Milli Görüş geleneğinden gelen belediye yönetimlerinin efsaneleşen başarıları malum...
Bu gelenekten gelmeyen ama halka yakın duran bir belediye başkanının ilginç bir öyküsünü bu sütunlara almak istiyorum...
Öykü şöyle bir sahneyle başlıyor;
Bir anne, oğluna iş istemek için bir Belediye Başkanı'nın boynuna sarılıyor..
-Oğlum işsiz, senden oğlumu işe almanı istiyorum..
Başkan'ın hemen her gün önüne bu türden onlarca talep geldiği için önce duymazdan geliyor..
Fakat daha sonra annenin kendisiyle ilgili anlattığı bir olay tabir caizse Başkan'ı "can damarından" vuruyor..
Kadının anlattığı olay şu;
"Sen daha küçücüktün; 6-7 yaşlarında idin.. Çobanlık yapıyordun, babanla birlikte... Bizim köyün yakınına kadar gelmiştiniz.. Benim babam İhsan Ağa da çobanlık yapıyordu... Vakit öğle vaktiydi. Yemek için azık torbası (ekmek sarılan bez) açıldığında senin ekmeğinin içinden sadece çökelek çıktı... Babam, o çökeleki alarak sana kendi peynirinden verdi... Hatırladınız mı?.."
Bu cümleler karşısında Başkan'ın gözleri dolar..
-Hatırladım der... Hatırlamaz mıyım? Senin oğlunun adı Saadettin miydi? En yakın zamanda gelsin işe başlasın...
Şimdi gelelim olayın kahramanlarına...
Partileşme çalışmalarına bilinmeyen nedenlerle aniden nokta koyan ama hâlâ adından söz ettiren solun önde gelen isimlerinden Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, memleketi Erzincan'a gerçekleştirdiği ziyaretlerinden birindeydi...
Sarıgül birkaç yıl önce Erzincan'ın İliç ilçesine bağlı Kuruçay Köyü'nde annesi adına restore ettirdiği caminin açılışını yaptı...
Yukarda anlattığım olay da bu caminin açılış töreninde gerçekleşti..
Olayı anlatan kadın, Mustafa Sarıgül'ü siyasette bugünlere taşıyan bir köyden... Leventpınar Köyü'nden... Kimilerine göre 'Cumhuriyet'ten..
Leventpınar Köyü'nden Hecergilllerden Zeynep Özhan, törende Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün boynuna sarılıp yıllar önce gerçekleşen bu ilginç anektodu anlatıyor...
Ve ardından işsiz oğlu Saadettin için iş istiyor...
Mustafa Sarıgül de aynı törende Hecergilin Zeynep'ine 'oğlu' için iş sözü veriyor..
Peki Hecergilin Zeynep'i ile Mustafa Sarıgül'ün yolları geçmişte nasıl ve nerede kesişti?
Zeynep Özhan, Leventpınar'a gelin gitmeden önce yine İliç'in bir köyünde, Pembesor'da (Çörekli) idi... Baba köyü idi burası... Sarıgül'ün köyü Gösge ile Pembesor birbirine çok yakın iki köy...
Zeynep Özhan'ın babası İhsan ağa ile Mustafa Sarıgül'ün yollarının kesişmesi işte bu iki köy arasında vuku buldu.
İhsan Ağa, azığındaki peyniri, küçük Mustafa'yla (Sarıgül) burada paylaştı...
Sarıgül'ün hafızasından asla silinmeyen bu fotoğraf yıllar sonra başka bir vesileyle çıkıp geldi.
Sarıgül, Şişli'de ilginç icraatlara imza atıyor.
Bu da başka bir yazının konusu...
Bakanlığın 'racon kesen' açıklaması
Kütahya'da gümüş madeni işletmesindeki 'çevre felaketi' dolayısıyla yazdığım "Bakan Veysel Eroğlu sınıfta kaldı" yazıma Bakanlıktan cevap geldi. Virgülüne dokunmadan açıklamayı buraya alıyor, takdiri siz okurlara bırakıyorum:
"Sayın Adnan ÖKSÜZ
Milli Gazete
Gazetenizin bugünkü (13 Mayıs) nüshasında yayınlanan "Bakan Veysel Eroğlu sınıfta kaldı" başlıklı yazınızla alakalı olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Gazetecilerin okuyucularına karşı en büyük mesuliyetleri doğru, tarafsız, ilkeli haber ve yorum ulaştırmaktır.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunur ve yazı yazılırsa neticede sizin yaptığınız gibi yanlışa düşülür.
Kütahya'da, özel bir şirkete ait gümüş madeni işletmesinde 7 Mayıs 2011 tarihinde atık barajı setlerinden birinin çökmesi üzerine Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, derhal talimat vererek, Bakanlığımızdan uzman bir ekibi bölgeye göndermiştir.
Uzman ekip, aynı gün Kütahya'ya ulaşmış ve çalışmalara başlamıştır. Sürekli numuneler alınmış ve analiz neticeleri kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 9 Mayıs Pazartesi günü bizzat Kütahya iline giderek, olay yerinde incelemelerde bulunmuş ve son durum hakkında kamuoyunu bilgilendirmiştir. Ayrıca söz konusu şirkete alması gereken tedbirlerle alakalı gerekli talimat Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu tarafından verilmiştir. Bu doğrultuda gerekli tedbirler alınmakta olup, şu an itibarıyla bölgede herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir. Ayrıca Bakanlığımız ekipleri sürekli olayın takipçisidir.
Yazınızda yer verilen "Sayın Bakan, bu tesis bir medya patronuna ait olmasaydı da aynı tutumu sergileyecek miydiniz? Şimdiden sınıfta çaktınız Sayın Bakan" ifadesi çirkin olduğu kadar doğruluktan yoksundur.
Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nun önceliği her zaman vatandaşlarımızın ve çevrenin korunmasından yana olmuştur. Uygulamalar herkes için aynı olup, kişilere ve kurumlara göre değişmemektedir.
Netice itibariyle yazınızın herhangi bir araştırmaya dayanmadan tamamen masa başında hazırlandığı çok açıktır. Son söz olarak masa başı gazeteciliği yapan birisinin Sayın Bakanımıza not verme haddi değildir. Bu konuda takdir her zaman aziz milletimizindir.
Göndermiş olduğumuz cevap metni, kanuni haklarımız saklı kalmak kaydıyla, aynı sayfada, aynı köşede, aynı puntolarla yayınlanmak üzere bilgilerinize sunulur.
Çevre ve Orman Bakanlığı
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği"
'Darbe mi oldu ne!' dedirten anons
"Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfâdıyız
Tufanları gösteren tarihlerin yâdıyız"
Pazar sabahı erken saatlerde İstanbul henüz uykudayken birden yerimden fırladım..
Evet yanlış duymamıştım, dışardan gelen ve kulakları tırmalayan yüksek sesli anons 'Harbiye Marşı' idi..
Hay bin anons, darbe mi olmuştu, ne?
Antidemokratik 28 Şubat sürecinde askerlerin katıldığı toplantılardan ekranlara yansıyan, sık işittiğimiz marştı bu...
Pencereden baktığımda ne göreyim: Balyoz Davası'nın 1 numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın seçim aracı... Anons da buradan yükseliyor..
Malum, Çetin Doğan İstanbul 2. Bölge'den bağımsız milletvekili adayı..
Ne kadar oy alacağını şimdiden merak ediyorum...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



