'Aile, kralların bile giremediği bir kaledir' denir. Doğrudur ailenin, toplum ve devlet için ne denli önemli olduğunu ispat eder niteliktedir bu söz. İdeal bir ailenin kurulduğu gün, oraya krallar bile giremeyecektir. Allah'ın kulları, Allah'ın istediği ölçülerde bir hayat kuracaklardır kendilerine. Ancak bununla birlikte göz ününde bulundurulması gereken en önemli husus şudur; Şeytan, o kralların bile giremediği aile içinde her an cirit atmak isteyecektir, kendisine rahat bir çalışma ortamı oluşturmaya çalışacaktır. Önce bizzat eşlerin kendileriyle sonrasında ise ailenin diğer fertleriyle özel olarak uğraşacak, onları hataya, isyana ve kötülüğe teşvik edecektir. Şeytanın diğer tüm araçlarıyla (televizyon, internet vs) ailelerimize saldırısını boşa çıkarmanın ilk adımı bellidir; Titizlik!
Çünkü titizlik, her şeyden önce 'ahlakın ta kendisidir.' Evlilik öncesinde, evlilik sırasında ve sonrasında uygulamakla huzur bulacağımız titizlik kuralları, mutlu bir yuvaya kavuşacağımız temel ilkeler vardır. Bu ilkeler doğrudan Allah'ın emirlerini ve sınırlarını öğrenmek, anlamak ve uygulamakla kaimdir. Ama elbette ilk adım, 'öğrenmek'le atılacaktır. Kulaktan dolma bilgilerle değil, doğrudan Kur'an ve Sünnet merkezinde bir anlayışla ancak.
Bugün tüm dünyada aile mefhumu, taşıdığı büyük ehemmiyetle doğru orantılı olarak büyük tehlikelerle karşı karşıya... Her yerden ona yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Sinema sektöründen tutun da eğitim sistemine değin, hemen bütün mecralarda ona yönelik evrensel sloganlarla baskı kuruluyor. İçten içe yıkılmaya, gereksizleştirilmeye çalışılıyor. Nikâhsız birliktelikler teşvik ediliyor, boşanmalar 'özgür birey' kisvesi adı altında tercihe layık gösteriliyor. Aile kavramı bir parçalanışın eşiğinde duruyor ne yazık ki. Tam bu merkezde uzun yıllardır ısrarla bir iman ve İslam müdafi olarak Nureddin Yıldız Hocaefendi şu soruyu soruyor: "Aile mefhumunun kapitalist toplumlardaki parçalanışının bir yorumu olabilir de İslam toplumunun ailesiz kalacak bir sürece girmesini nasıl yorumlayacağız?"
İslam toplumunun ilk nüvesini teşkil eden 'ideal aile' ve onun kurulması ve sağlıklı olarak ayakta kalabilmesi için Nureddin Yıldız'ın bilgilenme merkezinde bir toplu bir önerisi var; "Kadın ve Erkek İlişkileri Üzerine Mahrem Cevaplar"
Mahrem Cevaplar, Nureddin Yıldız'ın bu yıl içinde yayınlanan son kitabı. Kitap, biri kadın-erkek ilişkileri üzerine sorulan sorular, diğeri de 'sorulması gereken sorular' olmak üzere iki bölümden oluşuyor.
Kitap, belli bir dönem içinde doğrudan Nureddin Yıldız'a sorulan; Evlilik öncesi tanışma ve konuşma, Eş seçimi ve nişanlılık dönemi, İstihare, Nişanlılıkta sınırlar, Düğün ve düğün salonu tercihleri, Birlikte yaşamak, ayrı eve çıkmak, Tesettürün ölçüsü, Makyaj ve pantolon meselesi, Yatak odası sınırları ve oral ilişki, kürtaj ve tüp bebek meselesi gibi onlarca farklı konuda sorulan sorulara verilen ayrıntılı cevapları ihtiva ediyor.
Sorulan soruların ciddi bir kısmı kadim fıkıh kitaplarının yazıldığı dönemlerde ortaya çıkmamış olan güncel sorunlardan oluşuyor. Nureddin Yıldız, doğrudan kendi yorumlarını okuyucuya aktarmaya yaslanmadan Kur'an ve Sünnet merkezinde çağımızın bu güncel problemlerine ışık tutmaya gayret ediyor.
Sağlıklı evliliklerin kurulması ve cennet meyvesi çocuklarımızın aile içerisinde oluşturulacak bir İslam ikliminde yetişen davanın yeni ışkınları olması için Mahrem Cevaplar, hem evlilik arifesinde olan kadın-erkek tüm gençlerin hem de evliliğini sürdüren Müslüman kardeşlerin muhakkak okumaları, görmeleri gereken bir eser.
Ümidimiz odur ki, yeryüzünde Müslümanlara ait her ev Nebi'nin evi gibi olsun. Yetişen çocukların tamamı, Hasan ve Hüseyin efendiler gibi olsun.
Son olarak söylemek gerekir ki, 'İnsan, insanın kurdudur' diyen batılıların büyük yanılgısı tek bir örnekle bile çürümeye mahkûm. Zira onlar için böyleyse de bizim için aslında öyle değildir. Zira bizim için, 'İnsan, insanının umududur.'
Örnek isteyenlere verelim; Nureddin Yıldız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



