Yaklaşık onbeş yıldır sahne programları vesilesi ile gidip geldiğim Nurnberg'de bu sene de Almanların Weihnach tatili dedikleri yılbaşı eğlencelerinin yapıldığı izin günlerinde bizim de oradaki çocuklarımızı o günün şerrinden korumak üzere yapılan alternatif programa katılmak üzere bulunduk. Salon bulmada güçlük çekilen böyle zamanlarda bir köy uzaklığındaki yerde yapılan etkinliğe insanların zor gelebeileceğini tahminimin aksine daha erken saatlerde başlayan katılım gecenin geç saatlerinde biten programımıza rağmen zor ayrılmaları bu denli buluşmalara da hasretin göstergesi idi. Bizim değerlerimize ait hoşça vakit geçirtici, eğlendirirken müsbet mesajlar veren içeriklerle dolu dolu geçen ve her yaş grubuna hitap eden tarzda yapılan çocuk ve aile şenliği ne yzık ki günümüz insanının renkli tv programlarının cazibeli yayınları nedeniyle ne zamandır bir arada aynı ortamın atmosferini paylaşarak yaşamaya hasret kalmış aile bireyleri için bir neşe ve mutluluk vesilesi oldu. Bir yılın muhasebesinin yapılacağı böylesi yıldönümlerinde aksine, ne yazık ki kitlelerin afyonlandığı çılgın müzik, dans, kumarın iğva ettiği beyinlerin muhakeme ve muhasebe melekelerinin iptal edildiği zamanlar olmakta günümüzde...
Biz o akşamın bereketine vesiel olan başta Kuzey Bavyera İslam Toplumu başkanı Bilal Demiroğlu dostumuz olmak üzere tüm emeği geçen kardeşlerimize,gönül dostumuz Murad İbrahim'e ve yeni kurulan ve çoğu üyesinin geceye maddi himayede bulunan Nürnberg Müsiad'a buradan bir kez daha oradaki genç kuşağa sahip çıkmaları adına şükranlarımı sunmak isterim.
Mazlumun ahı
Bir kaç gündür haberleri takip edemiyordum ama geçen gün gazete başlıklarına bakınca 'aman Allah'ım' dedim. Ömrüme bereket ver de daha neler göreceğiz, dünya gözüyle. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir genelkurmay başkanı tutuklanıyordu.İlker Başbuğ. Kendisini bu millet yaptığı meşhur basın açıklamasıyla hatırlar. Hani darbe teşebbüsüyle ilgili askeri mühimmat ve belgeler için boru ve kağıt parçası açıklaması yapmıştı. Şimdi de sivil mahkemece ilk yapılan 7 saatlik sorgulamadan sonra tutuklanmış. Sırada ise 12 Eylül gece baskının başfaili, bendenizi ve yaşıtlarımdan onbinlercesini ilgilendiren ve halen hayatta Kenan Evren varmış. Bir varmış bir yokmuş. Dememişler boşuna 'alma mazlumun ahını' diye...
Uludere provokasyonu
Gündemin yeryüzünde bu kadar hızla değiştiği başka ülke var mıdır acaba diye doğrusu merak etmiyor değilim? Mevcut olaylarla ilgili tam bir konunun üzerinde yoğunlaşıp kafa patlatıp halli yoluna gidilecekken bir başka konu devreye girip sizin enerjinizi boşa çıkarmakta! Hani bir öğretmene sınıfta bir çocuk bir sual yöneltir de hoca onu hakkıyla cevaplayıp tüm sınıfça konu anlaşılacakken tam o sirada bir aklıevvel araya girip başka bir soru sorar da kafalar karıştırı ya bunun gibi bir şey!.. Son zamanlarda ülke gündeminin birinci sırasındaki madde olan özellikle kangren haline gelen kürt meselesine barışçıl çözümler aranırken terörden beslenen odaklarca habire sabote edilen ortama bir yenisi de Hakkari'nin Uludere bölgesindeki 35 kişinin katliamı eklendi. Ortalık,kenarlık ve de her yer yine karıştı. Herkes bir türlü yorum yaparken bana en makul geleni ise İbrahim Karagül'ün yazı başlığı idi:
"İsrail Heronları O Gün Orada mıydı?"
Sanat Köşemiz
Tiyatro: Kurtlar neden ot yemez
Geçen akşam şehir tiyatroları oyunlarından 'İntihar'ın Genel Provası' finalindeki aktörün son cümlesi yine oyun içinde geçen bir replikteki ifade olan 'kurtlar neden ot yemez' cümlesi idi. Kurtların ot yemekle meşgul olmasına gerek yoktu. Otları koyunlar yiyip besili olacaklar ki kurtlar da hazır beslenmiş koyunları yiyerek düzenlerine devam etsinler.
Sinema: Fetih 1453... Nihayet beklediğimiz nitelikte İstanbul Fethini anlatan bir film bu Mart ayında vizyona giriyor. Bugünlerde tanıtım fragmanları ekranlarda gösterileninin maliyeti 600 bin dolar.Gerisini izerken takdir edeceğiz.
Labirent: Yönetmen Tolga örnek olunca temkinli yaklaşmak zorunda kaldım. Daha önceki eseri Çanakkale filminde bizim dünyamıza uzak bir yaklaşımla çektiği gibi Labirent filminde de teröristleri müslümanlardan seçip kurtarıcıları da Türk istihbaratından yaparak adeta yabancı misyon odaklarının medeniyetler çatışmasına destek verici görevini ifa etme gafletinde bulunmakta...
Geçmiş olsun
Bu seferde dış odaklı işbirlikçilerle ülkemizdeki huzuru kaçıran odaklar şimdi de dışardaki gurbetçi kardeşlerimize musallat olmaya başladılar.Paris'te yıllarca insanımıza ve kültürümüze hizmet eden Mevlana kitabevi sahibi değerli dostumuz Aziz Kaya'nin dükkanına Uludere olayını bahane ederek saldırmış ve zarara uğratmışlar. Kaçarak canlarını kurtaran kardeşlerimize geçmiş oldun der,bu tür olayların nihayetini dileriz...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



