Ülkemizde aydınlar ve kendini aydın olarak nitelendirenler yıllarca tartışma konusu olmuştur.
Nihat Genç; ülkemizin “aykırı, bağımsız” bir yazarı olarak bilinmektedir. Yıllarca uğradığı sansüre karşı bugün milyonlarca gencin kalbinde yer etmiştir.
Nihat Genç son olarak Milliyet gazetesi yazarı Ece Temelkuran’a sert bir yanıt verdi.
Bildiğiniz üzere Ece Temelkuran 14 Temmuz 2006 tarihli Milliyet gazetesinde Filistinli direnişciler için; “Hangi tarafta olduğumuzu söylerken giderek daha mütereddit olduğumuz bir çağa adım attık. Olaylar giderek bize tarafımızı seçmemiz için daha çok baskı yaparken, vicdana, adalete, en büyük güç olarak insanlığa inananlar, üçüncü seçeneğin varlığından söz edenler olarak azaldıkça azaldık. ‘Afganistan’da Taliban’dan yana mısın?’ diye soruyorlar bize, ‘ABD işgaline karşı olduğuna göre’! Irak'ta ‘Saddam mı kalsaydı yani’ diyorlar, koalisyon güçlerinin ‘sonsuz özgürlük operasyonunu’ onaylamadığımızda. Kuzey Kore’deki diktatörü savunduğumuzu sanıyorlar Bush ve saz ekibinin politikalarına karşı çıktığımızda. Şimdi ‘kefiyesiz’ bir Filistin de bizden cevap bekliyor acilen: Yeşil bayrakların tarafında mısın, yoksa bir silah yığınağı haline getirilen İsrail’in mi? Dünya bizden giderek daha çok taraf olmamızı bekleyecek, gidilen yer orası. Peki, ‘Ben kefiyenin tarafındayım’ demek mümkün mü?” diye yazmıştı.
Ve Nihat Genç, bu mevcut yazıya www.8sutun.com aracılığı ile yanıt verdi. İşte bazı bölümleri;
Ece Temelkuran “İsrail’in öldürdüğü yeşil bayrak taşıyorsa, acımam” demeye getiriyor!
“Ece Temelkuran ruh hastası ideolojinin bir kurbanı olarak solculuğun düştüğü en kepaze yeri bize gösteriyor, şuraya bakar mısın: Bugün orada Müslümanlar İsrail bombalarıyla ölürken, hanımefendi ölüler içinde ayrım yapmaya çalışıyor. Bu ölenler Hamasmış, üzülelim mi? Üzülmesek bize ABD’ci mi derler gibi zırvalıklar… Hanımefendi kahvede kendine yakışıklı mı seçiyor? Yeşil gömlekli olur, kırmızılı olmaz.
Şabra-Şatilla’da katledilenler kotluydu!
Bu hanımefendi Şabra-Şatilla’yı görmüş olsaydı orda Maruni ve İsrail işbirliğiyle öldürülen genç kızların hemen hepsinin kot pantolonlu olduğunu bilirdi. Şimdi biz ölen insan örtülü, kot pantolonlu diye ayrım mı yapacağız? İnsanların şerefli ölmesi için Kübalı mı, Vietnamlı mı olması lazım?
İsrail’e karşı tek cümle yazamıyorlar!
İnsanlar ölürken Eskimo olmaları, Çinli olmaları ne zamandan beri sol ideolojinin konusunu oluşturuyor? Medyaya geçen ve kendine solcu, sosyalist diyen bu yazarlar neden İsrail’e karşı tek cümle edemiyorlar? Çünkü o zaman medyadaki kalemleri ellerinden alınır.
Hadlerini bildireceğiz!
Bugün orada tavuk olsun, güvercin olsun, Müslüman olsun, canlılar öldürülüyor. Bizler dünyanın neresinde olursa olsun, topraklarından sürülen, öldürülen insanların hem yanındayız, hem de ilelebet ölene kadar onların kardeşi olarak bulunduğumuz her yerde avazımız çıktığı kadar bağıracağız: Bu şeytan İsrail’e, onun işbirlikçisi medyaya ve kalemlerini kaybetmek korkusuyla onlara karşı ağzını açamayan bu kepazelere hadlerini bildireceğiz.
Şüphesiz herkes her türlü yazıyı yazabilir, ancak ahlaktan söz edemezler. Bugün orda kardeşlerimiz ölürken bu ihanetleri affetmeyeceğiz. Bir bir deftere yazıyoruz. Bunların ipliğini pazara çıkarmak, bunların rezil ahlaklarını Türkiye halkına anlatmak ve ifşa etmek bizim boynumuzun borcudur.
Dünyanın her yerinde İsrail ve ABD’nin karşısındayız!
Biz ABD’den çok onun köpekleri ve sözcülerine karşı her yerde savaş veriyoruz. Ne yazık ki yeryüzünü asil, yırtıcı, onurlu hayvanlar terk etti. Medyaya sadece köpekler ve tavuklar kaldı. Onlar da yemlenerek yaşarlar. Ahlakla hiçbir ilişkileri yoktur. İnsanların öldürülmeleri ve savaşlarla ilgili birkaç söz söylemek isteyenlerin önce asgari insan olması lazım.”
İşte bu ülkenin gerçek aydını… İşte başkalarının ağzı ile değil, bu toprağın ve bu toprağın değerleriyle konuşan aydın tipi… Sağol ve varol Nihat Genç!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



