Nil'in doğu yakası ile batı yakası arasındaki fark... Eliahu Ben Elissar...
Polonya doğumlu İsrailli diplomat ve politikacı. Menahem Begin'in en güvendiği isimlerin başında geliyordu. Yönettiği seçim kampanyasıyla 1977 yılında Likud Partisi'ne seçimi kazandıran ve Menahem Begin'i Başbakanlığa taşıyan adam oldu. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Begin'in altına imza attığı Camp David Antlaşması'nda da önemli rol oynadı. Belki de bu nedenle olsa gerek İsrail'in ilk Kahire Büyükelçisi oldu. Daha sonra 1981-1996 yılları arasında 15 yıl boyunca milletvekili olarak İsrail parlamentosu olan Knesset'te bulundu. Bu dönem içerisinde Knesset Başkanlığı da yaptı. Washington ve Paris Büyükelçiliği son görevleriydi. 12 Ağustos 2000'de Paris'te bir otel odasında ölü bulundu. Mezarı Kudüs'ün doğusunda bulunan Zeytin Dağı'ndadır. Zira Musevi metinlerine göre Yahudilerin kurtarıcısı Mesih'in Zeytin Dağı'ndan Kudüs'e geleceğine inanılır.
Eliahu Ben Elissar'ın hayatı; Polonya'da başlayan ve Paris'te bir otel odasında sırlarıyla birlikte son bulan bir hayat. Çok tanınmamasına rağmen İsrail için önemli bir isim. Onu sütunlarımıza taşımamızın nedeni ise Arz-ı Mev'ud üzerine bina edilen Siyonizmi çok daha iyi algılamamızı sağlayacak olan tarihi anekdot. Daha doğrusu ibretlik bir anekdot...
Bahsetmiştik; Eliahu Ben Elissar, ABD'nin de gazıyla imzalanan Camp David Antlaşması'ndan sonra İsrail'in Mısır'a gönderdiği ilk büyükelçi. Dönemin Mısır yönetimi iki ülke arasında esen o günkü sıcak rüzgarların eşliğinde İsrail'e Büyükelçilik binası olarak Kahire'nin en güzel yerinde gösterişli ve büyük bir yer tahsis etmek ister. Sözkonusu yer teşekkür beklenircesine, İsrail'in Kahire Büyükelçisi Elissar'a gösterilir. Gerçekten de yer güzel ve büyüktür. Ve diğer ülkelerin Büyükelçilik binalarının bulunduğu semttedir. Ama bir sorun vardır... İsrail'e Büyükelçilik diye tahsis edilmek istenen yer Nil'in doğusundadır. Nil'in doğu yakası Elissar'ın hiç hoşuna gitmez.
'Ha Nil'in doğusu, ha Nil'in batısı, ne var ki bunda' demeyin... İsrailli Büyükelçi; "Ülkelerin büyükelçilikleri o ülkenin sınırları dışında olmalıdır" diye itiraz etmiş ve Nil'in batısından yer istemiş. İvedilikle Nil'in batı yakısından İsrail elçiliği için yer bulunmuş.
İsrail bayrağındaki iki mavi çizginin Nil ile Fırat'ı temsil ettiğini; siyonizmin ilham kaynağı Arz-ı Mev'ud'un yani vaat edilmiş toprakların, yani Büyük İsrail'in Nil ile Fırat arasında kalan bölge olduğunu detaylıca hatırlatmamıza artık gerek yok sanırız. Adamlar, planlı, projeli ve detaylı düşünüyor... Nil'in doğu yakası ile batı yakası arasındaki fark cümle aleme ibretlik değil mi sizce de.
GBT, Meclis'e mi geliyor?..
Duyduk duymadık demeyin! Zira, duymadık demeniz baş ağrıtabilir. Dahası duymayanlar Meclis kapısında zor anlar yaşayabilir.
Biz sizin yerinize duyduk! Meclis'e girişleri disiplin altına almak ve düzene sokmak amacıyla TBMM İdare Amirliği bir çalışma başlatmış. Duyumlarımız o ki, çalışmalar birkaç alternatif sistem üzerinde yürütülüyormuş. Hatta, güvenlik ve sistem arayışında sona doğru yaklaşılmış. Alternatifler arasında en ilginci belki de en çok konuşulacak olanı ise Meclis'e ziyaretçi girişlerinde artık GBT sorgulamasının da yapılacak olması.
GBT sorgulamasının az çok ne olduğunu hepimiz biliriz. Hani trafikte araba sağa çekilir. Ehliyet ve kimlik istenir... TC kimlik numarası üzerinden şeceremize şöyle bi bakılır ya... İşte kaçışı mümkün olmayan bu Genel Bilgi Toplama (GBT) olayından bahsediyoruz. Biraz daha açalım konuyu: GBT, hakkında yakalama, tutuklama yahut yurt dışına çıkma yasağı kararı çıkartılmış olan veya hakkında böyle bir karar bulunmamakla birlikte askeri bir suçtan dolayı (yoklama , bakaya gibi) askerlik şubesine veya birliğine teslim olması gereken kimseler hakkında tutulan bir nevi fiştir.
Yani eğer yeni ziyaretçi giriş sisteminde GBT'li sistem devreye sokulacak olursa, Meclis ziyaretçileri epey bir terleyecek. Milletvekili ziyaretçileri bundan böyle iki kez düşünecek Meclis'in yolunu tutmak için. Çünkü Meclis kapısına varıp içeri girmek de olacak, Meclis kapısından geri dönememekte...
Yoksa deriler mi yüzülüyor!
Son günler de 'aldığımız nefes dışında her şey vergi' cinsinden çok haber okuduk.
7 liraya satılan 1 paket sigaranın 5,47 lirasını, 3,65 lira ödediğimiz 1 litre benzinin 2,44 lirasını, her 3 liralık cep telefonu faturasının da 1 lirasını vergiler oluşturuyor. 2010 yılı içinde toplanması öngörülen kurumlar vergisi tutarı 20 milyar 71 milyon lira olarak hesaplanıyor. Buna karşılık, devlet sadece akaryakıt ürünleri ve doğal gaz kullanımıyla vatandaştan 30 milyar 695 milyon lira Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) almayı planlıyor. Rakamlara girip de daha fazla boğulmayalım. Eski Roma'da eyalet valilerinden biri, Kayser Tiberius'dan vergilerin attırılmasını istemiş. Kayser Tiberius valinin isteğine tarihi bir cevap vermiş:
- İyi bir çoban, koyunlarının yününü kırkar ama derisini yüzmez...
Vatandaşın derisi mi yüzülüyor, yoksa yünler kırpılıp kış ayında cısçıplak mı bırakılıyor? Buna vatandaş karar versin... Bizim anladığımız şu ki; Kayser Tiberius ne olduruyormuş, ne de öldürüyormuş... Zannetmeyin ki, Kayser validen çok çok insaflı. O'nun için deriden çok kırkılacak yün önemli...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



