Geçtiğimiz yıl basın organlarımızın bazısında Amerika'nın yayınladığı bir rapordan bahsedildi.
Rapor 1988 yılında yapılan bir çalışmayı yansıtıyordu. Bu rapora göre Amerika bütün dünyada aileye yönelik bir faaliyette bulunmuş. Ailenin helâkine yönelik bu çalışmanın 15 yıl sonra açıklaması şöyle yapılıyordu:
"Bütün dünyada hedefimize ulaştık; sadece Türkiye'de netice alamadık. Bunun sebebi de Türkiye Müslümanları inançları gereği aile bağlarına son derece bağlı. Dinlerinden aldıkları enerji ile sağlam bir aile yapısına sahipler ve aile fertleri de koparılması hemen hemen imkânsız şekilde birbirlerine sadıklar. Bundan dolayı Türkiye'de aileyi parçalayamadık.
Ama bu böyle gitmeyecek.
Yeni planlarımızla Türkiye'de de aile yapısını değiştireceğiz.
Yapacağımız çalışma çok kolay olacak. Yakında Türkiye'de özel televizyonları faaliyete geçireceğiz. Buralarda başta Amerika'da çekilen filmler oynatılacak. Modalar yaygınlaştırılacak. Kadınlar ekonomik özgürlük gerekçesiyle evlerinden koparılacak. Televizyonla bu işi bitireceğiz. Hem de çok yakında bu ülkenin aile yapısı da kontrolümüze girecek..."
Açıklama üç aşağı-beş yukarı böyle.
Gel gelelim neticeye:
Şimdi kim iddia edebilir ülkemizin insanlarının 1988 yılındaki aile yapısına sahip olduğunu?
Türkiye'de aile yapısı felç oldu.
Felaketler bir-iki, üç-beş değil; toplumsal cinnet haline dönüştü. Yeni evlilikler uzun sürmüyor. Cicim ayları çabuk geçiyor ve neticesi hüsran ile sonuçlanıyor.
Bir toplumu imha etmenin yolu öncelikle o toplumun aile kurumunu yıkmakla başlar. Maalesef Türk toplumunun aile yapısı felaket çanlarını çalmaya başlamıştır.
Toplum olarak helâke sürüklenmeden, gelin bu sakim gidişata dur diyelim. Aile kurumumuza sahip çıkalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



