Fevri hareketler genelde insana zarar verir. "Öfkeyle kalkan zararla oturur" gibi bir şeydir bu. Düşünmeden ağızdan çıkan sözün insanı bağladığı, esir aldığı gibi. Toplum olarak fazla düşünmüyoruz. Fazla düşünmemekle de kalmıyor unutulmaması gereken, ibret alınması gereken her ne varsa, her ne olduysa bir kenarda bırakıyoruz, unutuyoruz.
Düşünmek ve o düşünceyle hareket etmek ama her şeyde düşünmek, insanın vazgeçilmezleri arasında olmalıdır. İlkeli olmanın, mantıklı olmanın, tutarlı olmanın, doğru hareket etmenin en iyi ve etkili yolu düşünmeden geçer. Yeter ki sağlıklı düşünelim, bir şeyleri göz ardı etmeden düşünelim, etraflıca düşünelim. Düşünmek insana çoğunlukla zaman kaybettirse de düşünen her zaman kazanır. Akıllı hareket etmenin yolu düşünmekten geçer. Kısa vadede olmasa da zaman gelir akıllı hareket etmenin karşılığı alınır. İnsanların zarara uğraması, canının yanması, başarılı olamamasının saikleri yeterli bir düşünce içinde olmamak kadar düşüncesizliğin de bir sonucudur.
Düşünmeyi bir tutum haline getirmek beyni de güçlendirir ve zinde tutar. Düşünen insan kitaplarla kendini geliştirir. Her kitap olmasa da kitaplar insana mutlaka fayda sağlar. Sadece kitaplar da elbette düşünceyi daha kalıcı yapmaz ve sağlamlaştırmaz; çevreler, çevrelerdeki değişimler, farklılaşmalar, gelişmeler, alışılmışın dışındaki mekânlar, görülmedik ve gezilmedik yerler ve ilginçlikler düşüncenin gücüne güç katar.
Düşünmek kadar hatırlamanın da hayat içine kadar elzem olduğu bir bilinebilse! Ama bilmiyoruz, boş veriyoruz, önemsemiyoruz ve umursamıyoruz. Sonunda kaybeden oluyoruz. Kazanmanın zorluğunu bilmemize rağmen kolay kaybedenlerden oluyoruz. Dikkat ve tedbiri elden bırakıyoruz ve bunun cezasını ağır ödüyoruz. Ne acı, ne elem verici bir durumdur ki geçtiğimiz günlerde Hakkâri Çukurca'da 24 askerimizi şehit verdik. Elbette esas konumuz bu değil ama yüreği acı ile dolan insanları hamasi nutuklar atarak teskin etmek yerine kalıcı çözümler bulabilmek için iyi düşünmek gerekir. Teröristler her hâlükârda eylemlerini gerçekleştirmek isterler. Teröristler yok edilemezse de önlerine bir set çekilebilir, dizginlenebilir. Anlaşılan o ki kafalar bölünüyor; gerçekleştirilmek istenen amaca odaklanmıyor veya odaklanılamıyor. Geçmişte yaşananlardan da dersler alınmıyor!
İnsanda bir cevherin olması o cevherin bilinmesine ve işlenmesine bağlıdır. Başarı: azimle, iradeyle gayretle ve en önemlisi de iyi bir düşünmeyle gelir. Asrımıza baktığımızda yakın zamanda 21 yüzyıla damga vuracak düşünürler çıkmıyor. İlim adamları, fikir adamları yeterince etkili olamıyor. Bunun nedeni de sanırız çevreyi saran olumsuzluklardır. Çocuklara iyi bir eğitim verilmiyor. Verilen eğitim gelecekte maddi kazanımları elde etmeye yönelik; aileler çocuklarını dershaneye gönderirken manevi bir yatırımdan ziyade maddi bir yatırımın düşüncesi içindeler. Ekonomik çıkar içine itilen bugünün küçükleri yarının büyükleri evde, çevrede ve okulda; kafalarında bilgisayar oyunları, entrikalarla, flörtlerle dolu dolu televizyon dizileriyle, magazin haber ve programlarında haftalık sevgili değiştiren sözde ünlüleri kendine model alarak yetişiyor. Bu haliyle yetişen çocuklar ilimde ve fen de nasıl başarılı olacak? Kaldı ki üniversitelerimiz dahi dünya sıralamasında sonlarda kendine yer bulabilmektedirler.
Düşünmek çaba gerektirir. Büyük bir çaba. Okumadan, gezmeden, görmeden, yaşananları süzmeden düşünmek hiçbir sonuç vermez.
Önemli konularda düşünmeyenler önemsiz konularla geçiştirmek durumunda kalırlar. Kolaycılığa kaçarlar, basitleşirler ve birer asalak gibi yaşamaya başlarlar. Son yıllardaki zihniyet değişimin saikleri de bunlardan kaynaklanmaktadır. İnsanlar bedavacılığa alıştırılıyor. Emek vermeden, ter dökmeden, çalışmadan bir şeylere sahip olmak, kısa yoldan köşeyi dönmelerin karşılığı halk yardakçılığı olan günümüz siyasetinin popülizmi ve oportünistliğidir. Siyasi popülizm düşünmenin, çalışmanın önünde en büyük bir settir.
Düşünme akıl yoluyla olur. "Dini olmayanın aklı yoktur" söylemi düşünen insanlar için bir ibret vesilesi olmalıdır. Dine inanmadığı halde veya hak dine inanmadığı halde başka dinlere inananların düşüncesiz olduğu gibi bir düşünce içinde değiliz. Düşünen ve çalışan her insan emeğinin karşılığını alır. Allah çalışana veriyor. Zira her insan birer kuldur. İnanarak, amel ederek çalışanın mükâfatı daha bir anlamlıdır. İnanan fertler olarak çalışmalı çok çalışmalıyız. Ama her şeyden önce de düşünmeliyiz. Düşünmenin önündeki engeller de aradan kaldırılmalıdır. İnsanı boş yere oyalayan, faydasız, malayani işlerden geri durulmalıdır. Bilinmedik şeyler öğrenilmeli, boş ve sonuç vermeyecek tartışmalardan kaçınılmalıdır. Zamanı ekonomik kullanmalı, gereksiz ve lüzumsuzluklarla ilgilenilmemelidir.
Düşünmeyişimiz genel olarak bir hastalık gibi beyinleri istila eden atalettir, tembelliktir. Zihniyet dönüşümüdür. Helal-haram dairesinden uzaklaşmadır. Bunların genel bir sonucu olarak olabildiğinden çok politize olmaktır. Dini konularda ehilsiz olup ahkâm kesmektir. Bilmediği halde hemen hemen her konuda bilgiçlik taslamaktır. Önemsizi önemli yaparak insanları, toplumu ve yargıyı boşu boşuna oyalamaktır. Hiçbir önem arz etmeyen bir ceviz kabuğunu doldurmayan konuları bir cinayetle sonlandırmanın mantıksızlığını bir düşünün lütfen! Boşu boşuna heba olan yıllar, ölenler, öldürülenler, yaralananlar düşüncesizliğin bir sonucudur ve düşüncenin önündeki engellerden sadece bir kısmıdır. Bir de düşünen fikir adamları var, düşünce suçluları var... Düşüncenin önündeki engeller kaldırılmaya çalışılsa da gazeteciler, yazarlar, şairler hâlâ düşünce suçlusu olmamak için kalemine dikkat etmenin gayreti içindeler.
Düşünürlerin yaşadığı baskı, korku ve gelecek endişesi de sıradan insanların önündeki engeller gibi düşünceler bölünüyor, bloke oluyor ve akamete uğruyor. Başkalarının özgürlüğünü kısıtlamayacak nitelikte düşüncelerin boy atması dileğimizdir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



