Ben kendisini tanımam. Hatta sitesini de bilmezdim. Bir arkadaşım yazıların bu sitede ara ara kullanılıyor deyince dikkatimi çekti. Siteyi bu şekilde tanımış oldum. Hükümetin bazı olumsuz icraatlarını eleştirdiğim yazılar bu sitede yayınlanmış. Muhalif duruşu olan bir site olduğu için benim yazılarımdaki hükümet eleştirilerini değerlendirmiş. Buraya kadar olan kısmı normaldir. Bu site Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Milli Görüş camiası hakkındaki olumlu açıklamalarını kendi köşeme almamdan ve hizmet faaliyetlerini takdir etmem nedeniyle benim yazılarıma yer vermedi. O yazımda özetle Hocaefendi, Milli Görüş camiasına sevgilerini söylüyor geçmişteki bir takım yanlış anlamalardan üzgün olduğunu söylüyordu. Bu yapıcı kardeşlik üslubunu önemsedim ve destekledim. Site daha sonra yazılarımı görmezden geldi. Önemli değil. Benim için İslam'a hizmet eden her kurum ve kuruluş değerlidir.
Bu site en özel bilgilere ulaşıyor. Benim anlamadığım Oda'tvnin gizli bilgi ve belgelere nasıl ulaştığıdır. Bu bilgi ve belgeler özel olarak bu siteye mi gönderiliyordu. Bir nevi istihbarat sitesi gibiydi.
Hemen şunu belirtmekte fayda var. Bir gazeteci eğer gazetecilik yapıyorsa görüşleri nedeniyle içeri alınamaz. Farklı ses ve yorumlar susturulamaz. Hele bir Müslüman adaletsiz davranamaz. Düşman bile olsa adil olmak zorundadır. Buraya kadar olması gerekeni yazdım. Ama eğer site Ergenokon terör örgütü ile ilgiliyse ya da Balyoz Darbe Planı ile ilgili ise yapılan aramalar normaldir. Demokrasiye karşı kimsenin suç işleme özgürlüğü olamaz.
Kartelci medyanın iki yüzlülüğü...
Tuncay Özkan ve Soner Yalçın'dan hazzetmeyen, hatta çekinen bir dizi gazeteci ve yazar vardı. Bu iki ismin kendilerini zora soktuğunu belirtiyorlardı. Onların gazetecilik anlayışları ile örtüşmediklerin belirtiyorlardı. Ama şimdi sözde savunuyorlar. Ama eminim ki içten içe bir memnuniyet yaşıyorlar. Herkesin keşke içi dışı bir olsa. Bir taraftan savunur gözükeceksin bir yandan gizli bir memnuniyet yaşayacaksın. Bu iki yüzlülüktür.
Orhan Çeker Hoca ve taciz meselesi....
Kontv televizyonunda fıkıh sorularına cevap veren Prof.Dr. Orhan Çeker geçen hafta medya lincine uğradı. Özetle Hoca şunu söylemişti. "Bir kadın tacize uğrarsa bir durup düşünmesi lazım. Eğer kılık ve kıyafeti tranparansa, hal ve hareketleri tahrik ediciyse tacize uğrayabilir. Bu konuda hal ve hareketlerimiz ve kıyafetlerimiz İslam'a uygun olmalı. Taciz eden kişi her bakımdan suçludur.
Taciz eden her türlü cezayı almalıdır. Ama burada kadınında rolü var mı düşünülmelidir" dedi. Bu cümle yanlış mı? Batıda ve ABD'de kadınların kılık ve kıyafetleri, bulundukları yer ve zaman tacizde etkilidir diyor. Batı mahkemeleri taciz ve tecavüz davalarında bu konuları dikkate alıyor. E o zaman biz neden dikkate almayalım. Hocamın söyledikleri doğrudur ancak belki usul ve üslup yanlış anlaşılmaya neden olmuştur.
Özkök de özeleştiri yapabilir...
Hürriyet Gazetesi'nin önceki Genel Yayın Yönetmeni ve şimdiki yazarı Ertuğrul Özkök'ün İslami duyarlılığı yüksek kurum ve kişilerle dialog kurması Yeni Şafak Gazetesi yazarı Sayın Salih Tuna'yı rahatsız etmiş. Ve Özkök'ün geçmişteki kirli çamaşırlarına vurgu yapmış. Tuna'nın o görüşlerine ben de katılıyorum. Ancak bir fark var.
Ben Özkök'ün yeni çabalarını destekliyorum. Ne kadar yanlış yaparsa yapsın biz insanlara şefkat ve merhametle bakmalıyız. Benim dinim bunu öngörüyor. Öyle olmasaydı Peygamberimizin Amcası Hazreti Hamza'yı öldüren sahabeden Hazreti Vahşi'yi huzuruna kabul etmezdi. O nedenle Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)'in şu Hadisi ile konuyu noktalayalım. "Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız"


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




