Yıl 1998
Cağaloğlu'nda dostları ziyaret ediyorum. Berfin yayınlarından İsmet Arslan yeni çıkan kitaplardan takdim ediyor. Takdim ettiği kitaplardan biri şiir kitabı. Kitabın ismi "Bora için şiirler". Teşekkür ediyorum. Kitabı bir solukta okuyorum. Kitabın yazarı, Bora Gözen'in annesi. Bir anne, uzak diyarlarda kaybettiği oğlu için, ağıtlarını dizelere döküyor. Peki bir anneye oğlu için şiir yazdıracak kadar soylu bir davranışa iten sebep ne?
Yıl 2009
İsrail Filistin'de taş üstüne taş bırakmıyor. Filistin için milyonlar meydanlara dolup taşıyor. Sokak gösterileri. Yeminler. Kızgınlıklar. Öfke. Utanç.
Yıl 1973
Lübnan'da Nahr el Bared kampı. Kampta Türkiye'den gelen on bir tane genç bulunuyor. Amaçları Filistin'e özgürlük mücadelesine destek. Kampta askeri-politik eğitim alacaklar ondan sonrası Allah Kerim. Kilometrelerce yolu idealleri için gelmişler. Filistin'e özgürlük. Kampta bulunan on bir kişiden biri de henüz 30'lu yaşlarda olan Bora Gözen.
Kampta faaliyetler yeni başlamıştır. İsrail'e nerden ulaştırıldığı bilinmeyen bir istihbarat gelir. İsrail deniz komandoları harekete geçer. Bir gece ansızın kampa baskın düzenlenir. Gece yarısı düzenlenen baskında ilk katledilen Bora Gözen olur. Nöbetçidir. Olası bir saldırı durumunda arkadaşlarını uyandıracaktır. Haliyle kurşunların ilk isabet ettiği beden onun bedenidir. Gökten yağan bomba ve sıkılan kurşunlarla sekiz genç olay yerinde can verir. Üç kişi sağ olarak kurtulur. Türkiye'de etraf toz dumandır. Katledilen gençler çabuk unutulur. Diplomasi sessiz ve acizdir. Gençlerin öldürülmesi vakayı adiyedendir.
Yıl 1982
Olayın ardından gençlerin aileleri evlatlarının akıbetlerini merak ederler. İçlerinde binbir umut vardır. Fahriye Gözen de oğluna umutla bekleyen annelerden biridir. Ama o oğlunu beklerken akıttığı göz yaşlarını dizelerle de buluşturur. Oğlunun arkadaşlarından, yakın çevresinden haber gelmesi için çırpınır durur. Dizelere sığınır. 1982 yılında bir acı haber gelir. Oğlunun Filistin'de öldüğünü öğrenir. Bir türlü inanmak istemez. Oğlunun arkadaşları "Sıkı yönetim olduğu için Bora öldü demişlerdir yurt dışındadır gelir" diyerek Fahriye Gözen'i teselli ederler. Yeniden yeşerir Fahriye Gözen'in umutları. Beklemeye koyulur, oğlunu. Sil baştan şiirler yazar. Bir gün nasıl olsa çıkıp gelecektir ama mutlak gelecektir Bora.
Yıl 1989
Artık beklemeye dayanamayan Fahriye Gözen Nahr el Bared'den şans eseri kurtulan ve İsrail'de yaşadığı esaretin ardından Türkiye'ye dönen Faik Bulut'tan bütün gerçekleri öğrenir. Yıkılır. 16 yıl beklediği oğlunun öldüğünü öğrenir. Katledilen oğlunun son bir kez olsun öpüp koklayamamıştır. Gidip başında ağlayabileceği bir mezar dahi yaptıramamıştır oğluna. Başka bir coğrafyada bambaşka insanlar için ölen bir oğul. Yıllarca çektiği bu özleme daha fazla dayanamaz Fahriye Gözen. 2001 yılında vefat eder. Dile kolay, oğul hasretiyle geçen 28 yıl. Her sabah yeniden tazelenen bir acı.
Bu yazıyı yazarken, kitabı yeniden okumaya çalıştım ama olmadı. Bir duygu seli aldı götürdü beni. Tarifi edilemez acılar. Ülke. Yalnızlık. Esaret. Gerçekler. Tarih.
İdealleri için yollara düşen bu sekiz tane genç, dev gibi genç her şeye rağmen unutulmamıştır. Fahriye Gözen'in şiirlerinin unutulmayacağı gibi. İnsanlığın çıktığı ışıklı yolda yürümeye devam edeceği gibi.
Fahriye Gözen'in oğlunun Nahr el Bared'de öldüğünü öğrendiği zaman yazdığı şiir:
İnanamadım
"Ama o günden beri
Yedi temmuz sekseniki
Ben, ben değilim
Seni bir yerlerde sanmak
düşünmek
ummak
beklemek
inanmak, inanmaktı yaşamak
şimdi ben neylerim ?
"Bora için şiirler" Kora yayınları - Fahriye Gözen, 1998, İstanbul


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




