Dün veya daha evvelki günlerde isteyip de ele geçiremediğimiz şeylere üzülürüz.
Yapmak isteyip de yapamadığımız şeylere üzülürüz.
Beklemediğimiz, ummadığımız şeylerin başımıza çıkmasına üzülürüz.
Peki, bu üzülmenin faydası var mı?
"Ağlamakla ölen geri gelmiyor" diye bir atasözümüz var.
Onun için sevgili peygamberimiz ölü üzerine bağırıp çağırarak ağlamayı yasaklamış.
Müslüman insan "ve fi küllin hayrun/Her şeyde hayır vardır" demeli ve yoluna devam etmelidir. (Müslim, Kader, bab: 34, hadis: 2664)
Allahın koyduğu tabiat kanunları ile şeriat kanunlarına aykırı olmayan işleri yeniden yapmaya devam etmeli ve başarırsa Allaha şükretmeli, başaramazsa "Vardır bunda bir hayır" deyip yeniden başka bir işe koyulmalı.
Psikolojinin profesörü bir dostum, tefsir derslerime devam ederken o günlerde İstanbul'a geldikten sonra tanıdığım biri intihar etmişti.
Psikologa, "Bu adamın dünyevi hiçbir sorunu görünmüyordu, intihar öncesi yazdığı gerekçesi de çok basit bir şey, bu nedir?" dediğimde "Hocam, ondan daha basit sebeplerden intihar edenler var. Onlar o küçücük şeyi büyütüyorlar, büyütüyorlar ve o büyük dağın altında kalarak ölmektense kendini öldürmeyi tercih ediyorlar" anlamında şeyler söylemişti.
Biz, intihar etmiyoruz ama birçok gönül ufkunu kara perdeyle kapatıyoruz.
Umut ışıklarımızın üzerine kara bulutlar gönderiyoruz ve olumlu arzularımızı, isteklerimizi intihar ettiriyoruz.
Rabbimiz "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz" ayetiyle kara bulutlarımızı kaldırıyor. (Zümer suresi ayet: 56)
Eskiler, "Habbeyi kubbe yapmak" diye bir şey söylerler. Yani incir çekirdeği kadar bir sorunu gökyüzü kadar büyütmeye derler.
Tekvir suresinde, İnfitar suresinde ve diğer surelerde tasvir edilen kıyamet sahneleri vardır.
İşte böyle bir zamanda, yani yıldızların ateş topu olarak üzerine döküldüğü, dağların havada uçuşan kıllar haleni geldiği bir zamanda "Müslüman insan yarın kıyametin kopacağını bilse elindeki fidanı eker" buyurmuş sevgili peygamberim.
"Elle gelen düğün bayram" demiş atalarımız. Gücümüzün üzerinde olan şeylerden bizi sorumlu tutmayacağını Bakara suresinin 285'inci ayetinde haber vermiş.
Biz gücümüz oranında olan sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışalım.
Kuş gibi, çiçek gibi günlük görevlermizi yapalım.
Düne üzülmeyelim, çünkü geçen geçmiştir.
Yarını dert edinmeyelim, çünkü gelmemiştir.
Sabahın sahibine bırakalım yarını.
Ama biz her sabah kuşlar gibi yeniden kanat çırpmaya ve Rabbin hazinelerinden hem tenimizin gıdasını, hem canımızın gıdasını aramaya çıkalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



