Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Başkanı Amano, "İran'ın nükleer silah sahibi olmaya yönelik birçok deney yaptığı ve bazılarında başarıya ulaştığı yolunda güvenilir kaynaklardan bilgi elde ettiklerini" bildirmiş. Bilindiği üzere iddialara dayanak teşkil eden rapor basına sızmıştı.
Raporu her zaman olduğu gibi güvenilir kaynaklar hazırlamış.
Adı üstünde kime güvenebilecekse o sunacak istihbaratı.
Sana bana soracak değil ya...
Rusya Dışişleri Bakanlığı "UAEK raporu gerginliği besliyor" demiş. Raporun basına sızdırılmasına tepki gösteren Rusya, "UAEK'in, belgelerinin gizliliğini sağlama kapasitesini sorguladıkları" söylemiş.
Gizliliği sağlama kapasitesi mi?
Neyi gizleyememişler?
Rapor değil mi bu?
Açıklanmayacak mıydı ki zaten?
Raporun kendisi ya da hazırlanırken dayandığı istihbarat kaynakları mı yoksa sızdırılması mı rahatsız etmiş Rusya'yı?
Hani sadece biz bilecektik sitemi mi bu, nedir?
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Gennady Gatilov, İran aleyhine yeni yaptırımlara destek vermeyeceklerini açıklamış. Bilenlere garip gelmiyor eminim...
Şu uluslararası ilişkileri anlayamadan göçüp gideceğiz fani dünyadan...
Çin ise İran'dan, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) ile ilişkilerinde esnek ve samimi olmasını istemiş. Çin dışişleri, İran'ın nükleer sorununun "diyalog ve işbirliği" yoluyla çözülmesi yönündeki görüşünü tekrar etmiş.
Diyalog güzel şey...
Yabancı dil bilmek ya da bilen aracılar bulmak lazım yalnız.
Endişeleri başka nasıl giderebileceksin?
İşbirliği de öyle.
İşi bilmek lazım ki işbirliği yapabilesin.
İş tanımında ortaklaşacaksın ki birlikte hareket mümkün olsun.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Mark Toner, iddia ve suçlamaların pek ciddi olduğunu belirtmiş ve "endişeleri" gidermek için İran'ın UAEK ile "güvenilir ve şeffaf" diyaloğa geçmesi gerektiğini söylemiş.
Gördünüz mü, o da aynı şeyleri söylemiş...
Yukarıda ajanslardan aktardığımız beyanların satıraralarına dikkat ettiniz değil mi?
Endişe...
Gizlilik...
Güvenilirlik...
Şeffaflık...
Diyalog ve işbirliği...
Güvenilirsin ama endişelisin,
Gizlisin ama şeffaflık istiyorsun...
Suçluyorsun ve fakat işbirliği teklif ediyorsun...
Müthişsin be adamım!!!
Her zaman olduğu gibi tutarlı olmak gibi bir kaygın yok...
Endişe pazarlıyorsun...
Tedirgin ediyorsun...
Uykularını kaçırıyorsun demokrasi ve barış havarilerinin.
Sorunun ne biliyor musun adamım?
İnandırıcı değilsin...
Hoş böyle bir derdin de yok malum.
Obama yönetiminin müttefikleri ve ortaklarıyla İran'a daha fazla baskı yollarını değerlendireceğini belirten Toner, birçok ihtimal olduğunu ifade etmiş.
Biliyoruz ki tüm ihtimaller "kasa hesabı"na ayarlı...
Kasa hesabı ise biraz daha kana ve gözyaşına muhtaç!
Toner, UAEK raporunun ABD'nin zaten bildiği ve yıllardır söylediği unsurları göz önüne serdiğini de vurgulamış.
Nedir ABD'nin yıllardır bildiği ve söylediği?
Ya da nedir bu coğrafyada yapageldiği?
Bilmeyen kaldı mı ki?
AB ise: "UAEK'nın raporu endişeleri derinleştiriyor" deyivermiş.
AB Dışişlerinden Catherine Ashton, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun İran'ın nükleer programının içeriğiyle ilgili raporunun, uluslararası toplumun endişelerini derinleştirdiğini bildirmiş.
Vah uluslararası toplum vah!...
Bu tür durumlarda hemen ve acilen endişelenir öteden beri.
Bir de Yunan krizi... Beklenen İtalya krizi...
Uluslararası toplum endişelenmesin de ne yapsın.
Fransa, daha fazla yaptırım istemiş
İsteyecek tabii. Geri mi kalsın?
Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe, ülkesinin, nükleer enerji programı ile ilgili iş birliği yapmaması halinde İran'a yönelik daha fazla yaptırım uygulanmasını destekleyeceğini söylemiş. Juppe, Uluslararası Atom Enerji Ajansı tarafından yayımlanan rapordaki endişelere yanıt vermemesi halinde, uluslararası kamuoyunun, yeni yaptırımları gündeme getirerek, İran üzerindeki diplomatik baskıyı artırması gerektiğini söylemiş.
Cumhurbaşkanı Sarkozy, nükleer programıyla ilgili olarak İran'a askeri bir müdahale yapılmasını konuşmak için erken olduğunu ancak bu ülkeye yeni yaptırımlar uygulanmasının gündeme gelebileceğini ifade etmişti.
Demek şartlar olgunlaşmamış...
İran etrafında tüm bunlar olurken bakalım BM'e tam üyelik başvurusundan sonra Filistin cephesinde neler var?
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Filistin'in BM'ye tam üyeliği ile ilgili Güvenlik Konseyi oylamasında çekimser kalacaklarını söylemiş.
William Hague, Avrupa'daki ortaklarıyla yaptıkları istişareler neticesinde, Fransa ile birlikte Filistin Devleti ile ilgili oylamada çekimser kalmaya karar verdiklerini ifade etmiş. Hague, "Filistin Devleti'nin tanıma hakkımızı, barışa en iyi katkı yapacağı zaman kullanma hakkımızı saklı tutuyoruz." demiş.
İngiltere'nin "barışa en iyi katkı yapacağı zamanı" kollamakta ne kadar mahir olduğunu dünya alem bilir. En çok da Filistin toprakları... Hatırlayalım bilhassa 1917-1948 arası devrede nasıl da kollamıştı barış için uygun anı!... Öncülük ettiği barışın rüzgarı bölgede hâlâ esmeye devam ediyor...
Tekrar İran'a dönelim.
UAEK'nın tahminlerine göre, bazı veriler şöyle:
İran şimdiden yüzde 5 zenginleştirilmiş 4 bin 900, yüzde 20 zenginleştirilmiş en az 73 kilo uranyum üretmiş. Yüzde 5'ten az zenginleştirilmiş uranyum nükleer santrallerde yakıt olarak kullanılırken, yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyumdan araştırma reaktörlerinde faydalanılıyormuş. Yüzde 90 ve daha fazla zenginleştirilirse, atom silahı üretiminde kullanılabilirmiş.
Görüyorsunuz tehlike ne kadar yakın...
Efendim?
ABD'nin binlerce atomu mu?
İsrail'in nükleer silahları ve bugünlerde füzelerinden bir kısmına yerleştirdiği ileri sürülen nükleer başlıkları mı?
Ne kadar ön yargılısınız!
Sizi diyalog ve işbirliğine davet ediyor ve teessüflerimi arzediyorum!
Onlar dünya barışının güvercinleri!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



