Her kutsalın tüketim çılgınlığına alet edildiği günümüz küresel kapitalist sistemde zaten bir batı figürü olan Noel kutlamalarının arefesi ise bir ay öncesinden başlamakta.Muharref hristiyanlık inanışında İsa peygemberin 24 Aralık günü olan doğum gününde de Noel Baba eliyle hediye dağıtma geleneği de çığırından çıkmış tüketim iptilasına düçar olmuş durumda. Böylece yılsonu marketing festivaline dönmüş olan yılbaşı alışveriş çılgınlığı kapitalizmin arzu ettiği atmosferi yakalamış.Bizim de ülkemize bulaşan bu sosyal hastalık çeşitli firmaların reklamlarıyla beslediği görsel ve basılı medyada revaç bularak adeta yeryüzünde oluşturulan tektip bir kültür koduna bizi de eklemlemek istemekte.Aynı orkestraya dahil etmek istemekte. Geçenlerde ekranda peşpeşe gelen noel çağrışımlı reklamlar dikkatimi çekti de sermaye kökenlerine baktığımızda uluslararası finans kuruluşları olması anlamlıydı... Yani ülkemize giren yabancı sermaye hiç de masum gelmeyip aynı zamanda kültür ve inancını da birlikte getirmekte. Yıl içersinde de bakarsanız bizim dünyamıza uymayan kültür sanat etkinliklerine ponsor olan firmalara yine bu yabancı sermayeli şirketler her daim onlar olmakta. O halde bize düşen yabancı ellere karşı çıkarak 'No El' deyip,tüm beraberinde getirdiği kazurata da muhalif olarak yerli malı yurdun malı şarkımıza biz devam edelim, iyisi mi..
Hariciye politikamız
Biz sanatçıyız dışsiyasetten pek anlamayız, diyemem ben şahsen kendi adıma. Her bir sanatçı elbette kendi yurdundan,milletinden sorumlu olmalı. Benim de dış politikada şu misakı milli sınırları içersinde kalmayı hiç de içim atmamıştır, bir büyük ümmet mensubu olarak.Ta lise yıllarımda başlayan siyasi gençlik hareketlerinde bulunduğumuz yıllarda kulağımda kalan sloganlarımız "Zincirler Kırılsın Ayasofya Açılsın","Kahrolsun Bürokrasi","Tek Yol İslam" hayatımızın yol haritasını çizerken diğer yandan salonlarda ve mitinglerde nida ettiğimiz cihat şiirlerinin beslediği ruhumuz :
'Sen Eritre'desin çocuk, sen Moro'da!
Sen yıllarca zulmedilensin Türkistan'da Azerbaycan'da, Kırım'da
Kan denizinde boğulansın Ortadoğu'da
Çığlık içimde düğüm çığlık içimde yaş,
Yitik bir davadır gözümdeki yaş
Bekle çocuğum uzanıyor şimdi oralara eller,
Çok uzaklarda yetimler şimdi bizleri bekler!'
Mısraları adeta birer slogan gibi zihnimizde hala yankılanmakta.Yakın ve uzak diyarlardaki tesbih tanesi gibi savrulmuş ümmetin evlatlarına bir çare olamın derdini tasasını taşımakta.
Dünün siyasi teşkilatlarının gördüğü işlevi bugün sivil ve ticari kuruluşlar görerek gönül bağımız olan bu coğrafyadaki kardeşlerimizle Ramazan'da, Kurban'da bayramlarla başlayan maddi bağlantılarımız Afrika'dan Açe'ye, Türkistan'dan Somali'ye kadar uzanarak uzatılan eller daha sıkı tutularak ne kadar birbirimize ait olduğumuz ve birbirimizi özlediğimiz kıvamda özlenen gelecek kurulacak inşaallah.İnsanlığın saadetine engel mevcut dünya sisteminin korkulu rüyası olan ümmetin bir araya gelmesi önlenemeyecektir,Allah'ın izniyle. Önceki hafta Dünya Müslüman Gençler toplantısında biraraya gelerek siyasi,kültürel,ticari birlikteliklerle özlenen istikbal Allah'ın vadiyle gerçekleşecektir, kafirler,zalimler istemese de... (Tevbe Suresi-32)
Facebook kültürü
Hayata çevrimdışı kalmak bizim gibi hayatta misyon taşıyan kimseye elbette uymaz. Hz.Ali'nin 'evlatlarınızı gelecek zamanın şartlarına göre yetiştirin' uyarısı ışığında gerçekten dünyaya ulaşan bir tebliğ aracı olarak bir çeşit medya vasıtası Facebook ya da tweeter hiç de yabana atılacak gibi hafife alınmamalı. Meşhur bir benzetme ile keskin bıçak gibi olan bu unsurları kullanmak da iki türlü. Hani katilin elinde suç unsuru niteliğinde olan bıçak;ama bir cerrahın elinde hayat kurtaran bir unsur misali. Günümüzde hem kültürel hem ticari nitelikte kullanılan bu unsurlara kendimizi kaptırmadan bir tebliğ fonksiyonu yükleyerek değerlendirmek üstelik bizi belli bir vebalden de kurtarmış olacaktır diye düşünüyorum. Amerika'da her yeni doğan bir çocuk için açılan web sitesi artık yerini facebooka bırakırken adeta bir künye gibi taşınan kartvizit durumundaki bu aletleri hayra kullanmak 'emri bi-lmaruf ve nehyi ani-l münker' vazifemizde güzel bir vasıta olarak kullananlara ne mutlu... Bugünlerde en çok ziyaret ettiğim internet sitesi ise facebook/sonpeygamber.info. Mesela oradan son bir haber:
Geçtiğimiz aylarda "İngiltereli Ortaokul Öğrencilerinden Dünyayı Şaşırtan Peygamber Filmi" başlığıyla sizinle paylaştığımız kısa film, katıldığı yarışmada birincilik ödülüne layık görüldü!
Tony Blair İnanç Vakfı'nın düzenlediği kısa film yarışmasına (Faith Shorts) katılan 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi Amna Alsam, "Muhammad In Accrington... Inspiring Me" (Hz. Muhammed Accrington'da... İlham Kaynağım) adlı kısa filmiyle "Aksiyon" kategorisinde birinci seçildi.
Avrupa kitap fuarları
Viyana islam Federasyonu'nun bu sene ikincisini yapacağı Kitap fuarı ve birbirinden önemli etkinliklerinde nasipse biz de Pazartesi günü sahne alacağız. 24 Aralık Cumartesi başlayıp dokuz gün sürerek 1 ocak Pazar günü bitecek programa başta İslam Toplumu genel başkanı Kemal Ergun olmak üzere çeşitli sanatçı ve yazarlar iştirak edecek. Ebubekir Sifil, Kurtlar Vadisi senaristi yazar Ahmet Turgut, Mevlana yazarı Sinan yağmur, Senai Demirci, Serdar Tuncer, Ammar Acarlıoğlu orada olacak. Avusturya İslam Federasyonu'nun yıllardır dikkatimi çeken bir özelliği de kitap fuarlarına verdiği önemle bu faaliyetini gerek Viyana bölgesi ve gerekse batıdaki Dornbirn bölgesi olarak çok geniş kapsamlı tutarak ziyaretçilerin yoğun ilgisine maz har olması.Gurbette kendi kültürünü yaşamaktan mahrum olan insanımız geçici bir süre de olsa birarada aynı çatı altında toplu namazlar ve sohbetlerle ve yapılan etkinliklerle çoluk çocuk aynı heyecan ve düşünce atmosferini teneffüs etmekteler.
İlgilisine: www.buchmesse.ifwien.at


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



