Yazarların meydana getirdiği eserinde inandığı ve bağlı bulunduğu inanç ve düşünce felsefesinden izler taşır. Bazılarının fanatik, bağnaz tutumları daha belirgindir. Yazdıkları tamamen ideolojiktir, siyasidir, güdümlüdür. Her yazarı böyle bir kategoriye koymasak da bu gerçek değişmez. Etliye sütlüye karışmayan neviinden yazılar yazanlar da vardır. Bu tür yazarlar magazinel bir durumla her döneme ayak uydururlar. Sosyaldirler, çağdaştırlar, fantastik ve fantaziktirler.
Yazarlar elbette kendi inanç ve düşünce sistemine göre yazacaklardır. Bunda garipsenecek bir durum da yoktur. Ancak, her konuşmasında demokratik, her türlü düşüncelere açık ve saygılı olduğunu ifade edenler bir kesimi veya kendi düşüncesiyle paralellik arz etmeyen düşünce sahibi yazarlara, insanlara, kitlelere ön yargıyla bakmakla kalmıyorlar taraf olup belirli güç odaklarıyla durmadan saldırı içinde oluyorlar. Dolayısıyla "her düşünceye saygılıyız" sözleri mesnetsiz ve boşlukta kalıyor. Varsa da yoksa da kendi düşüncem ısrarı ayniyle vaki olup da kendi başlarına geldiğinde ise vaveylayı basıyorlar.
Türkiye'deki yazarları her gruba ayırmak mümkündür. Bir kısmına katılıp bir kısmına da katılmadığımız yazar nitelemelerine göre; Demokrat, demokratik özgürlükçü, sosyal demokratçı, solcu, ulusalcı, ulusal solcu, Marksist, devrimci, marjinal, radikalist, ateist, sağcı, merkez sağcı, liberal sağcı, İslamcı, liberal İslamcı, muhafazakar, dinci, fundamentalist, ülkücü, milliyetçi, Türkçü... vs. Hemen hemen her yazar bir kimlik taşıyor. Taşınan kimlikleri kimi yazarlar kabul edip etmemekle birlikte, yapıştırmalardan, yaftalamalardan söz etmek de mümkündür.
Televizyondaki reyting sâriliğine karşılık kendi grubunu oluşturan, kendi starını, yıldızını oluşturan (!) kitleleri yönlendiren ve bu uğurda popülizm adına takla üstüne takla atan yazarlar, yazar çevreleri bunların ağababaları göz ardı edilemez. Reyting üzerine ne dolaplar dönüyor bunu tahmin etmek pek zor değil ama ya şu çok satan veya sattıran yazarlar ve kitaplara ne demeli?
Popüler kitaplar ve popüler yazarlar...!
Bir yazarın çok kısa sürede birinci katın birinci merdiveninden son katlara doğru çok süratle yükselebilmesi mümkün müdür? Asla! Ama yükseliveriyorlar işte! Satılmayan kitaplar satılıyor gösteriliyor. Medyanın okutturamadığı kitaplar başka şekilde okutturuluyor. Kitleler bir yerlere kanalize ediliyor. Ve sonra da o yazarların kitabını okuyanlar şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Medyanın tanıttığı yazarları yakından takip edenler bu işin içinde başka işlerin de olduğunu muhakkak göreceklerdir. Hem parasal hem de etnik bir sirayet ve güç birliğinin oluşumu ulusal arenada da kendine yer bulabilmektedir. Parlayan yıldız parlamıştır ve çıkabildiği yere çıkmıştır bir kez. Artık eften püften bir şeyler karalasa da büyük bir yazardır artık! Markalaşma gerçekleştikten sonra artık istediğinizi yazarsınız, kendinizi sıkmadan, sıkılmadan ve utanmadan. Milletin değerlerine hakaret de edebilirsiniz alay da edebilirsiniz. Tarihe malolmuş en güzel insanları istediğiniz kılıfa sokabilirsiniz. Bazı pop müzik icra eden sözde sanatçıların dini duygulara ve değerlere saldırdığı gibi veya dizilerde manevi şahsiyetlere ait isimlere kötü roller biçerek bu ahlaksızlığı ve bu imansızlığı da gösterebilirsiniz. Okur ve özellikle de şahsiyet sahibi okur kendi yazarına sahip çıkmalıdır.Kendi değerlerini savunan yazarların ürettiklerine daha güzel ve yeni ürünler ortaya çıkarmasına okuyucu, şuurlu okuyucu sahip çıkmalıdır!
Bu ülkenin yozlaşmasına, milli kimliğin soyutlaşmasına; benliğin körpeleşmesine, dini değerlerin bir mücadele alanına çevrilmesine razı değilseniz kendinizi temsil etme noktasında kendi yazarınıza destek vermelisiniz, sahip çıkmalısınız, diyoruz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




