Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'in ABD Başkanı Obama'ya hediye ettiği, "Latin Amerika'nın Kesik Damarları" adlı kitap okuyucunun bir anda gündemine yerleşti. 1975 yılında yazılmış olmasına rağmen, kitap ilk defa, en çok satanlar listesinde yer aldı.
Türk halkı Latin Amerika kıtasını çok fazla tanımıyor. Belli başlı birkaç ülkenin dışında, maalesef Latin Amerika hakkında hatırı sayılır bir "ön belleğimiz" yok. Oysa Latin Amerika ülkeleri ile Türkiye'nin çok fazla ortak yönü var. Darbeler, sıkıyönetimler, idamlar, futbol, emperyalizm, iç savaş, uyuşturucu, rüşvet, IMF ve daha bir çok benzerlik. Halk arasında ise Latin Amerika denilince, bütün bu benzerliklerden sadece futbol akla geliyor. Bunun nedenini düşünmek lazım ?
Futbolu bir kenara bıraktığımız zaman ise Latin Amerika'yı dünya gündemine taşıyan İki fenomenden bahsedebiliriz. Bunlardan biri Che Guevara, diğeri de Fidel Castro'dur. Fakat bu iki isim de Latin Amerika'nın efsanevi liderleri Simon Bolivar ve Jose Artigas gibi unutulmaya yüz tuttular. Aslında unutturulmak istendiler tıpkı Maya, Aztek ve İnka uygarlıkları gibi. Kapitalizmin güneşi balçıkla sıvama taktiği bir işe yaramayınca. Başta Che olmak üzere, Latin Amerika'nın efsane isimleri ticari ve görsel bir meta haline getirilerek, içi boş bir popüler kültür halini aldılar.
Tüm dünyada yaşanan apolitikleşmenin vardığı son noktayı Türkiye'de yapılan bir anket özetledi aslında. Liseli gençler İstiklal Marşını kimin yazdığından habersiz bir şekilde, her gün ekranlardan pompalanan hacimsiz ikonların adlarını sayıklayıverdiler. Elbetteki böyle bir gençliğin yakın tarihe damgasını vuran liderleri tanımaması çok normal.
İşte tam bu noktada ortaya çıkan Chavez, yaptığı icraatlarla tüm dünyanın gündemine oturmayı başardı. Önce toprak reformuyla, topraksız köylülere toprak dağıttı, ardından petrol rezervlerini kamulaştırıldı. ABD ve İsrail'e amiyane tabirle posta koydu Ezilen halkların yanında yer aldı. İcraatlarıyla görsel ve işitsel medyanın en çok yer verdiği isim haline geldi. Böylelikle gözler yeniden Latin Amerika'ya çevrildi. Chavez'i ve Latin Amerika'yı konu alan yüzlerce kitap yayınlandı, yayınlanmaya da devam ediyor.
Fakat Chavez'in Obama'ya hediye ettiği kitap, emperyalist sömürünün ne şekilde işlediğini ve üçüncü dünya ülkelerini nasıl sömürdüğünü anlatıyor. Hem de tarihi istatistiklere dayanarak. Aslında bu kitabı Obama'nın değil emperyalistler tarafından sömürülen ülkelerin okuması gerekiyor, en başta da Türkiye'nin.
Emperyalizmin sömürüsünü sürdürmek için başvurduğu birçok yol var. Bu yolları Latin Amerika'da tüm çıplaklığıyla görebiliriz. Önce o ülkelerde, işbirlikçiler bulunur. Ülkenin ekonomisi ele geçirilir. Bunlar çoğu zaman askeri diktatörlükler ve sivil bürokratlardır. Ve ardından kutsallara saldırı başlar. En fazla Hıristiyan nüfusun yaşadığı ve Vatikan'dan daha fazla katolik olan Latin Amerika ülkeleri bugün, uyuşturucu ve fuhuşun pençesine düşmüş durumdadır. Aile kavramı yok olmuştur. Ahlâk ise kazanılan parayla ters orantılıdır.
Kutsal olan her şeyin bir karşılığı vardır. Çünkü kapitalist dünyada cebindeki para kadar insansındır.
2007 yılında gösterime giren "Sınırın Ötesi" filmini seyretmenizi öneririm. Meksika ve Amerikan hükümetlerinin daha fazla para kazanmak için, kadın işçilerin tecavüz edilerek katledilmesine nasıl seyirci kaldıklarını daha iyi anlarsınız.
Günlüğü 5 dolara evlerinden kilometrelerce uzak fabrikalarda çalışmak zorunda kalan, yerli kadınların tecavüz edilerek öldürülmesine sessiz kalan yetkililerin tek bir derdi vardır o da paradır. Öldürülen insanlar kimsenin umurunda değildir, nasıl olsa açlık ve sefaletten dolayı çalışmak isteyen binlerce işsiz insan vardır. Kimse hakkını arayamaz, çünkü adaletin terazisi her zaman zenginlerin tarafına doğru ağır basmaktadır. Gerçek hikayelerden yola çıkılarak sinemaya uyarlanan film Latin Amerika'nın bir başka gerçeğine ışık tutuyor.
Bu konuda çok şey yazılabilir. Ama her şeyden önemlisi okunacak çok kitabın olduğu. Eğer bugüne kadar Latin Amerika ile ilgili herhangi okuma yapmadıysanız. Eduardo Galeano'nun, bu çalışmasını okuyarak güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. Uruguaylı olan Galeano'nun Latin Amerika özelinde çok sayıda kitabı bulunuyor.
Kimbilir Obama'da bu kitap sayesinde belki bir başlangıç yapar. Ata toprağı olan "Kara Kıta'nın bugün içinde bulunduğu acınası halin, nedenlerini sorgulamaya başlar. Emperyalist sömürünün ne olduğunu ve kimlerin değirmenine su taşıdığını anlar. Olur mu olur.
Chavez'in Obama'ya hediye ettiği kitabı inşallah, Türkiye'yi yöneten ve yönetmeye aday olanlar da okur. Aralarında emperyalizmin üçüncü dünya ülkelerini nasıl sömürdüğünü, bilmeyenler varsa öğrenir. IMF'ye rest çeken Brezilya'nın, IMF'ye kredi açar duruma nasıl geldiğini sorup öğrendikleri gibi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




