Geçtiğimiz pazartesi akşamı Millî Gazete'nin düzenlediği yemekli toplantıda Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'u bir kez daha dinleme fırsatı bulduk. İl Başkanı Sayın Erol Erdoğan'ın da katıldığı toplantıda gazetemizin yazarları da görüş ve eleştirilerini ifade etme imkânı buldular.
Numan Bey yemek sonrası kısa ve öz konuşarak çok net bir tablo çizdi. İlk başta şunu söylemeliyim ki, Numan Kurtulmuş alışıldık ve klişe siyasi parti liderlerinin çok üstünde duruşa sahip. Yarım ağız konuşmuyor. Günlük kısır politik söylemden medet ummayan, ulusal meselelere evrensel ölçekte yaklaşımıyla güven veren bir portre çiziyor. En önemlisi, Milli Görüş'ü slogan olmaktan çıkarıp millilik ruhuyla meşgul olduğunu hissettiriyor. Parmağa değil, parmağın işaret ettiği noktaya dikkatleri çekmek istiyor. Öncü lider Prof. Dr. Necmettin Erbakan'dan sonra ilk kez siyaseti asli anlamıyla algılayıp, toplumu güdülen ya da güden değil, ayağına gidilen ve özüne güdülenen bilinçli bir topluluk görebilme feraset ve basiretini gösteriyor. Bu gerçekten heyecan verici...
Numan Kurtulmuş'u dinlerken diğer siyasi liderlerde olmayan ya da eksik olan şeyin de farkına varıyorsunuz. Mesela siyasi dil ve üslup, muhalefet anlayışı hesapçı değil, 'önce ahlâk ve maneviyat' ilkesine göre şekillenmiş. Bu yüzden ne dediğini çok iyi biliyor. Elindeki kâğıdı okuyan, kitlelerin nabzına şerbet hazırlayan değil, düşünerek konuşan bir lider olduğunu kavramları yerli yerince kullanarak ortaya koyuyor. Sesi, sözünün önüne geçmiyor; sorumluluk bilinciyle ve dikkatli konuşuyor. Benzerlerine çokça rastlanan, ısmarlama kelime ve kavramlara sahip liderler gibi muhafazakârlık ve mukaddesatçılık gibi kelimelerden medet ummuyor. Çokça siyasi dolaşıma sahip bu sözcüklere hiçbir zaman tenezzül etmeyeceğini de açıkça gösteriyor.
Toplantıda yaptığım kısa konuşmada da söylediğim gibi Numan Kurtulmuş liderliğindeki Saadet Partisi'nin muhalefet anlayışı mevcut iktidar partisine göre konuşlanıp biçimlenmiş bir kısır muhalefet anlayışı değildir, olmamalıdır da.
Saadet Partisi, dünya ve Türkiye ölçeğinde iktidar olma heves ya da ihtirası taşıyan yanlışlıkların ve yanlışların muhalifidir. Halkı sürü yerine koyanların, halka tepeden bakanların, halk iradesine karşı duranların, insansızlığı, insafsızlığı, haksızlığı ve adaletsizliği olağanlaştırarak organize bir zulüm sistemine dönüştürenlerin karşısındadır. Asıl olan insanların değil, insanlığın iktidar olmasıdır. Sayın Kurtulmuş'un özellikle iktidar ve muhalefet anlayışına dair söylediklerimin altını çizmesi benim için oldukça güzel bir buluşma noktasıydı.
Sayın Kurtulmuş'u dinledikten sonra iki önemli şeyin daha bir ivedilik kazandığı kanaatine vardım. Birincisi zihinsel seviyesi yüksek bir siyasi hareketin popülizme kaymadan söylemini halkın idrakine ulaştırması; ikincisi ise Saadet Partisi'nin il, ilçe, mahalle ve belde teşkilatlarının hızla partinin sahip olduğu zihinsel seviyeye irtifa etmesi. Alışıldık teşkilatlanma mantığına takılıp kalmadan, özellikle partinin felsefesini uygun bir metot ve çizgi takip edilmesi şarttır. Teşkilatların konuşmacı olarak davet edeceği kişilerin bu çerçeveye uygun yetkin kişiler olması tartışılmaz bir gerekliliktir. Ne yazık ki her teşkilatın aynı derecede titiz davranmadığı görülmektedir. Milli Gazete ile teşkilat arasındaki olması gereken bağ ise istenilenin çok gerisindedir. Teşkilat başkanlarının okumama diye bir lüksleri asla olamaz. Okumayan ve düşünmeyen insanların Saadet Partisi'nin medeniyet merkezli dünya tasavvuruna katkı sağlayabilmeleri mümkün değildir. Mehmet Akif'ten Necip Fazıl'a, Sezai Karakoç'tan Nurettin Topçu'ya, ayağı toprağa, Anadolu'ya, bu coğrafyanın evrenselle yoğrulmuş yerli değerlerine bağlı Numan Kurtulmuş liderliğindeki Saadet Partisi ülke için gerçekten bir şanstır.
11 Temmuz Pazar günü yapılacak kongrenin "Kongreden İktidara Yürüyüş" olarak isimlendirilmesini Türkiye ve Türk insanına duyulan sevgi ve bağlılığın tezahürü olarak okumak gerekiyor. Zira Türkiye ve dünya üzerinde iddiası olmak demek aynı zamanda bunu başaracağına inanmak demektir. İktidar kelimesini bu kelimenin altında ezilerek değil inanç ve kararlıkla yüksek sesle dile getirmek Saadet Partisi'ne yakışıyor. Sayın Numan Kurtulmuş'taki muktedir kişilik bu ümit ve inancımızı her gün birazcık daha artırıyor. Diliyorum 11 Temmuz'daki Saadet Partisi kongresi hayırlara vesile olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



