye düşünüyorum. Bu arada okulların öğrencilerini sınava kendilerinin hazırlamasını sağlayacak düzenlemenin de hayata geçirilmesi gerekiyor. Okullar yeterli hale getirilemediği sürece devletin eğitim alanında görevini tam olarak yaptığını söylemek mümkün olmaz. Çünkü hem çocuklara kendilerine ayıracak zamanları kalmıyor sınav maratonu arasında hem de yıllar süren dershane masrafı aileleri ciddi sıkıntıya sokuyor. Bu bakımdan eğitimde reform öğrencilerin dershaneye ihtiyaç duymadan yetişmelerinin sağlanması ile mükündür.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



