milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • VÜCUDA ŞİFA KAYNAĞI(ÇEMENOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Öç almak değil, adaleti tesis etmektir mesele

22 MART 2011
SAL 02:25

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

İlkeli ve ilkeleri çerçevesinde tutarlı bir insandan beklenen, her şartta ve durumda, söz konusu kim olursa olsun objektif ve insaflı bir eylem ve söylem bütünlüğü içinde yer almasıdır. "Özüyle sözü bir" olmak, erdemli olmanın ve dolayısıyla da insan olmanın önsözü gibidir. Kaypak, güvenilmez, nabza göre şerbet veren, çıkar veya kin uğruna doğruyla yanlışı hercü merc eden olmak kolaydır. İlkeli, dürüst ve tutarlı insan olmak ise zor iştir ama.

Yüzlerce yıllık bir çınar gibi mağrur olabilmek, insaflı, vicdanlı olmayı ve doğrunun peşinden gitmeyi gerektirir. İlkel bir kindarlık veya ucuz bir çıkarcılıkla, güce ve imkana sırnaşmayla, ne inancında samimi olabilir insan, ne de eyleminde.

Bir konuyla ilgili "gereğinin yapılmasını" dilemekle, gerçeğin ne olduğuna bile bakmaksızın "kendi isteğinin yapılması" arasındaki fark dağlar kadardır ve hakkın peşinde olan insan için evla olan da ilkidir tabii ki. Olaylara, kişilere ve dolayısıyla da sorunlara akıl, mantık, insaf, vicdan ve hakkaniyet çerçevesinden bakmayı bir kere bırakmak, nasıl ki haram lokma boğazdan bir kez geçti mi o andan sonra muhatabına "helal" gibi geliyorsa, kişiye her yaptığında haklı ve doğru olduğu kanaatini de verecektir.

Aslına bakılırsa, meseleleri ilkel bir "rövanşist" tavra bağlamak ve buna uygun şekilde çözüme kavuşturmayı denemek, bir bakıma güçten düşüldüğünde bir mağduriyet tablosuna maruz kalmaya yol açacaktır. Bu, çok koyu bir kısır döngüdür. İlkelliğin had safhası olan töre cinayetleri gibi fırsatı eline geçirenin diğerine zulmettiği veya süründürdüğü bir "öç alma" hukukunu devreye sokacaktır maazallah.

Son yıllarda şahit olunan ve siyasilerin de pek de sorumlu olmayan eylem ve söylemlerinden de çokça beslenen kamplaşma halet-i ruhiyesi, gerçeği herkesin kendi açısından ve kendi dünya görüşü bağlamında algılamasına ve kendinden olmayanlara da dayatmasına sebep oldu maalesef. İnsanların "bizden olanlar" ve "bizden olmayanlar" gibi tuhaf bir ayrışmaya ve neredeyse zoraki bir tarafını seçmeye itilmesi, bir tarafta yer alanların diğer taraftakilere yapılan her şeyi meşru kabul etmesine, öfkeyle körleşen gözlerin bakıp da görememesine sebebiyet  verdi.

Hele ki, "dün onlar vardı, bugün ise biz varız" noktasına gelinmesi, ne o taraftan ne de diğer taraftan olan insanları rahatsız ettiği kadar, hükmeden veya hükmolunanları da rahatsız ediyor artık. Eylemlerinde ve söylemlerinde hakkı tesis etmeyi ve tutarlı olmayı denemek yerine, güçlü ve mağrur olmayı seçmek, Hz. Peygamber'in (SAV) şahsında vücut bulan adil ve emin olmaya pek de uymuyor maalesef. Rövanşist bakış açısı insaflı ve vicdanlı hiç kimseyi tatmin etmeyecektir, etmiyor da.

İnsanoğlunun bazı sorumlulukları vardır, doğru ve dürüst olmak, hak bildiğini söylemek, düşüncelerini dile getirmek, mümkün mertebe herkese karşı adil ve hakkaniyetli olmak gibi. Başkalarına karşı, havaya atılan bir kılı bile ortadan ikiye bölecek kadar keskin olan kılıcınız, kendi safınızdakiler söz konusu olunca yerini peşin hükümle tatlı dile, güleryüze bırakıyorsa marazi bir durum var demektir.

Bir zamanlar mağdur ve mazlum olmanın faturasını başkalarına çıkarmak, ne o mağduriyeti ve mazlumluğun acısını azaltır, ne de güçlü olana karşı bir saygı uyandırır. Adil olabilmek, haktan, hukuktan, insaflı olmaktan vazgeçmemek, dikenli ve sarp bir patikada gitmektir aslında. Zordur ve zor olduğu için de insanların çoğu tercih etmez. Çoğunluğun kolaycılığı, tek başına da olsa erdemli olmaktan evla değildir tabii ki.

Bizler, mümkün mertebe yaklaşık 4 yıldır gündemde olan davaya bulaşmıyoruz. Ne suçlayan taraftayız, ne de savunan. Karmaşık bir durum söz konusu ve birtakım gazetelerin, televizyonların veya kadrolu yorumcuların sığ görüşlerinden öte bir şeyler olduğu hissi uyanıyor ister istemez. Ayrıca, adli bir süreç söz konusu ve olayın teferruatına vakıf olmadan doğruluğu veya yanlışlığı hakkında görüş belirtmek de anlamlı olmaz.

Ancak, her ne kadar ihtiyatlı ve objektif yaklaşılırsa yaklaşılsın, insanın vicdanında yaralar açan bazı hususlar da söz konusu oluyor. Sevelim veya sevmeyelim, dünya görüşümüz aynı olsun veya olmasın, eğer ki bir tek kişi bile hak etmediği bir muamele veya suçlamaya muhatapsa, bir Müslüman olarak vicdanlarımızın kanaması da normaldir. Mesela, ceza haline dönüşen tutukluluk süreleri, tutarsız deliller veya özel hayatın en mahrem anlarının bile bir şekilde söz konusu edilmesi. Bu şahıslar, eğer suçlularsa gazete haberleri ve televizyon programları vasıtasıyla değil de hüküm giyerek bulmalılar cezalarını veyahut tam tersi olmalı. Sonuçta, o insanların da birer aileleri var ve gerideki çoluk çocuklarını da hesaba katmak da normal olsa gerek. Özel yaşamın mahrem konuşmalarının bile bir suç aletine dönüşmesi ve gizli yürütülmesi gereken soruşturmanın bazı gazetelere, televizyonlara sızması da ilginçtir. Böylesi tasarruflar, toplumu bir korku tüneline sokar ve mesela gazetecilerin gazetecilik yapmalarını da kısıtlar.

Son olarak,  tutuklanan gazeteciler ile hararetlenen basın özgürlüğü ve adil yargılama tartışmaları, toplumun bir çok kesiminden gösterilen tepkiler vs derken, aslında bu meseleyi "rövanşist" bir çizgiye taşımadan, hak, adalet ve vicdan çerçevesinde çözüme kavuşturmanın da önemi anlaşılıyor iyice. Peşinen birisinin suçlu veya suçsuz olduğunu söylemek çok da anlamlı değil, ancak insanları bir korku halet-i ruhiyesine taşımak da doğru değil. Ayrıca, bu sürece bazı eleştiriler getirdikleri için muhafazakar bazı isimlere (popüler tabirle) "kendi mahallelerinden" gelen haddini aşan tepkiler de insafla bağdaşır gibi değil. "İslami hassasiyete sahipsen doğrudan şu saftasın" veya "Sıra bizde gibi" öç alma güdüsüyle yapılan yorumlar, akla Zola'nın tavrını getiriyor. Emile Zola'nın, suçlu olmadığı halde hüküm giyen Yahudi yüzbaşı Dreyfus'u savunan "İtham ediyorum" başlıklı yazısında olduğu gibi yeri geldiğinde kendisi gibi olmayanı da savunabilir insan. Bizim temel çizgimiz, güçten değil de daima haktan ve adaletten yana olmak olmalıdır. Suçlu veya suçsuz diye hüküm vermek elimizde değildir, ancak doğruluk ve adaletten yana bir tavır ve beklenti de şarttır.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 22.03.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: insaf, vicdan, peygamber,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Yüzde 7.6 zam nerede?
    2. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    3. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    4. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    5. Gitti eskisi, geldi yenisi
    6. Ne bu şiddet, bu celâl!
    7. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    8. Dış politikamızın şahidi Biden
    9. Çengelköy sırtlarında
    10. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kadın garson zorunluluğu
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek