Ülkemizin önde gelen iletişim uzmanlarından Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan, geçen hafta Milliyet'teki köşesinde Türkiye'de yatırım yapacak uluslar arası şirketlere yol gösteren Hintli danışman Kamini Banga'nın görüşlerine yer verdi.
Fatoş Hanım'ın aktardığına göre; Hintli danışman Banga "geleceğin 11 önemli ülkesini kapsayan N11" üzerinde çalışıyormuş. "N" İngilizce'de gelecek anlamına gelen "Next"in baş harfini simgeliyormuş. Hızlı büyümeleri, artan nüfusları, yükselen ekonomileri ve doğal kaynakları ile bu 11 ülke, pek çok yabancı şirketin ilgi odağı olmuş.
Dünyanın geleceğinde söz sahibi olması öngörülen bu 11 ülke şu isimlerden oluşuyor: "Türkiye, Mısır, İran, Endonezya, Vietnam, Güney Kore, Meksika, Nijerya, Pakistan, Filipinler ve Bangladeş."
Türkiye'nin gelecekte söz sahibi ülkeler arasında olması eminim hepinizin dikkatini çekmiştir. Benim bir şey daha dikkatimi çekti Next 11 ülkelerini incelerken; Dünyanın parlayan yıldızları arasında yer alan ve çok uluslu şirketlerin yatırım yapmak için sıraya girdiği ülkelerin yarısı aynı zamanda D-8 üyesi: İran, Mısır, Endonezya, Bangladeş, Nijerya ve Pakistan. Türkiye'yi de sayarsanız Next 11'in yarıdan fazlası, 15 Haziran 1997 yılında İstanbul'da kurulan küresel örgüt D-8'in üyesi durumunda...
Hatırlayalım, D-8 örgütü bundan 13 yıl önce hangi amaçlar için kurulmuştu: Halkı Müslüman olan bu önemli 8 ülke arasındaki ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi hedeflenmiş, aynı zamanda Birleşmiş Milletler benzeri bir uluslar arası örgütlenme ile küresel sorunların çözümüne katkı sunmak amaçlanmıştı.
Zaten ilkeleri de; Savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, sömürü değil adil düzen ve tahakküm değil insan hakları ve demokrasi olarak belirlenmişti.
D-8 örgütü, tarihinde ilk defa Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendi inisiyatifi ile projelendirdiği, kurulmasına öncülük ettiği ve alt yapısını oluşturarak kuruluşunu dünyaya ilan ettiği küresel bir yapılanmaydı.
Daha açık konuşalım; D-8 örgütü, Türkiye'nin dünyaya açık bir meydan okuması idi...
Sömürüye, adaletsizliğe, eşitsizliğe, baskı ve tahakküme karşı toplu isyanın ilk kıvılcımlarıydı...
D-8'in kuruluşuna destek veren, projelerine sahip çıkan ülkelerin ve liderlerinin daha sonra başına neler geldiği ayrı bir yazının konusu, ama 13 yıl önce kurulan bu küresel örgüt ne yazık ki, planlanan atılımı gerçekleştiremedi, kuruluşundaki amaçlarını hayata geçiremedi.
Hiçbir şey için geç değil, D-8 yeniden yapılandırılabilir, yeni bir vizyon ile yoluna devam ettirilebilirse, amaçlarına gecikmeli de olsa ulaşabilme imkanını hala bulabilir. Yeter ki Türkiye buna öncülük etmede kararlı davransın, sahipsiz kalan örgüte sahip çıkabilsin, dünyanın değişen şartlarına uygun olarak örgütün yapısını ve işleyişini yeniden formatlayabilsin...
Next 11 üzerine yapılan çalışmaların gösterdiği bir gerçeğin altını tekrar çizelim: Dünyanın parlayan yıldızları arasında sayılan 11 ülkenin 7'si D-8 üyesi. Demek ki, D-8 projesi stratejik öngörüyle doğru planlanmış bir projeymiş. Ülkeleri doğru seçilmiş, 13 yıl sonrası daha o zamandan görülmüş, sağlıklı bir örgüt yapısı kurulmuş.
Eğer Türkiye 13 yıl önce kendi kurduğu D-8 örgütüne gereği gibi sahip çıkabilseymiş, planlanan projeleri hayata geçirmeyi başarabilseymiş bugün pekala Çin, Hindistan ve Rusya gibi küresel ölçekte dev bir ülke olabilirmiş.
Bugünkü gibi bölgesel bir güç olabilmek için çabalamak yerine küresel bir güç olarak konumunu daha da pekiştirmek için çalışıyor olabilirmiş.
Next 11 projesinden Türkiye'nin aslında ne kadar büyük bir fırsatı elinden kaçırdığını anlıyoruz. Ama kaçan bu fırsatın peşinden koşması, yeniden bir fırsat oluşturmak için öncelikle D-8'i ayağa kaldırması gerektiğini de biliyoruz. Acaba bizi yönetenler de bunu biliyor mu?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



