Türkiye aylardır bir cinnet hali yaşıyor; hukuk dışı bir yapılanma, bu yapılanma ile ilişkisi olduğu iddia edilen kişiler, silahlar, bombalar ve gözaltına alınan onlarca kişi...
Hukuk dışı bu yapılanma ile ilgili hazırlanan iddianame binlerce sayfayı buluyor. İddianamede yer alan kimi bilgiler, ilişkiler, isimler insanı gerçekten şaşırtıyor, hatta sarsıyor. "Nasıl böyle bir şey olabilir, bu isimler nasıl bir araya gelebilir?" sorusu, hazırlanan iddianame ile ilgili en çok yorum yapılan konuların başında yer alıyor.
Hukuk dışı yapılanma ile ilgili açılan davanın görülmesine başlanmışken, peşinden gelen yeni gözaltılar, kafaların tekrar karışmasına neden oldu. Bu sefer gözaltılarla birlikte yeraltından insanı dehşete düşürecek boyutlarda silahların, bombaların çıkması da, endişe ve tedirginlikleri bir kat daha artırdı.
"Hukuk dışı bu yapılanma ile ilgili yürütülen soruşturma nereye kadar genişletilecek, nasıl bir seyir izleyecek; açılan davadan nasıl bir sonuç çıkacak?" sorularına adalet mekanizması cevap verecek. Bekleyip göreceğiz.
Ama bütün bu ilişki ağlarına, hazırlanan iddianamede yer alan suçlamalara, gözaltına alınan kişilere, silahlara, bombalara baktığımızda şu sorunun cevabını toplum olarak hep birlikte aramak ve bulmak zorundayız:
-"Mutfakta kim var?"
Türkiye'nin geleceğine yönelik suikast planları nerede ve kimler tarafından hazırlanmakta, nasıl kotarılmakta, kimlere servis ettirilmek istenmektedir?
Türkiye'deki hukuk dışı yapılanmaları besleyen, koruyup kollayan gizli elleri sadece ülkemiz içinde ararsak, yanılırız.
Resmin bütününü göremeyiz, mutfakta yemeği pişirenlere ulaşamayız.
Türkiye'de bu hukuk dışı yapılanmanın ortaya çıkartılmasıyla birlikte yaşanan cinnet hali; karşılıklı suçlamalar, partizanca tutumlar, siyasi şovlar vs. nedeniyle, mutfakta kimin olduğu sorusunun sorulmasına imkan tanımıyor.
Kamuoyu ayrıntılarla meşgul ediliyor, kamplaştırılıyor, gözaltına alınan kişiler üzerinden çeşitli kampanyalar yürütülmeye çalışılıyor.
Oysa ki, herkesin, adalet mekanizmasının tam olarak işleyebilmesi, yargının adil olarak hükmünü verebilmesi için üzerine düşen görevi yapması gerekir. Yargı rahat bırakılmalı, tüm etkilerden uzak olmalı ki, suçlu ile suçsuzu birbirinden ayırt edebilsin, hukuk dışı yapılanmalara karşı hukukun gücünü ortaya koyabilsin.
Yargının yapabileceği hukuk dışı yapılanmanın servis elemanlarını ortaya çıkartmak, cezalandırmak olacaktır. Ama "mutfakta kimin olduğu" sorusu, yine cevapsız kalacaktır.
Hangi ülke ya da ülkeler, Türkiye'deki hukuk dışı yapılanları desteklemekte, örgütlemektedir?
Hangi istihbarat örgütleri bu yapılanmaları büyütmekte, organize hale getirmekte ve kendi çıkarlarına hizmet ettirmektedir?
Türkiye kendisine yönelik uluslararası tuzakları hazırlayan karanlık elleri bulmadan, onlarla hesaplaşmadan hukuk dışı yapılanmalardan kurtulamaz; biri ortaya çıkartılsa kısa sürede yenileri kurulur, beslenir, büyütülür.
Bu nedenle küresel güçlerin av sahasında olan ülkemizin kendisine yönelik suikastlarla, tuzaklarla baş edebilmesi için her şeyden önce kendi içinde birlik-beraberliğe, siyasi kararlılığa ve toplumsal desteğe ihtiyacı vardır.
Ülkemizi şer güçlerin elinde oyuncak ettirmek istemeyen herkes sorumlu davranmalı, üzerine düşen görevi eksiksiz yapmalıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



