Uluslararası Odunpazarı Kültür Sanat Festivali'nin son günü oradaydık. Şair Tayyib Atmaca, -ki o birkaç yıldır Odunpazarı Belediyesi Evlendirme Dairesi'nde iki kişilik mutluluklara imza attırıyor- festival bağlamında bir şiir şöleni olmasını da talep edince, Odunpazarı'nın şair Belediye Başkanı Burhan Sakallı, bu işe hay hay diyor. Böylece, mümtaz bir şair grubu o gün orada oluyor.
Festivalin şiir şöleni kısmını alt paragraflara bırakıp, Odunpazarı Belediyesi'nin medeniyet ve fikir dünyamız için gösterdiği kimi faaliyetlere temas etmek istiyorum. Bunlardan en önemlisi sanırım tarihî Odunpazarı evlerini canlandırması, hayata yeniden kazandırmasıdır. Böylece, Safranbolu, Beypazarı yahut Birecik evleri gibi, bugün Odunpazarı evlerinden de bahseder hale geldik. Odunpazarı evlerinden müteşekkil büyük bir mahallenin sokaklarında gezerken yahut bu evlerin herhangi birisine girip dinlenir ve çay yudumlarken, zengin ve güçlü mimarlık birikiminin görüntüsü olan bir ortamda bulunmanın keyfini yaşıyorsunuz. Üstelik aynı keyfin tadını sadece siz çıkarmıyorsunuz, başta yerli turistler olmak üzere, dünyanın dört bir yanından gelen insanlar da huzurlu bir Odunpazarı ikindisi yaşıyor...
Odunpazarı Belediyesi'nin kalıcı bir başka hamlesi yayıncılık alanındaki etkinlikleridir. Hatırlarsınız belki, birkaç yıl önce Türkiye Yazarlar Birliği'nin ödülüyle taçlandırılmıştı bu durum. "Sanata hizmet, sanatçıya destek" düsturuyla hazırladığı kitap, CD ve albümlerden bazılarını bir kalemde sıralayalım: Eskişehir Karikatüristleri Albümü'nü Ali Baş hazırlamış. Onun 10 sayfayı geçen "Giriş" yazısı, sadece Eskişehir mizahını değil, bütün memleketin her bir sanatını ilgilendiriyor. Mustafa Özçelik'in Bizim Yunus, Gel Gör Beni Aşk Neyledi ve Nasreddin Hoca adlı çalışmaları Odunpazarı Belediyesi kitapları arasında bir başka grubu oluşturuyor. Ünlü şair Özçelik, titiz bir akademisyen olduğunu bu eserleriyle de ispatlıyor. Son olarak, Eskişehir Hamam ve Kaplıcaları'nın bir CD içeriğinde ilgililerine takdim edilmesi, Odunpazarı Belediyesi'nin farklı kültür ve sanat alanlarına aynı mesafede bir yakınlık içinde olduğunu gösterir...
20-23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Uluslararası festivalin içeriği oldukça kapsamlıydı. Resim, fotoğraf ve el sanatları sergileri, konserler, halk dansları yarışması, yöresel yemek yarışması, çocuk ve köy şenliği, tiyatro gösterimleri, lületaşı atölyesi uygulamaları, satış ve sergi standları, şiir şöleni...
Finaldeki şiir şöleni için Tayyib Atmaca az sayıda şair davet etmişti. Her biri şiire yıllarca emek vermiş olan bu şairler arasında Mehmet Narlı, Mehmet Aycı, Özcan Ünlü, Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Mehmet Şeker, Şaban Abak, Rahmi Emeç, Halil Gürkan yer alıyordu. Bu isimlere, şair olduğu halde şiir şölenlerine katılmama prensibi gereği şölende şiir okumayan Cengiz Coşkun'u da dâhil etmeliyim. Cengiz Coşkun, programın özel misafiri olarak aramızdaydı. Prensibine bağlı kalarak şölende şiir okumadı, hatta şölen fotoğraflarına dahi girmedi. Fakat bol bol fotoğraf çekti.
Şimdi de Odunpazarı seyahatimden birkaç hayat sahnesi, yaşantı parçası aktarmak istiyorum. Şehre erken saatlerde girmiştim. Kısa zaman içinde Tayyib Atmaca'yla buluştuk. Önce Kurşunlu Külliyesi içinde bulunan dairesine gittik. Eski bir medrese olmalıydı burası. Bir şair için bundan iyi daire mi olur? Böyle dairede elbette güzel şiirler yazılır. Nasıl mutluluğa nikâhlar kıyılırsa, aynen öyle, neşeli şiirler... Atmaca'nın çalışma masası üzerindeki şiir kitapları da bunu doğrular gibi. Kendisine bu minvalde cümleler söylediğimde, kabul eder bir tutum içinde...
Günümüzü Kurşunlu Külliyesi çevresinde geçiriyoruz. Zaten festival bölgesi bu külliyenin etrafı. Yani ister istemez kendinizi festivalin içinde buluyorsunuz. İşte ilk belirti: Afyon Alanyurtlular Derneği'nin standında nefis çay eşliğinde sıcak hamur işleri ikram ediliyor size. Kahvaltının böylesine şükür, şükür...
Zaman ilerledikçe diğer arkadaşlar da yavaş yavaş aramıza katılıyor. Sırasıyla Mehmet Şeker, Cengiz Coşkun, Özcan Ünlü, Mehmet Narlı, Mehmet Aycı... Haydar Ergülen ise şölenin başlama saatine doğru aramıza katılıyor. Hatta, kendisiyle tanışmamız, iki cümleden ibaret konuşmamız şölen sonrasındaki fotoğraf çekimleri sırasında oluyor.
Külliye civarı dışında bir iki uğrak yerimiz daha oldu Odunpazarı'nda. Birisi şehrin yüksek bir tepesine Bademlik bölgesine daha yenilerde inşa edilen Şelale Park, diğeri ise oradan dönüşte Tayyib Atmaca ve Cengiz Coşkun'la birlikte hususen uğradığımız Odunpazarı Mezarlığı... Şalele Park, evet, şehri tepeden seyretmemiz için birebir. Fakat bazı noksanlıkları var hâlâ. Devasa tesiste beşeri bir takım ihtiyaçlarınızı giderecek tesis sayısı yetersiz. Mesela, abdest almayı bırakın, rahat bir şekilde elinizi yıkayabileceğiniz bir tesis bulamıyorsunuz. Aynı şekilde, namaz kılabileceğiniz bir mescit de yapılmamış henüz. Başkan Burhan Sakallı bu eksikliklerin ihmale gelmez şeyler olduğunun bilincindedir elbet...
Başkanın bilinciyle ilgili ispatı Kurşunlu Külliyesi civarında görüyoruz. Belediye Başkanı Burhan Sakallı, Kurşunlu Külliyesi'nin hemen her bir unsurunu sosyal hayatın bir parçası, hatta merkezi haline getirmiş. Sözgelimi medresenin bir bölümünü yukarıda da belirttiğimiz gibi nikah dairesi yaparken, büyük bir bölümünü de lüle taşı müzesi haline getirmiş. Bir başka külliye unsuru kütüphane yapılmış. Hemen bitişikteki kervansaray ise kapalı mekân gerektiren kültürel etkinlikler için seçkin bir mekân olarak tasarlanmış.
Velhasıl, Odunpazarı'nda hayat var...
Uluslararası terör yapısı olan İsrail'in son katliamını bütün okurlarımla birlikte, lanetliyorum...
P. K. 205, Ulucami, Bursa - http://cevatakkanat.blogcu.com


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



